Hocalarımızdan
İnternetten Alim Çıkar Mı?![]() “İnternetten âlim çıkar mı?” sorusu bize ne anlatır, bizden nasıl bir cevap bekler? Soruyu yanlış sorduysanız, muhatabınızın vereceği en mükemmel ve kendince en doğru cevap, “yanlış bir soruya verilmiş yanlış bir cevap” olmaktan öte bir mana ifade etmeyecektir.... |
Keramet ve İstidraç II![]() Yazının ilk kısmı Keramet ve İstidraç I için ... |
Perşembe, 18 Kasım 2010 19:46
Kurban İbadeti
Bu şekilde kurban ibadetinin hükmünü açıkladıktan sonra, şimdi de bu ibadetin nasıl yapıldığına değinelim.
Bu bağlamda öncelikle kurban ibadetinin içinde gerçekleştirildiği zilhicce ayında çokça ibadet etmenin faziletine dikkat çekelim.a) Zilhicce Ayı
Peygamber (s.a.v.), haram aylardan biri olan zilhicce ayında, özellikle bu ayın ilk on gününde yapılan ibadetlerin faziletiyle ilgili olarak şöyle buyurmuşlardır:
“Hiçbir gün yoktur ki, onda işlenen güzel amel, Zilhicce’nin ilk on günündeki güzel amelden Allâh katında daha sevimli olsun!” [1]
Bu on günün ilk sekizini oruçla geçirmek yerinde olur. Dokuzuncu gün olan arefe gününde, yani hacıların Arafat dağında vakfeye çıkıp birbirleriyle kaynaştıkları ve Rablerine yakınlaştıkları günde oruç tutmak da hacda olmayanlar için sünnettir. Rasûlullâh (s.a.v.)’e arefe günü orucu sorulunca:
“Geçmiş ve gelecek senenin günahlarına keffâret olmasını Allâh’tan umarım!” buyurmuştu.[2]
Onuncu gün ise, oruç tutmak yasaktır. Çünkü Rasûlullâh (s.a.v.), iki günde; Ramazan bayramı ve Kurban bayramı günlerinde oruç tutmayı yasaklamıştır.[3] Bu günde yapılması gereken özel ibadet, oruç tutmak değil, kurban kesmektir.
Kurban kesmek niyetinde olan kimseler için zilhicce ayına girildiğinde riayet edilmesi gereken ve pek bilinmeyen bir sünnet vardır. Bu sünneti, onun sahibinden öğrenelim:
“Zilhicce hilalini görür ve kurban kesmeye niyetlenirseniz, kıl ve tırnaklarınızı kesmeyin.”
Bir başka hadiste:
“… kurbanınızı kesene dek” ilavesi vardır.[4]
Görüldüğü gibi bu hadisler hacca gitmeyecek olanlardan kurban kesmek isteyenlerin, Zilhiccenin başından kurban kesecekleri ana kadar saçlarını ve tırnaklarını kesmemelerini tavsiye etmektedir. Bunun hikmeti şöyle izah edilmiştir:
Kurban kesecek kişi, sanki kendisini azaba layık ve günahkâr gördüğü, günahlarına karşılık kendisini de öldüremeyeceği için, kendisinin fidyesi olarak kurban kesmektedir. Vücudundan kıl ve tırnak kesmemekle, en küçük parçalarının dahi, kurbanın parçaları, tüyleri ve tırnakları karşılığında ateşten azâd olmasını sağlayacaktır.
Bu elbette, bir izah biçimidir. Böyle olmayabilir de. Hatta bu tavsiyenin şimdilik anlamadığımız başka hikmetleri de bulunabilir. Rasûlullâh (s.a.v.)’in böyle söylediği sabit olduktan sonra Müslüman’a düşen, hareketini ona göre ayarlamaktır.
Zilhicce ayını bu şekilde ele aldıktan sonra, şimdi de kurban kesiminde önce yapılan işlemleri ele alalım:
b) Kesin Öncesi İşlemleriKesim öncesinde yapılan başlıca işlemler, kurbanlık satın almak, teşrîk tekbîri getirmek
ve bayram namazı kılmaktır. Şimdi bunları açıklamaya çalışalım:
Birçok Müslüman, keseceği kurbanı birkaç gün önce almakta, onu sevgiyle beslemekte ve adeta bir gelin gibi hazırlamaktadırlar. Çünkü kurban ibadeti, hem insana hem de kurbana fazilet katmaktadır.
Kurbanlık olarak dört ayaklı evcil hayvanlar olan koyun, keçi, sığır ve develer kesilebilir. Bazılarının iddia ettiği gibi tavuktan, hamsiden kurban olmaz. Kurbanlık hayvanla ilgili diğer şartları şöylece özetleyebiliriz:
a) Kurbanlık koyun ve keçi bir yaşını doldurmuş olmalıdır. Bununla birlikte bir yaşında gibi semiz olan yedi sekiz aylık kuzular da kurban olarak kesilebilir. Koç kesilmesi, daha faziletlidir. Kurbanlık sığırlar iki yaşını, develer de beş yaşını bitirmiş olmalıdırlar.
b) Küçükbaş hayvanlarda ortaklık olmaz. Sığır ve deveye ise yedi kişiye kadar ortak olunabilir. Devede on kişinin ortak olabileceğine dair hadisler de vardır.[5] Hanefîlere göre, bütün ortaklar ibadet etme niyetinde olmalıdır. Bir kısmının et elde niyeti bütün kurbanı geçersiz kılar. Hanbelîler ise, bu durumun diğer ortakların ibadetine zarar vermeyeceği görüşündedirler.[6]
c) Boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırık ya da çoğu olmayan, kulaklarının tamamı veya çoğu kesik olan, iki veya bir gözü kör olan, dişlerinin çoğu dökülmüş olan, belirgin hastalığı olan, topal, kuyruksuz, zayıf ve pislik yiyen hayvanlardan kurban olmaz.[7] Doğuştan boynuzsuz ve burulmuş hayvanlar ise kurban edilebilir. En doğrusu, her yönden sağlam, güzel ve semiz olan hayvanları kurban etmektir. Çünkü Yüce Allâh, ibadetin en güzeline layıktır.
Hac vakti olan Zilhicce ayında Yüce Allâh’ı tekbir etmek, O’nun en yüce olduğunu dile getirmek sünnettir. İslâm alimleri, bu tekbîrlerin ne kadar süreyle getirileceği noktasında farklı görüşler ileri sürmüşlerdir.[8] Hanefî mezhebindeki tercih edilen görüşe göre, arefe günü sabah namazından sonra başlanır ve dördüncü gün ikindi namazından sonra son bulur. Böylece toplam 23 namazdan sonra bu tekbirler getirilmiş olur. Namaz sonları dışında diğer vakitlerde de bolca tekbir getirmek yerinde olur.
Tekbirin şekli konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Biz, bunlar içinde yaygınlık kazanmış olan birini vermekle yetineceğiz.
اَللّٰه أكبر اَللّٰه أكبر لا إلٰه الاّ اللّٰه و اللّٰه أكبر اَللّٰه أكبر و للّٰه الحمد
“Allâh, en yücedir! Allâh, en yücedir. Allâh’tan başka ilah yoktur. Allâh, en yücedir! Allâh, en yücedir! Bütün övgüler, Allâh’a aittir.”[9]
c) Kesim İşlemleriBu konuyu da kesim vakti ve kesim şekli başlıkları altında inceleyeceğiz:
Kurban kesimi için en güzel vakit bayram günü bayram namazını kıldıktan hemen sonraki vakittir. Zaten daha önce de ifade ettiğimiz gibi kurbana udhiyye denilmesinin nedeni genelde kuşluk vakti kesilmesidir. Kurban, bayram günü ve Hanefîlere göre iki, Şâfiîlere göre üç teşrik[10] gününde kesilebilir. Şâfiîler bu konuda şu hadise dayanmaktadırlar:
“Bütün teşrik günleri, kurban kesilebilir.”[11]
Kurban gündüz olduğu gibi, gece de kesilebilir.
Hanefîler, k
urbanlık hayvanın kesim günlerinde kesilememesi durumunda fakirlere sadaka olarak verilmesi gerektiğini söylerler. Hanbelîler ise, bu durumda kurbanın kaza olarak kesileceğini ve vaktinde kesilmiş olan kurbana ne yapılacaksa, ona da aynı muamelenin uygulanacağını ileri sürmüşlerdir.[12]
Yüce dinimiz, her konuda olduğu gibi, kurban kesiminde de güzel davranışı esas almıştır. Konuyla ilgili olarak Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır:
“Allâh, her işi güzel yapmayı emretmiştir. Bu nedenle öldürdüğünüz zaman güzel öldürün ve kestiğiniz zaman güzel kesin! Hayvan kesecek olan kimse bıçağını bilesin ve hayvana acı çektirmesin!”[13]
Yine Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), bıçağın kurbanın gözü önünde bilenmemesini ve kesim işleminin acı çektirmeden çabucak yapılmasını emretmiş, hayvanın gözü önünde bıçak bilemeyi “onu iki defa öldürmek” olarak nitelemiştir.[14]
Bu hadislerden hareketle dinimizce tavsiye edilen kurban kesimini şöylece özetleyebiliriz: Kurbanlık hayvan, durumunu belli edecek tarzda süslenmelidir. Kesim aletleri, kurbanlık hayvana gösterilmeksizin önceden bilenmelidir. Kurbanlık, kesim yerine güzelce götürülmelidir, eziyet edilmemelidir. Kurbanın yere yatırılması, pratik ve eziyetsiz olmalıdır. Sol yanı üzere kıbleye dönük olarak yere yatırılmalıdır. Kesimden önce;
بسم الله والله أكبر
“Allâh’ın adıyla! Allâh en yücedir!” denilmeli ve şu ayet okunmalıdır:
﴿إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِين﴾
“Şüphesiz ki, namazım, kurbanım, yaşamım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allâh içindir.”[15]
“Bismillâhi vallâhu ekber” demek Şâfiîlere göre sünnet, diğerlerine göre ise farzdır.[16]
İlk etapta yemek ve soluk borularıyla iki şah damarı kesilmelidir. Boynu tamamen kesilmemelidir. Kesilse de caizdir, ancak güzel değildir. Enseden kesim yapılmasının caiz olup olmadığı tartışmalıdır. Ancak bunun sünnete aykırı olduğu açıktır. Anlatılan şekilde kesim yapıldıktan sonra, kurbanın kolayca can vermesi için bağları çözülmelidir. Tamamen can verdikten sonra da kesim işlemleri tamamlanmalıdır.
Kurban kesimini, kurbanın sahibinin yapması en güzelidir. Bunu yapmadığı takdirde en azından kurbanın kesimine nezaret etmelidir.[17] Kurbanın kesim ücretini kurban etiyle veya postuyla vermelidir. Bu davranışın, kesilen kurbanı geçersiz kılacağına dair hadisler vardır.[18]
d) Kesim Sorası İşlemleriBazı Hanefî alimleri, kurban kestikten sonra iki rek’at şükür namazı kılınmasını ve kabulü için duâ edilmesini tavsiye etmişlerdir.[19]
Kurban kestikten sonra, o gün ilk olarak kurban etinden yemek güzeldir ve tavsiye edilmiştir.[20]
Bunun dışında, kurban etleri üzerinde yapılacak işlemler vardır. Peygamber (s.a.v.), başlangıçta kurban etlerinin üç günden fazla saklanmasını yasaklamış ve özellikle fakirlerle paylaşılmasını emretmiştir. Sonra Müslüman toplum zenginleşince bu uygulamayı kaldırmış ve istenildiği hareket edilmesini söylemiştir. Günümüzde, fakir Müslümanların çok sayıda olduğu düşünülürse ilk uygulamanın sünnet açısından daha doğru kolayca anlaşılır. Durumu iyi olan Müslümanlar kurban etlerini, dondurucularda depolamak yerine eş dostlarıyla ve fakirlerle paylaşmayı tercih etmelidirler. Bu bağlamda, kurbanlık hayvanın yemedikleri sakatatlarını veya yağlarını değil de, en sevdikleri bölümlerini ikram etmelidirler. Bilindiği üzere Yüce Allâh, “Sevdiğiniz şeylerden Allâh için harcamadıkça, asla iyiliğe ulaşamazsınız”[21] buyurmaktadır. Peygamber (s.a.v.) de kendimize nasıl muamele edilmesini istiyorsak, diğer Müslümanlara da aynı şekilde davranmamızı emretmektedir.[22]
Özetle kanı dışarı, eti içeri mantığı doğru değildir.
Yüce Allâh, bilinçli bir şekilde kurban kesmeyi ve kendimizi hak yola kurban etmeyi hepimize nasip eylesin!
Üzeyir DURMUŞ
[1] Buhârî, Îdeyn, 11; Nevevî, Riyâzu’s-Sâlihîn, No: 1249.
[2] Müslim, Sıyâm, 36; Nevevî, a.g.e., No: 1250.
[3] Müslim, Sıyâm, 22.
[4] Müslim, Edâhî, 7; Şevkânî, a.g.e., V, 146; Nevevî, el-Minhâc, XIII, 139.
[5] Tirmizî, Edâhî, 8. Müellifin belirttiğine göre, İshâk b. Râheveyh bu görüştedir.
[6] Heyet, İlmihal, II, 8.
[7] Hadisler için bkz. Rûdânî, Cem’ul-Fevâid, II, 193.
[8] Bkz. Zuhaylî, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, II, 469 vd.
[9] Bkz. Şevkânî, a.g.e., III, 360 vd.; Bkz. Zuhaylî, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, II, 473 vd., 468 vd.
[10] Bunlar, kurban etlerinin güneşte kurutulduğu günler olduğundan böyle adlandırılmışlardır.
[11] Ahmed, Müsned, No: 16797; Şevkânî, a.g.e., V, 163.
[12] Ö. N. Bilmen, B. İ. İlmihali, s. 419; Zuhaylî, İslâm Fıkhı Ansiklopedisi, IV, 405.
[13] Müslim, Sayd, 11; Nevevî, Riyâzu’s-Sâlihîn, No: 640.
[14] Hadisler için bkz. Münzirî, a.g.e., II, 540 vd.
[15] En’âm: 6/162.
[16] En’âm: 6/118.
[17] Bezzâr’dan naklen bkz. Münzirî, a.g.e., II, 535 vd.
[18] Hâkim, Müstedrek, No: 3468; Münzirî, a.g.e., II, 538. Zayıf bir hadistir.
[19] Mustafa Varlı, İslam İlmihâli, s. 378.
[20] Ahmed, Müsned, No: 23034; Şevkânî, a.g.e., III, 365.
[21] Âl-i İmrân: 3/ 92.
[22] Müslim, İmâret, 10; Nevevî, Riyâzu’s-Sâlihîn, No: 1566.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






