Hocalarımızdan
İnternetten Alim Çıkar Mı?![]() “İnternetten âlim çıkar mı?” sorusu bize ne anlatır, bizden nasıl bir cevap bekler? Soruyu yanlış sorduysanız, muhatabınızın vereceği en mükemmel ve kendince en doğru cevap, “yanlış bir soruya verilmiş yanlış bir cevap” olmaktan öte bir mana ifade etmeyecektir.... |
Keramet ve İstidraç II![]() Yazının ilk kısmı Keramet ve İstidraç I için ... |
Çarşamba, 10 Aralık 2008 00:00
Necla Hoca İçin Veda(t) Kaydı – II İçin Tıklayınız..
Allah kısmet etti, Neclâ hoca ile hem Sainte Pulcherie Fransız Kız Ortaokulu’nda (Taksim) hem de M.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde hoca-talebeliğe ilâveten meslektaş olarak da birlikte muallimlik yaptık, çalıştık.
Zaten o güne kadar adını bile bilmediğim St. Pulcherie’de 15 yıl sürecek din dersi muallimliğimin muharrik kaynağı kendileridir; hem okula hem de layık görüp bendenize teklif getiren bizzat hocadır.
Şöyle oldu: Mevlid’in neşri için Dergâh Yayınları’nda çalıştığımız bir gün işlerimizi bitirmiş, çay eşliğinde sohbet ediyorduk. Nuruosmaniye Caddesi, 3/1’de idik o zaman. Birden bana döndü ve size bir teklifte bulunmak istiyorum dedi:
“Benim Türkçe hocalığı yaptığım okulun bir müddettir Din Dersi hocası yok, bundan önce hocalık yapan iki arkadaş bıraktı, şimdi dersler boş geçiyor. Okulun Din Dersi hocalarını uzun yıllardır ben bulup tavsiye ettiğim için o yük yine benim omuzumda. Bir mesuliyet aynı zamanda. Talebelerim arasında ayırım yapmam bilirsiniz, ama bu tür okullarda da her mezunumuz hocalık yapamaz. Nitekim tecrübeler de onu gösterdi. Siz bu işi yaparsınız diye düşünüyorum. Bilgi ve çevre tecrübeleriniz iyi. Ne dersiniz, vaktiniz olur mu?... Buradaki işlerinize de çok mani olmaz, ben söylerim, iki güne sığacak şekilde programınızı ayarlarlar…”
Masaya, öteye beriye bakındım, kekeledim, sustum… Böyle bir soruya ve davete hazır değildim. Ayrıca o sıralar içinde gaşy olduğumuz Dergâh’taki işler çok yoğundu, haftada iki yarım gün de olsa böyle bir görev için vakit bulabileceğime hiç ihtimal vermiyordum. Ben mazeret beyan ettikçe hoca başka bir fasıldan ısrar etti. O hazırlıklı idi, beni bir yere doğru çekiyordu. Sonunda “bari bir dönem gelin, sonra bir başkasını bulmaya çalışırız” dedi.
Hem bizi dinleyen hem de ansiklopedi maddesi okuyup redakte eden Mustafa Kutlu bana dönerek, “hocayı kırma İsmailciğim, bu kadar ısrar ettiğine göre vardır bir hikmeti, bir dönem git, ne olacak!” demesin mi? Hoca bu beklenmedik destekten çok memnun oldu. Bana da evet demekten başka yol kalmadı.
Bir dönemliğine gittim, tam 15 yıl çalıştım (1980-1995). Okulun tek Din Dersi hocası olduğum için talebeleri 3 yıl okutuyordum, bu yüzden çok bereketli ve verimli oldu. YÖK düzenlemesi gereği Yüksek İslâm Enstitüleri İlahiyat Fakültesi’ne dönüşünce hocanın St. Pulcherie muallimliği mecburen sona erdi fakat okulla, idareci ve hocalarla ilişkileri devam etti. Artık ben hocanın da temsilcisi idim. Her karşılaştığımızda bu görevi sürdürdüğüm için memnuniyetini izhar eder, duada bulunurdu.
*
Merhum Neclâ Pekolcay hocamızın hatıralarıyla da bir nebze ilgilenmek kısmet oldu. Talebelerinden Hilal Ferşatoğlu hanımefendi bana hayli mesafe katettiği çalışmasını açıp yardım talebinde bulunduğu zaman çok sevinmiştim. Çünkü hocanın hayat tecrübeleri ve hatıraları da bazı bakımlardan biricik denebilecek hususiyetler taşıyordu. Hâlâ ken
dine ve iddiasına yakışır tarihi yazılmamış olan eski (MEB) İslâm Ansiklopedisi’nin ilk çalışma heyetinin içinde yer almıştı, ilk kadın edebiyatçı akademisyenler grubuna mensuptu, İslâmî Türk Edebiyatı Tarihi sahasının ilk mübeşşirlerinden biri idi, Yüksek İslâm Enstitüsü - İlahiyat Fakülteleri’ndeki ilk hoca neslinden ve ilk kadın hocalardandı... İstanbul’un eski bir semtinde, konakların, bahçelerin, sokakların var olduğu bir mahallede büyümesi, eğitimli ve muhafazakâr bir ailenin içinden gelmesi, Edebiyat Fakültesi’ndeki tahsili, “büyük” hocaları, doktora çalışması, bir ömür süren hocalık tecrübeleri, meslektaşları, kitapları, asistanları, talebeleri, içinde yer aldığı dinî, edebî ve kültürel münakaşalar, sohbetler...
Aslında bunlar da biricik…
Hocamız eski nesle mensup bir İstanbul hanımefendisi ve muallimi oldukları için tek başlarına karar verecek olsalardı muhtemelen hatıralarını yazmaz, en azından sağlığında basılmasına müsaade etmezlerdi diye düşünüyorum. Onun için Timaş yayınevinin, talebesi Emine Eroğlu’nun teklifi ve Hilal hanımın ısrarlı gayretleriyle önemli bir hatırata daha sahip olabilecektik, olduk: Geçtim Dünya Üzerinden (2005). Hoca bütün gayretlere ve teşviklere rağmen bazı konulara girmedi, birçok kişiyi ve olayı anlatmadı. Fakat basılan kitabı sevdi, hatta ikinci baskı için az da olsa ilavelerde, tashihlerde bulundu. Özellikle eski İslâm Ansiklopedisi faslını uzunca yazıp anlatması için tekrar devreye girdim ama netice alamadık. Sağ olsunlar yayınevi mensupları ikinci baskıyı hastahaneye yetiştirmişler, dünya gözüyle onu da görüp bağrına basmış, sevmiş.
Hoca’nın bendenize son lütfu ve dersi bu hatırat üzerinden oldu. Şöyle ki: Yayınevi benden hatırata bir takriz yazmamı istediği zaman rahatsızlık duydum ve iki gerekçe serdederek bunun uygu
n olmayacağını söyledim. Hatırat sahibi hocamın böyle bir yazıyı muvafık görüp görmeyeceği konusunda mütereddit idim. Ayrıca herhangi bir kitaba bir takdim yazılacaksa hoca talebenin kitabına takriz yazabilirdi, talebe hocanınkine değil. Kendileri edebiyat hocamdı; hem edebi hem de edebiyatı bilmeli değil mi idim? Fakat yayınevi editörleri benden habersiz bir yolunu bulup hocaya söylemişler. Hocam rahatsızlık duymak bir tarafa memnun kalacağını ifade buyurmuş. Artık “el-Emru fevka’l-edeb” fehvasınca yazıyı yazmak benim tercihim olmaktan çıkmış emri yerine getirmek kabilinden olmuştu.
*
6 Temmuz Pazar günü köyde olan ağabeyim Mustafa Kara’yı aradım. Konuşma sırasında ona Necla hanımın vefat haberini de vermiştim. Kısa bir zaman sonra o aradı ve hocanın vefatına düştüğü tarihleri yazdırdı. Onları da rahmet vesilesi sadedinde kaydediyorum:
Yaradan’a ibadet
Mahlûkata merhamet
Hayy zikri çıktı dilden
“Necla Hanım’a rahmet”
1429
Siyer ve Mevlid benim gözümün nuru dedi
Bu yola emek vermek gönül huzuru dedi
Geldi kırklar birlikte on mevlidhan da hazır
“Necla Hanımefendi Vesiletü’n-Necat dedi”
2008
Prof. Dr. İsmail kara
-Son-
Necla Hoca İçin Veda(t) Kaydı – II İçin Tıklayınız..
Necla Hoca İçin Veda(t) Kaydı – I İçin Tıklayınız..
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






