Hocalarımızdan
İnternetten Alim Çıkar Mı?![]() “İnternetten âlim çıkar mı?” sorusu bize ne anlatır, bizden nasıl bir cevap bekler? Soruyu yanlış sorduysanız, muhatabınızın vereceği en mükemmel ve kendince en doğru cevap, “yanlış bir soruya verilmiş yanlış bir cevap” olmaktan öte bir mana ifade etmeyecektir.... |
Keramet ve İstidraç II![]() Yazının ilk kısmı Keramet ve İstidraç I için ... |
Pazar, 16 Ocak 2011 12:09
“Avcının biri kuşlar için tuzak hazırlamış, üzerine taneler serpmiş ve bir kenara gizlenerek beklemeye başlamış. Bu sırada da gökyüzünde bir güvercin sürüsü belirmiş.
Güvercinlerin lideri, taneleri görünce, arkadaşlarını taneleri yemeleri için yere indirmiş. Fakat birden ne olduğunu anlayamadan tuzağın içinde kalmışlar. Bütün güvercinlerle lider güvercin çırpınmaya başlamış ve büyük bir kargaşa olmuş. Birden güvercinlerin lideri şöyle seslenmiş:
‘Derdinize çare ararken aranızdaki birliği ve dayanışmayı bozmayın, hiçbirinizin canı arkadaşlarınızın canından daha değerli olmamalı. Hepimiz birbirimizle yardımlaşmalı ve tek bir kuş gibi uçmalıyız. Bu sayede her birimiz, birbirimizin sayesinde kurtulmuş olacak.’
Bunun üzerine güvercinler hep birlikte kanat çırpmış ve üstlerini örten ağla birlikte havalanmışlar. Ağın havalanması ile de hep birlikte kurtulmuşlar.”
Bugün ülkemizde anadil tartışmalarının yaşandığı bir hengâmede bu hikaye bana güzel şeyler çağrıştırdı. Size ne düşündürdü bilmem ama bana; ‘ne kadar farklılıklarımız olursa olsun, sorunlarımızı çözme noktasında aynı iradeyi gösterebilmeliyiz’ mesajını verdi.
Yine bana; dillerimiz ve renklerimiz ne kadar farklı da olsa aynı sevgi diline sahip olduktan sonra bunların hiçbir önemi olmadığını düşündürdü. Bize göre, sorunun çözümü tamamen sevgi ve hoşgörüye dayalı bir anlayıştan geçmektedir.
Varlığın mayası, özü nedir? diye sorulsa, eminim ki cevap ‘sevgi’ olacaktır. Çünkü, tüm sevgilerin sahibi Yüce Yaratıcı, sevgiyle yaratmıştır kainatı. Her şeyin olduğu gibi sevginin kaynağı da Yüce Allah’tır.
Allah’ın bunca nimetleri arasında belki de en büyük nimetlerinden biridir sevgi. Çünkü hayatın iksiridir o. Sevgiyle hayat sürer ve güzelleşir. Sevgiyle yaşamın zorluklarına katlanılır. Onunla acılar, tatlılaşır; muhabbet ve dostluklar artar. Bir düşünürün ifadesiyle; ‘insanlar ekmekle doyar, emekle büyür, sevgiyle yaşarlar’’.
Sevginin olmadığı yerde kin ve nefret vardır; dahası vahşet vardır, kan ve gözyaşı vardır. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de şu an dünya üzerinde kan ve gözyaşı varsa; bu, sevgisizliğin bir sonucudur. Yaratanın kendisine doğuştun hibe ettiği sevgi yetisini kaybeden zavallı insanlar, insanlığa ağır bedeller ödetmektedirler.
Sevgisizce aynı dili konuşan nice insanlar vardır ki birbirinden fersah fersah uzaktır; sevgi frekanslı farklı dili konuşan nice insan da vardır ki birbirine çok yakındır. Burada asıl mesele karşıdaki insanın gönül dilini çözmek ve oraya girebilmektir.
Gönül kilitleri çözüldükten sonra gerisi gelecektir. Meslek hayatım boyunca nice fedakâr arkadaşımın Doğu’ya endişeyle gidip çok güzel hatıralarla döndüğünü biliyorum. Sırf o insanlara daha yakın olmak ve iletişimi daha güçlü kılmak adına Kürtçe öğrendiklerine de tanığım. Silahların gölgesinde eğitimin yapıldığı yıllarda, yaşamları pahasına onları cansiperane orada tutan güç, bu sevgi ve fedakârlık duygusuydu. Onlar orada güzel Türkçe ile eğitim-öğretim yaparken yöresel dilleri de görmezlikten gelmediler. Saygıyla eğildiler, çözmeye ve anlamaya çalıştılar.
Yıllar değil asırlarca aynı bölgede çok dinli, çok dilli ve çok kültürlü yaşamış bu insanları yeni mi keşfediyoruz Allah aşkına. Neden bu kadar abartıyoruz, anlamış değilim.
Siyasetin çok hesaplı karmaşık planları işin içine girdiği zaman durum değişiyor. İnsanlar elbette anadillerini konuşabilmeli, kendilerini nasıl rahat ifade edebiliyorsa o dili kullanabilmeli. Ne ki bu bir dayatma ve emrivakiye dönüştürüldüğü zaman işin tadı kaçıyor ve karşıdaki insana farklı mesajlar yüklenmiş olunuyor.
Ülkemizde kahir ekseriyetin kullandığı Türkçenin resmi dil olması gayet doğaldır ancak en az o kadar doğal olan da farklı dillerin kullanılması ve yaşatılmasıdır. Bugün diline ve kültürüne sahip çıkmak isteyen insanların bu talepleri mutlaka dikkate alınmalı fakat bu siyasi emellere alet edilmemelidir.
Unutmayalım ki bir lisan bir insandır. İnsanların dili, en az o insanlar kadar kıymetli ve mukaddestir. Bunu görmezden gelmek ve tek tipçi düşünmek kimseye bir şey kazandırmaz.
İhsan ÜNLÜ
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






