Hocalarımızdan

Keramet ve İstidraç II

News image

Yazının ilk kısmı Keramet ve İstidraç I için ...

Japonya Notları I: Güneş Ülkesine Yolculuk

News image

Asya Felsefeciler Derneği’nin geçen yıl yapılması gereken 5. Uluslararası Konferansı tsunami felaketi nedeniyle ertelenmişti. Eğer ertelenmeseydi de ben Yemen’de bulunduğum için gidemeyecektim. Japonya; "Doğan Güneşin Ülkesi" ziyaret etmek ...

Esintiler - Esâtiz

diyanetislProf. Dr. Abdülaziz Bayındır Hocamızın sitemizde yayınlanan ‘ Türkiye’de En Az 40 Dakika Fazla Oruç Tutturuluyor’ yazısına Diyanet 'ten gelen  şöyle cevap geldi:

 


İslam dininde ibadet vakitleri belirlenirken herkesin kolaylıkla tespit edebileceği bazı astronomik ve atmosferik alametler esas alınmıştır. Sabah doğu ufkunda şafağın belirmeye başlaması/fecr, güneşin doğuşu, güneşin öğleyin tepe noktasına gelip batıya meyletmeye başlaması, gölgelerin fey-i zevalden hariç bir misli veya iki misli olması, güneşin batması, batı ufkunda akşam şafağının kaybolması... gibi dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesinden kaynaklanan bu tür alametler fark edilebilir ve kişi ibadetlerini buna göre yapabilir.

Nitekim takvim ve saatin bulunmadığı dönemlerdeki uygulama böyle idi. Ancak günümüzde namaz ve imsak vakitlerinin saat ve takvimle belirlenmesinin, şafak ve fecr gibi atmosferik alametleri gözlemekten çok daha kolay hale geldiği de bir gerçektir. Özellikle şehir hayatında insanların söz konusu astronomik ve atmosferik olguları gözlemesi oldukça zordur. Ayrıca aynı yerleşim birimi veya coğrafyada yer alan Müslümanlar arasındaki birliğin sağlanması bakımından da vakitlerin hesapla belirlenmesine ihtiyaç olduğu açıktır.

Namaz ve oruç gibi ibadet vakitleri İslam fakih ve astronomlarının incelemeleri doğrultusunda asırlardır hesapla belirlenmektedir. Astronomi ilmindeki gelişmelerle günümüzde bu hesaplar daha dakik bir şekilde yapılabilmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı da, namaz ve oruç ile ilgili vakitleri hesapla belirlemektedir.  Hz. Peygamberin açıklamaları ve bu bağlamda İslam âlimlerinin içtihatları, söz konusu hesaplarda esas alınacak şer’î ölçülerin temel dayanağını teşkil etmektedir.

Kur’ân-ı Kerim’de imsak vakti şu şekilde anlatılmaktadır: “…Şafağın beyaz ipliği-aydınlık- siyah iplikten –karanlık- ayırt edilinceye kadar yiyin için…” [el-Bakara 2/187] Bu ayeti kerimede geçen beyaz iplikle, sabahleyin doğu ufkunda yatay olarak belirmeye başlayan beyazlığın, siyah iplikle de gecenin karanlığının kastedildiği, hem ayeti kerimede yer alan ‘mine’l-fecr/şafağın’ kaybından ifadesinden hem de hadisi şeriflerdeki açıklamalardan anlaşılmaktadır. [Bak. Ebu Bekr er-Razi Cessas, Ahkamü’l-Kur’an, Daru’l-Mushaf, Beyrut I/283–285]

Fıkıh âlimlerimiz, bu ayeti kerime ve sünnet çerçevesinde imsakin fecr-i sadık ile başladığını ifade etmişlerdir. Buna göre imsak vakti, fecr-i sadık ile başlar. Fecr-i sadık, sabahleyin doğu ufkunda yatay olarak belirmeye başlayan beyazlığın/sabah şafağının başladığı andır. Güneş doğmadan önce doğu ufkunda yatay olarak belirmeye başlayan ve gittikçe yayılarak yükselen beyazlığın görülmeye başlaması, fecri sadığın başlangıcıdır. Bu andan itibaren yatsı namazının vakti çıkmış, sabah namazının vakti girmiş olur. Bu vakit aynı zamanda, sahurun sona erip orucun başlaması (imsak) vaktidir.

Astronomik olarak sabah şafağının başlangıcı, güneşin 18° ufka yaklaşma vakti olarak tespit edilmiştir. Buna astronomik tan denilmektedir. Bu vakitte astronomik olarak sabah şafağı başlamaktadır. Ancak bu şafağın çıplak gözle görülebilmesi, kişinin bulunduğu yere göre farklılık gösterebilir. Işık ve pus yoğunluğunun ve hava kirliliğinin olmadığı çok berrak bir havada ve yüksekçe bir yerden şafağın başlangıcı çok daha erken fark edilebildiği halde ışık ve pus yoğunluğunun ve hava kirliliğinin bulunduğu ortamlarda şafağın başlangıcının fark edilmesi çok daha geç olabilmektedir. Dolayısıyla özellikle günümüzde yerleşim birimlerinin ışık ve pus yoğunluğu dikkate alındığında çıplak gözle yapılacak gözlemlerle sağlıklı sonuçlara varılması oldukça zordur.

Astronomik olarak sabah şafağı, güneşin 18° ufka yaklaşması ile başlamakla birlikte bazı İslam ülkeleri ve Müslüman topluluklar daha ihtiyatlı hareket etmek için güneşin 19° ufka yaklaşmasını esas alarak imsak vaktini daha erkene almaktadırlar. Nitekim Mescidi Haram ve Mescidi Nebevi gibi Müslümanlar açısından çok önemli iki merkezde de uygulama buna göredir. Diğer taraftan bu alanın en önemli uzmanlarından biri olan Prof. Fatin Gökmen bu hususta şöyle söylemektedir: ‘…muhtelif yerlerde uzun müddet yapılan rasatlar neticesinde her yerde ve her zamanda şafakı ahmerin gaybubeti güneşin tahtel’ufuk 17 derece inhıtatında ve şafakı abyazın gaybubetiyle imsak vakti olan fecrin tulûu dahi 19 derece inhıtatında vuku bulduğunu tespit eylemişler, sonra gelen rasıtlar dahi bu tespiti tasdik ve teyit ederek 17 ve 19 dereceler üzerinde müttefik kalmışlardır.’ [Prof. Fatin Gökmen, Sebilürreşad, Cilt. III, sayı. 61] Ancak Din İşleri Yüksek Kurulu imsak vaktinin başlangıcı olarak biraz daha kolaylık olması açısından bilimsel bir ölçüt olan astronomik tanı yani 18° yi esas almaktadır. Böylece Diyanet İşleri Başkanlığının hesaplarında imsak vakti, 19° yi esas alan takvimlere göre güneşin doğuşuna biraz daha yakın olmaktadır.

Yukarıda da ifade edildiği gibi, Diyanet İşleri Başkanlığının hesaplarında esas aldığı 18° astronomik olarak şafağın başlangıcıdır. Bunun çeşitli yerleşim birimlerinde çıplak gözle fark edilmesi daha geç olabilir. Ancak imsak vakti hesapla belirlendiğine göre hesabın çeşitli yerleşim birimlerine göre değişken olmayan ve bilimsel temeli olan bir ölçüte dayanması daha isabetlidir. Bunun için de en uygun kriter, astronomik tanın başlangıcı olan 18° dir. İşte imsaki belirlerken Din İşleri Yüksek Kurulu bu ölçütü esas almıştır.

Vakitlerin yukarıda belirtilen şekilde hesaplanıyor olması, güneşin hareketleri gözlenerek hadisi şeriflerde belirtildiği biçimde oruç ve namaz vakitlerinin belirlenmesi alternatifini asla ortadan kaldırmaz. Bulunduğu ortam uygun olduğu takdirde astronomik ve atmosferik belirtileri bilen bir Müslüman’ın bireysel olarak güneşin hareketlerini gözlemleyerek namaz vakitlerini ve bu çerçevede sabahleyin doğu ufkunu gözleyerek imsak vaktini tespit etmesi mümkündür. Ancak şafağın izlenmesi, usulüne uygun olarak yapılabildiği takdirde bir anlam ifade eder. Usulüne uygun yapılamayan gözlemlerle, namaz ve oruçla ilgili vakitler konusunda tereddütler uyandırmak doğru değildir.

Sonuç olarak  Din İşleri Yüksek Kurulunun vakitlerin hesaplanmasında esas aldığı 18 derecede astronomik olarak şafak başlamış olmaktadır. Şafağın başlamasıyla da imsak vakti girmiş olacağından söz konusu andan itibaren sabah namazı kılınabilir. Şu kadar var ki  Hanefi mezhebine göre sabah namazının ortalık aydınlandıktan [isfâr]  sonra kılınmasının müstehap olduğu belirtilmiştir.  Yaygın olan diğer üç mezhebe göre ise, sabah namazının ilk vaktinde ortalık henüz karanlık iken [taglîs] kılınması daha faziletli kabul edilmiştir. (İbn Rüşd, Bidayetü’l-Müctehid, Dâru’l-Marife 1978, I/97; İbn Kudame, el-Muğni, Dâru'l-Fikr, Beyrut 1984, I/439, Madde No:540)


Diyanet İşleri Başkanlığı

Yorumlar  

 
0 #4 erdem 2011-11-17 21:57
kardeşler diyanetin yanıldığı nokda şurası namaz vakitleri ve oruç vaktinin belirlenmesi kişilerin güneşin hareketlerini takiple belirlenir. Diyanet ramazanın başlangıcı gibi evrensel olayı gözle gözlemlemeye kalkıyor, herkezin kolayca bakabileceği imsak vaktine ise teleskopla bakıyor. buda en büyük yanılgı çünki böle olunca güneş tam yer küreden 400 km yukarda iken geceyarısı oruca başlanmış olunuyor. lütfen mantıklı düşünün imsak vaktini belirlemek için saatin ve takvimlerin olmadığı günleri düşünün. bu hesapları o zaman kim yapacakda güneşin 18 derecede olduğunu tespit edecek bu zamanlarda güneşin hareketi gözle gözlemlenir ve ufukda enine yayılan aydınlık başladığı zaman oruca başlanırdır. zaten ayette o kadar açık ki siyah iplik kara tarafındaki bölümü, beyaz iplik ufka yayılan aydınlığı belirler. Allah rızası için diyanetin imsak vakti dediği saatte bi dışarı çıkın bakın doğu ufkuna doğru en küçük aydınlık göremeyeceksini z. bu konuda diyanetin kendi raporu da var ama saklanıyor.
Alıntı
 
 
+1 #3 cndoruk 2011-08-24 12:09
sevgili dostlar..biz toplum olarak ilmide olsa hemen tepki veriyoruz..ben şahsen diyanetin imsak vaktinde yemeği kesiyorum.hanifi meshebine bağlı olanların uyguladığı gibi güneşten yarım saaat önce namazımı kılıyorum.bu şekilde her iki türlüde olsa namazı sağlam kılmış oluyoruz inşaallah..bence diyanet sabah namazını imsaktan 1 saat sonra kılmak daha iyidir dese iş bitecektir..
Alıntı
 
 
-1 #2 2010-09-06 14:50
Sevgili dostlar,
Bu konu ile ilgli olarak Abdülaziz hocamız fotograflar ile ispat yoluna gitmiştir ve yanında bulunan Astronomi uzmanından destek almıştır. Bu bağlamda sanırım konunun daha açıklayıcı olması için -ki şu an benim gibi insanların kafalarında bazı şüpheler oluşmuştur- bir televizyon kanalında yine resimler ve hesaplamalar ile konunun aydınlığa kavuşmasına ihtiyaç vardır diye düşünüyorum. Zira aynı konu vitir namazı ilede geçerlidir. Bir çok alime gore sabaha karsı kılınması gereken bu namaz ve gece namazı zamanlarında halkın bilgilendirilme si onemlidir diye dusunuyorum. Saygılarımla
Alıntı
 
 
+1 #1 2010-09-01 10:28
Diyanet işleri başkanlığımızın her konuda olduğu gibi bu önemli konuda da duyarlı olmasına çok sevindim.
Başkanlığımızın bu duyarlılığını bu siteye http://eilahiyat.com/forum/index.php?topic=22316.0 sayfasına eklediğim ve insanlık çok çok önemli gördüğüm adeta hayat memat meselesi olan "Türkiyedeki meallerde başta diyanet işleri başkanlığı olmak üzere hidayetin bilerek mi gizlendiği" başlığı altındaki yazının da incelenerek kamuoyu ile paylaşılması dileğimdir. Bir müslüman olarak buna hakkım olduğunu düşünüyor Değerli başkanımız Ali Bardakoğlu'ndan bu konuya da yakın ilgi alaka göstereceğini umuyorum.Allah razı olsun
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile