Hocalarımızdan
İnternetten Alim Çıkar Mı?![]() “İnternetten âlim çıkar mı?” sorusu bize ne anlatır, bizden nasıl bir cevap bekler? Soruyu yanlış sorduysanız, muhatabınızın vereceği en mükemmel ve kendince en doğru cevap, “yanlış bir soruya verilmiş yanlış bir cevap” olmaktan öte bir mana ifade etmeyecektir.... |
Keramet ve İstidraç II![]() Yazının ilk kısmı Keramet ve İstidraç I için ... |
Çarşamba, 16 Şubat 2011 17:49
11.02.2011 Cuma akşamı Sana Üniversitesi içinde yürüyüşten dönerken bir de baktık kapıda küçük bir grup gösteri yapıyor ve “Yaşasın Mısır” diye bağırıyor.
Meğer akşamüzeri Hüsnü Mübarek istifa etmiş, oysa gündüz aldığım “Sevr” (Devrim) gazetesinde kesinlikle çekilmeyeceğini söylüyordu. Hatta “Din ve Hayat” başlıklı Cuma ekinin kapağında Rebiu’l-evvel’in Peygamber efendimizin doğduğu ay olması nedeniyle Ulemanın “Müslümanlar arasında tevhidi (birlik) korumaları ve fitneden kaçınmaları” gerektiği belirtiliyor. İçerisinde “Vatan her türlü değerlendirmenin üzerindedir“ ve “Güvenlik imandan öncedir” diye iki yazı var. Suudi Arabistan müftüsünün “gösteriler Arap devletlerinin parçalanmasına yöneliktir” diye bir haberi de kısaca vermiş dergi.
Cumartesi öğle üzeri üniversiteden çıkacağız baktık, gene yaklaşık elli kişilik bir grup “Vacip Aleyna” yani artık bizim de gereğini yapmamız gerek diye bağırıyorlar. Hemen daha kavşağa varmadan gene küçük bir grup ellerinde Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih’in posterleri ile gösteri yapıyor. Birkaç gündür Tunus da başlayan hareketin Mısır’da da başarılı olduğunu, Ürdün ve Cezayir’de devam ettiğini ve bütün Arap dünyasına yayılması gerektiğini heyecanla söyleyenlere rast geldik. İhtiyatlı konuşanlar ve Mısır ile Yemen’in karıştırılmaması gerektiğini belirtenlerde var. Peki ne olacak?
Yemen’in konumu
Herkes kendi memleketini stratejik ve önemli addeder, ama Türkiye ve Yemen dünyanın gerçekten stratejik ülkelerinden ikisidir. Arap Yarımadası'nın Afrika'ya bakan güney ucunda yer alan Yemen, kuzeyden Suudi Arabistan, doğudan Umman, güneyden Hint Okyanusu (Aden Körfezi), batıdan Kızıldeniz'le çevrilidir. Yani Akdeniz ile Hint Okyanusu’nu, dolayısıyla Afrika ve Asya kıtalarını; bölgesel olarak ise Kuzey Afrika, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu stratejik eksenlerini birleştirmektedir. 
Türkiye ve Akdeniz ile ne alakası var demeyiniz. “Mızıka çalındı düğün mü sandın- Al yeşil bayrağı gelin mi sandın- Yemen’e gideni gelir mi sandın” türküsünün bütün Türkiye’nin yüreğine işlediğini ve söyleniş nedenini burada şifrelenmiştir. Çünkü Babu’l Mendeb Boğazı, Kızıldeniz’in ve dolaylı olarak da Akdeniz’in Hint Okyanusuna açılma noktasıdır. Bu da Yemen’i, en önemli petrol arz noktalarından biri kılmaktadır. İran ile Umman arasındaki Hürmüz boğazını da düşünecek olursak, küresel güçlerin petrol ihtiyaçlarının büyük bir kısmı buralardan geçmektedir.
Süveyş Kanalı’nın açılmasından sonra stratejik önemi yeniden artan Aden Körfezinin Basra Körfezi’nden çıkan petrolün Avrupa’ya taşınmasının yanı sıra Hint Okyanusu’nun ve Uzak Doğu’nun Avrupa’ya bağlandığı en kısa yol olduğunu belirtirsek, Yemen’in önemi iyice artıyor. O Yemen Türküleri boşuna yakılmamış yani. Türkülerimizle ağlamışız, türkülerimizle gülmüşüz, acımızı, sevincimizi türkülerimizle ifade etmişiz, onlardan bir şey anlamayan bir şey anla(ya)maz bizlerden.
Yemen’de Türkler
Bölgeye ilk defa Selçuklu Sultanı Melikşah döneminde 11. yüzyılda gelinmiş. Yavuz, başka bir Türk devleti olan Mısır Memluklarına 1517'de son vermesi üzerine Yemen hâkimi Baybars, Selim Han adına hutbe okuttu. Baybars öldürülünce Çerkez İskender Bey, Yemen'e hakim oldu. Kanuni Sultan Süleyman zamanında Yemen'de ilk Osmanlı yönetimi başladı (1539). Buraya Yemen Beylerbeyliği adı verildi.
Osmanlı dönemin önemli sömürge güçlerinden olan Portekizlilere karşı ilk savunma hattını burada oluşturarak hadimi olduğu Mekke ve Medine’yi koruma altına almak gibi manevi bir görevin yanı sıra Hicaz’ın düşmesi, Suriye ve Anadolu’nun düşmesi anlamına geldiğinin bilincindeydi.
Son dönemlerinde bütün imkânsızlıklarına rağmen 7. kolordunu burada tutuldu ve onbinlerce şehit verildi. Ve Şimdi Hicaz demiryolu ve (1888 İstanbul Anlaşması) Kızıldeniz ile Akdeniz’i birbirine bağlayan Suveyş Kanalı projelerini bir de günümüz enerji savaşları açısından düşünelim ve ön görünün ne demek olduğunu anlayalım lütfen. Yaşanan bütün olumsuzluklara rağmen Meclis-i Vükela 18.4.1922 tarihli oturumunda Hariciye Nezaretinin Yemen’de yaklaşık kırk aydır maaş alamayan görevlilerin durumunu görüşerek, gerekli işlemin derhal başlatılması konusunda Maliye Nezaretine talimat verilmesini karara bağladığını hatırlayalım bölgenin önemi açısından.
Bu gerçeğe rağmen uzun yıllar ihmal edilmiş, rahmetli Özal’ın 1986 yılındaki ziyaretinden sonra uzun bir süre kesiklik olmuş, 2005 yılında Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül beyefendilerin ziyaretiyle dostluk ve kardeşlik tekrar pekiştirmiş gözüküyor. Bu tarihlerde 10-13 Şubat İstanbul EMİTT Turizm Fuarının bu yılki konuk ülkesinin Yemen olması da bunun bir göstergesidir.
Kırılgan Yapı
Kuzey ve Güney Yemen birleşmiş ama sıkıntılar devam ediyor. Güneye gerekli önemin verilmediğini söyleyen direnişçiler var. Suudi Arabistan kendi sınırına yakın yerlerdeki Şii yapıdan rahatsız. İran, az sayıdaki Şiilerin önünü açmak istiyor ama bunu dolaylı yoldan “vekil” kullanarak. Bu nedenle Zeydi olan devlet başkanına karşı sürekli ayaklanan Zeydi Husileri desteklediği iddiaları var. İran’ın ülkedeki Şiiler yerine “vekil” gibi Husileri
desteklemesi etkili midir bilemiyorum, ama yönetimin Husilerle çatışmalarında Suudi Arabistan’dan ile işbirliğini arttığı ve destek aldığı iddia ediliyor. Hâlbuki 1. Körfez savaşında Irak tarafında yer aldığı için Yemenli bir milyona yakın işçi tazminatları bile ödenmeden sınır dışı edilince Yemen ekonomisi zor anlar yaşamış. Peki devlet başkanı da Zeydi olmasına rağmen Husilerin altı kez ciddi çatışmaya girmelerinin gerekçesi nedir? Husiler, devlet başkanının (halifenin) Kureyş kabilesinden olması gerektiğine inanıyorlarmış. Dinin hegemonik güç olmasındaki yerini görüyor musunuz? Halbuki biz daha lisansta “İmamlar Kureyşten Olmalıdır” hadisini-sözünün tutarlığını Hatipoğlu hocam rasyonel eleştirel bir şekilde okutmuştu. O gün bu gün, dinin hegomonik iddialar için ne kadar önemli ve riskli bir araç olarak kullanıldığının idrakindeyim. Yemen ve Somali civarındaki diğer dinsel temelli hareket eden grupları ve bunların küresel etkilerini düşündüğümüzde lisansta aldığımız bilincin olası hatalara düşme riskini ne kadar azatlığını bir kez daha anladım.
Sonuç
Mevcut haliyle kırılgan bir yapı arz ettiği varsayılan Yemen, yukarıda belirtildiği üzere stratejik önemi gereği başarısız devlet konumuna düşmemek için elinden geleni yapacaktır. Bir de aşiretlerin güçlü olması, bireysel silahlanmanın yüksekliği, güney-kuzey arasındaki gerginliğin nispeten devam etmesi, olası bir rüzgârının burada nelere sebep olacağı kestirmeyi de zorlaştırıyor.
Prof. Dr. Mevlüt UYANIK
Yemen Sana’a Üniversitesi
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






