Hocalarımızdan

İnternetten Alim Çıkar Mı?

News image

“İnternetten âlim çıkar mı?” sorusu bize ne anlatır, bizden nasıl bir cevap bekler? Soruyu yanlış sorduysanız, muhatabınızın vereceği en mükemmel ve kendince en doğru cevap, “yanlış bir soruya verilmiş yanlış bir cevap” olmaktan öte bir mana ifade etmeyecektir....

Keramet ve İstidraç II

News image

Yazının ilk kısmı Keramet ve İstidraç I için ...

Esintiler - Esâtiz

el-KuddusEski kullanımda “Kudsî”, günümüzde daha yaygın olan kullanımıyla “Kutsal”.

Kelime anlamı olarak “kuds ile ilgili”, “kuds ile bağlantılı” gibi anlamlara gelir.


Peki kuds nedir? Kuds, Arapça k-d-s kökünden gelen bir kelimenin mastarı olup “temiz”, “kusursuz”, “mükemmel olmak” gibi anlamlara gelmektedir. Şu halde kutsal (kudsî), “kusursuz olanla ilgili/kusursuz olanla bağlantılı” anlamına gelmektedir.

Şimdi başka bir soruya geçiyoruz: Peki İslâm inancında kime/kimlere, neye/nelere kutsal denebilir? İslâm dinine göre kuds, Allâh’a ait bir özelliktir. Yüce Allâh’ın güzel isimlerinden biri de el-Kuddûs’tür. el-Kuddûs, her türlü kirden, kusurdan uzak ve mükemmel anlamına gelmektedir. Şu halde kutsal, yaratılmış varlıkların ötesinde aşkınlık ifade eden bir kavramdır. Diyanet İslam Ansiklopedisi’nde bu kavram: “Yaratılmıştık özelliklerinden ve mahiyetinin idrak edilme­sinden münezzeh oluş” şeklinde ifade edilmektedir. Şu halde, kutsal olan sadece Yüce Allâh’tır. Bu gerçek, Diyanet İslâm Ansiklopedisi’nde şöyle belirtilmiştir:

""R 

Kutsal olan tek varlık Allâh olduğu için, bir şeyde kutsallık (aşkınlık) bulunup bulunmadığı konusunda söz söyleme hakkı da sadece O’na aittir. İnsanların değer verdikleri şeylere kendiliklerinden kutsallık atfetmeleri doğru değildir. Ancak geçmişten günümüze İslâm toplumlarında bu kurala uyulmadığı için birçok kişi ve nesnenin kutsal sayıldığı görülmektedir. Bu bir yönden bir sapma, diğer yönden de bir kavram kaymasıdır. Bu kavram kayması Sevgili Peygamberimizden kalan hatıra mahiyetindeki nesneler için de geçerlidir. Rasûlullâh (s.a.v.)’den kalan ve Topkapı Sarayı’nda bulunan Sakal-ı Şerif, Na’lin-i Şerif, Kadem-i Şerif gibi hatıralar, elbette ki değerlidir.  Ancak onların değerli olmaları kutsal olmaları anlamına gelmez.

Kutsal Emanet..sakal-_erif

Öncelikle belirtmeliyiz ki; kutsal emanet var mıdır ve varsa neler kutsal emanettir konusu tartışmaya açık bir konudur. Bugün yaygın olan kutsal emanet anlayışı ne kadar yerindedir konusu da dolayısıyla tartışmaya açıktır.

Yüce Allâh, Ahzâb sûresi 72. ayette şöyle buyuruyor: “Biz emaneti göklere, yerküreye ve dağlara teklif ettik, ama onlar bunu yüklenmek istemediler, ondan korktular ve onu insan yüklendi. Kuşkusuz insan çok zalim, çok bilgisizdir.” Buradaki emanetin ne olduğu konusunda Kur’an Yolu tefsirinde “insanın, akıl ve hür iradeye dayalı yükümlülüğü” yorumu yapılmaktadır. Peki, toplumumuzda “yükümlülüğümüz bize tevdi edilen kutsal bir emanettir” anlayışı var mıdır?

Konuya hadis çerçevesinden de bakabiliriz. İmam Mâlik’in naklettiği bir hadise göre Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ben size iki şey bıraktım. Bunlara sımsıkı sarıldığınız sürece asla sapmazsınız: Allâh’ın Kitabı ve Peygamberinin Sünneti.” Şu halde Kur’ân ve Sünnet kutsal birer emanet değil midir?

Konuyu biraz daha açalım. Toplumuzda dini yükümlülüğünü ve bunların kaynağı olan Kur’ân ve Sünnet’i kutsal bir emanet olarak gören ne kadar insan vardır veya insanımız gözünde Peygamber (s.a.v.)’den kalan hatıra eşyalar mı yoksa bunlar mı daha kutsal sayılıyor ve kendilerine daha çok değer veriliyor? Bu sorunun cevabı ne yazık ki birinciler şeklinde olacaktır. Toplumumuzda her bilgi seviyesinde yaygın olan anlayış budur. “Kutsal emanet” denince ilk akla gelen bunlardır. Oysa kutsal olan Allâh’ın emri veya kutsalla bağlantılı olan Peygamber’in tavsiyesi bu anlayıştan çok uzaktır. Bu durumda da kendi kutsalımızı kendimiz belirlemiş oluyoruz. Önem ve değer sırasında kaydırma yapıyoruz. Öncelikleri yanlış belirliyoruz. Tıpkı Kur’ân’a saygıyı onu yüksekte tutmakta ve güzel kılıflara koymakta arayan ama içini açıp okumayan anlayışta olduğu gibi.

Bütün bunlar Peygamberimizden kalan hatıralara değer vermeyeceğiz anlamına gelmez. Buhari ve Müslim hadislerinde geçtiği üzere sahabiler Peygamberimizin abdest alırken üstünden sıçrayan su kendi ellerine değsin diye uğraşırlar ve tıraş olduğunda sakal kıllarını bile paylaşırlardı. Ayrıca kullandığı elbise ve bardaklara da özel değer verirlerdi. Sevginin bir alameti olan bu duruma Peygamber (s.a.v.) ses çıkarmazdı, ama hiçbir zaman da “Bunları size emanet ediyorum, bunlara saygı gösterin, bunlar kutsal emanetlerdir” de demezdi. Şu halde olay ve nesnelere karşı bakışımızı doğru konumlandırmak durumundayız. Zihnimizdeki kavramları da doğru temellere oturtmalıyız.

Üzeyir DURMUŞ

Bu kategorideki diger yazilari goster.

Yorumlar  

 
0 #1 Ziyaretçi 03-02-2011 00:20
sahabeyi kiramın birbirleri ile yarıştığı,hz.peygamberin-sav- ses çkarmadığı bir hususu ümmetine niye çok görüyorsunuz?
diyanet ansiklopedisind e kutsal maddesini yazanlara sormak lazım;niye salkalı şerif,diyorsunu z da"sakal" demiyorsunuz?
sayın yazar doğru bakış,doğru temel nedir acaba?
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile