Basından
Diyanetten 4+4+4'e Destek!![]() Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Müslüman bir ülkede herhangi bir insanın isteğe bağlı olarak çağdaş okul ortamında İslam dininin en temel kaynağı olan Kur'an-ı Kerim'i hem yüzünden hem de anlamını öğrenme talebinin makul ve masum bir talep olduğunu ... |
İmam Hatiplerin Orta Kısımları Açılıyor![]() TBMM Genel Kurulu'nda zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun teklifinin 9. maddesinin görüşmelerinde, AK Parti Grup Başkanvekillerinin imzasıyla önerge ... |
Perşembe, 02 Temmuz 2009 03:27
İsrail Seçimleri ve Filistin Barış Görüşmelerinin Geleceği
-Filistinli bir gazeteci yazar tarafından İsrail’in seçim sonuçlarını açıklamasının hemen ardından kaleme alınmış bir yazı... Değerlendirme/yorum ya da öngörüler...
Yazar hayli isabetli tespitlerde bulunmuş gözüküyor. Şu anki durum ve yazıdaki öngörüleri karşılaştırmanız için yayınlıyoruz... -
İsrail 18. dönem Knesset meclis seçimleri ve düşündürdüklerinden bahsetmeden önce ön bilgi olarak şu noktaları belirtmeliyiz: İlk İsrail genel seçimleri 1949 Ocak ayında yapıldı. Sözü geçen kurucu meclise Knesset isminin verilmesi ve 120 üyeden oluşması kararı da aynı tarihte gerçekleşti.
İsrail devletinin kurulduğu 1948 yılından Likud Partisi’nin ilk defa yönetimi devraldığı 1977 yazına kadar ise hükümet yönetimi İşçi Partisinin elindeydi.
Her genel seçim öncesi Knesset meclisinde daha fazla sandalye almak uğruna yaşanagelen partisel hareketlilik; cepheleşmeler, parçalanmalar, kopuşlar, iltihaklar ve seçim ittifakları… Seçim sonrası ortaya çıkan durum ise genelde hep aynı oldu: Siyasi, toplumsal ve ekonomik hayatta yakın ya da aynı duruş ve amaçları olan partilerin koalisyon ya da cephe hükümetleri kurmaları.
İsrail’de Politik Manzara
İsrail’de şu ana kadar, başka bir deyişle İsrail devletinin kuruluşunun üzerinden geçen altmış küsur senedir değişmeyen siyasal olgu, zamanla ya da seçimde her partinin kendine destek ve güç sağlama amacı gerçekleştikten sonra, ittifak ve seçim bloklarının neredeyse tamamının yıpranıp tükenmesi olgusudur. Örneğin -vereceğimiz örnekle meseleyi sınırladığımız düşünülmesin- İşçi Partisi, gerek sol kanatla koalisyon şeklinde, gerekse diğer şekillerde defalarca İsrail hükümetinde bulunan İşçi Partisi bu olgunun en somut örneğidir.
Şimdilerde Likud Partisi, sağcı partiler, merkez partiler ve İşçi Partisi’nden ayrılıp Büyük İsrail Devleti ideolojisini benimseyen bazı üyelerle bir ittifak içinde. 1977 yazındaki seçim zaferinden sonra Likud’un yıldızını bu kadar yükselten ve kitle partisi olma fırsatını ona sunan şey de aslında ve kesinlikle -başarılı bir siyasetle- Arap azınlığın bazı siyasi fraksiyonlarını seçim oyununa sokmuş olması.
10 Şubatta gerçekleştirilen 18. Knesset meclisi seçimlerinde, İşçi Partisi’nin
karşısında yükselişe geçen Yisrael Beytenu (Arapçası ‘israil beytüna’: israil evimiz) ile birlikte İsrail’de yeniden şekillenen siyasi yapıyı başlıca şu fraksiyonlar oluşturuyor: Kadima Partisi, Likud İttifakı, Rusça konuşan elit Yahudi toplumu temsil eden Yisrael Beytenu partisi, Şas ve Mifdal hareketi tarafından temsil edilen doğu ve batı İsrail dinci partileri, Arap azınlık ittifakı partileri, artık hayli yaşlandığı için çöküş yaşayan İşçi Partisi ve çok sayıda küçük partiler…
Bu bağlamda, seçim sabahı, Knesset meclisinde varlığı temsil edilen elliden fazla siyasi parti olduğunu belirtmemizde yarar var.
Kurulması Olağan Yeni Hükümet
Son seçimin ardından, hükümet kurma konusu etrafında gelişen rekabeti görmemek mümkün değil. Bu noktada Kadima hareketi lideri Tzipi Livni, Knesset’te kazandığı 28 sandalye ile hükümeti kurma görevinin verileceği kişi gibi gözükse de, 120 üyeli Knesset meclisinde 27 sandalye kazanan Likud, sağcı fraksiyonlardaki 65 üye üzerinde etkiye sahip, sağ bloku toplamaya gücü yeten ve hükümet kurma konusunda en yetkin isim olarak karşımızda duruyor.(çevirenin notu: yazar haklı çıkmış gözüküyor.)
Ne var ki bunca siyasi rekabetin içinde ‘yönetimin sadık hizmetkârları’ olarak öne çıkan Yisrael Beytenu, her ne kadar hükümet oluşturma noktasındaki sayısal güç ve imkândan yoksun olsa da ortak politik paydalarından dolayı Likud’un Yisrael Beytenu ile yakınlık içinde olacağı açık.
Esasında her iki parti de Batı Şeria ve Gazze şeridini kapsayan özgür bir Filistin devletinin kurulması girişimine karşı ve başkenti Kudüs olan İsrail devleti konularında aynı görüşteler. Likud ve Yisrael Beytenu’nun Filistin toplumu üzerindeki işgalin artması ve sürekliliği ve işgal altında tuttuğu Suriye topraklarından (Golan Tepeleri) çekilmeme konusundaki katı tutuma alkış tutmalarını da ortak paydalarına eklemekte fayda vardır.
Yine her iki partinin lideri Tel Aviv yakınlarındaki Hertzelia’da sürdürülen konferanslar boyunca İsrail’de yaşayan 1,4 milyon Arap azınlığın İsrail’den sürülmesi fikri çerçevesinde görüşler yönelttiler. 1.4 milyon Arap azınlığın sürülmesi orta doğuda uzun vadede demografik dengeleri bozacak bir sorun…
Tüm bunların ötesinde Yisrael Beytenu ve Likud, Filistinlilere özellikle Gazzelilere karşı etkin askeri güç kullanımını öngören eksende sloganlar yükseltmekteler. Fakat aradaki siyasi söylem benzerliğinden dolayı Likud lideri Netanyahu, başkanlığını üstleneceği hükümet konusunda Yisrael Beytenu lideri Avigdor Liberman’ı yanına çekmeye yönelik girişimlerde bulunsa da; dört yıl İsrail’e hükmedecek hükümeti kurmak için Livni, gayretinin sonuca ulaşması için yoğun bir mekik diplomasisine ve görüşmelere başladı bile… Kadima lideri Livni elbette Liberman’ı bu mekik diplomasisinin dışında tutmuyor. Bunun sebebi, ilerde 15 sandalye ile Knesset’te ağırlığı bulunan Liberman’ın aşırı sağcı partileri de yanına alarak istedikleri takdirde gelecekte hükümeti düşürebilecek sayısal çoğunlukta hiç de hoş olmayan bir muhalefet cephesi oluşturmalarına mani olmaktır. Yeni hükümeti oluşturma çalışmalarının etrafında süregelen çekişmelerin arasında muhtemel oluşumlar şu şekilde öne çıkabilir:
1) Tüm üyelerini Kadima ve Likud’un oluşturacağı, başkanlığın dönüşümlü olacağı hükümet modeli. Şu kadarı var ki, özellikle Filistinlilerle ya da Suriyelilerle yapılacak görüşmeler konusu gündeme geldiğinde fraksiyonlar arasında yaşanacak kriz boyutunda anlaşmazlıklar kaçınılmaz gözüküyor. Daha ilerisinde ise hükümeti erken seçime götürmesi olağan kopuşların olması.
2) Knesset’te ezici çoğunluğu temsil eden, Kadima, Likud, Şas, ve Yisrael Beytenu tarafından oluşturulacak bir Milli Birlik Hükümeti. Bu da İsrailli analistlerin öngörüsü. Bu hükümeti bekleyen dezavantaj ise, Filistin ya da bazı Arap unsurlarla Kadima’nın barış görüşmesi girişiminde bulunması durumunda hükümette çoğunluğu oluşturan aşırı sağcıların girişimleri sekteye uğratarak –kısa bir soluğun ardından- tekrar siyasi krize yol açmaları.
3) Son olarak; Likud, Yisrael Beytenu, Şas ve küçük grupların oluşturacağı sağcı bir hükümet. Muhtemel bu hükümetin Knesset’teki temsil gücü ise 65 sandalye. İsrailli analistler ise tüm fraksiyonlarını sağcıların oluşturacağı böyle bir hükümetin sahip olduğu dar ufukla, içinde Amerika Birleşik Devletleri’nin de bulunduğu dünya politiğinde açılımlarda bulunamayacağı ve hükümet konumunda her an düşmeye meyyal duracağı görüşündeler. Spektrumundaki fraksiyonların katılığı bile aslında bu görüşü desteklemeye yeter.
Aslında İsrail’in yaşadığı bu son seçim ve düşündürdükleri arasında çok değinilmeyen ve fakat önemsenmesi gereken başka bir nokta var: Uzun yıllar İsrail’i yöneten, ülkenin endüstri siyasetine yön veren İşçi Partisi’nin popülaritesinin giderek düşmüş olması! Nitekim İşçi Partisi Knesset’te sadece 13 sandalye kazanabildi. Bu durumun ortaya çıkardığı sonuç, bize, İsrail toplumunun aşırı sağ görüşlere kaymaya başladığını ve küçük partilerin, İşçi Partisi’nin seçmen kitlesinden binlerce kişiyi zamanla koparacağını gösteriyor.
Konunun özünde ise analistler, seçimlerin Yisrael Beytenu’ya siyasi arenada gizli bir güç kazandırdığını düşünüyor. Çünkü seçim çalışmaları boyunca Yisrael Beytenu lideri Liberman aslında İsrailli seçmenin hislerine tercüman olmuş ve seçmenin düşüncelerini siyasi ortamda dillendirebilmiştir.
Barış Görüşmelerinin Geleceği
İsrail’de siyasi arena, seçimlerde aşırı sağın Knesset galibiyetiyle çalkalana dursun; aşırı sağın bu zaferi, görüşmelerin geleceği üzerine hatta Filistin yönetimiyle başlatılmış barış girişimlerine bile gölgesini düşürdü sayılır. Aslında Filistin yönetimi ve Filistin Kurtuluş Örgütü’nden çok sayıda sorumlu da, aşırı sağcı İsrailli partilerin açık bir şekilde ve yüksek sesle Filistinlilerin amaçladığı barışın aksi yönde söylemlerde bulunmasından hareketle, barış görüşmelerinin karanlık bir geleceğe ilerlediği hususuna dikkat çekiyor.
Bizim bu noktada beklenti ve amacımız, bağımsız bir Filistin devleti ve işgalin sonlandırılması ama bazı analistler de bu görüştedir ki, Filistin’in umutları, hayalleri, Amerika’nın İsrail’deki yeni hükümete yol haritasını yeniden çizmesi yönündeki baskılarına esir düşecektir…
Filistin’in parçalanmışlığının gölgesinde, İsrail’in beklemede tuttuğu engel/bahane her an ortaya çıkmaya hazır aslında. Bu slogan eski ama yeni…: Muhtemel barış görüşmelerinin başlamasının şartı, reel bir ortak/taraf/kişilik olarak ortada gözükmemesi gereken bir Filistin’in sağlanması… (bu da görüşmelerin rafa kalkması demektir…) Ama hükümetin kurulmasının ardından yapılacak ilk iş ve uygulamaya konacak ilk icraat, başta Kudüs olmak üzere Filistin topraklarındaki işgalin hızlandırılarak sürdürülmesi.
Sebep olunan korkunç hasara rağmen Gazze’de süregelen işgal girişimi ve savaşın gölgesinde Filistinlilerin trajik konumları ve dramları ise artacak… Gazze’nin çeşitli şehirlerine ve özellikle El-Halil kentine düzenlenen gündelik mu’tad yok etme ve bastırma girişimleri, savımızı desteklemiyor mu? Sonra, bittiğinde uzunluğu 720 km olacak olan tecrit duvarını tamamlamanın gayreti? Sonunda İsrail’in, Filistin halkının varlığı olan yıllık yaklaşık 750 milyon metreküplük su kaynakları üzerindeki tahakkümü de tamamlanacak!
Bu durumda şunu söylemek zorundayız; Filistin’in milli birliğini sağlamak ve kenetlenmek için kesinlikle çok çalışmak şart. Yoksa yeni İsrail hükümetinin sergileyeceği, çeşitli şekillerine değindiğimiz, tehditkâr ve meydan okuyucu tavırlara karşı koymak ve dik bir duruş sergilemek mümkün gözükmüyor.
Nebil Mahmoud al-Sahly / Filistinli gazeteci-yazar
http://www.aljazeera.net/NR/exeres/BCB96F17-6216-4C7B-9770 B03854CA12B1.htm
Arapça aslından tercüme eden:
Muhammed Mücahid DÜNDAR /
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Doktora Öğrencisi
Kaynak:
http://melekgirmezsokagi.blogspot.com/2009/06/israil-secimlerinin-ardindan.html
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






