Hocalarımızdan

İnternetten Alim Çıkar Mı?

News image

“İnternetten âlim çıkar mı?” sorusu bize ne anlatır, bizden nasıl bir cevap bekler? Soruyu yanlış sorduysanız, muhatabınızın vereceği en mükemmel ve kendince en doğru cevap, “yanlış bir soruya verilmiş yanlış bir cevap” olmaktan öte bir mana ifade etmeyecektir....

Keramet ve İstidraç II

News image

Yazının ilk kısmı Keramet ve İstidraç I için ...

Esintiler - Esâtiz

Arap dünyası “Yasemin devrimi” adı altında başlayan bölgesel bir uyanış rüzgârının etkisinde. Her ne kadar Libya’da bir iç savaşa doğru evrilse de, diğer bölge ülkeleri bunu gördükleri için daha dikkatli davranıyorlar.

Suudi Arabistan, sürekli olarak “Küresel bir uyanış” değil, bir “Fitne hareketi” olduğunu vurguluyor, Yemen’deki yönetim de öyle. Hatta Çin yönetimi, yeni yasama yılının açılışı münasebetiyle Ortadoğu’daki gösterilerin ülkeye taşınma çabalarının istikrarı bozacağını ve buna müsaade edilmeyeceğini özellikle vurguluyor. Araplar ise 1848 yılında Avrupa’da başlayan uyanışın bölgesel izdüşümü ve Arap dünyasını paylaşan İngiltere, İtalya, Fransa gibi istilacı güçlere karşı verilen 1. uyanışın devamı olduğunu, 2. uyanışla bu küresel güçlerin bakiyelerinin de giderileceğini iddia ediyorlar.

1. Uyanış mı?

Malumunuz Osmanlı yönetimini I. dünya harbinde bölgeden çekildi. “Zulmet ve cehalet dönemi” diye düşündükleri Osmanlı sonrasında Arap dünyası özgürleşeceğini düşünürken, Batılı güçlerin istilasıyla karşılaştı. 1. Uyanış dedikleri 1914-1945 arasında bu güçlere karşı özgürlük mücadeleleri vermeleridir. Önceden Osmanlı zamanında hilafet ve İslam dini referanslı yönetim yerine, kavmiyetçi- seküler veya kavmiyetci ve dini referanslarla yönetilen totaliter yapılara dönüştü. Fiili ve fikri sömürgeden kurtulalım derken, daha sert bir sarmalın içine düştüler.

İşte şimdi Araplar hilafet ve kavmiyetçi yapıların dışında 3. yönetim tarzını arıyorlar: “Siyasi (ortak) akıl” modeliyle kurulacak dini değerleri dikkate alan modern bir devlet. Bu, halkın/ümmetin devleti olacaktır, akide/dini öğretinin devleti değil. İhvanu’l-Muslimin kurucusu Hasan el-Benna, talebesi Abdülkadir Udeh, Seyyid Kutup’un fikirlerinden; Yusuf Kardevi’nin önerilerinden istifade edilecek. Bunların yanı sıra modernizmle yüzleşe, Muhammed Abid Cabiri, Muhammed Arkun, Burhan Galyon, Abdullah Urevi, Rıdvan Seyyid gibi oldukça farklı yelpazedeki âlimlerden fikirlerine başvurulacakmış.

Din devleti değil ama dini değerleri dikkate alan bir yönetim denince, bu arayışın tam karşısında bütün kaynağını dinin, özellikle de Arap dünyasının genelinden farklı bir akideye İsna Aşeriyye Şiiliği öğretisine sahip olan İran Devleti yapılanması var. Üstelik İran’ın bölgede etkili olmaya çalışmasından ABD, İsrail’in son derece rahatsız olduğunu unutmamak gerekiyor. (el-Siyasiye, Yemen; 6.3.2011:7, 17)

İran Faktörü

Amerika’nın Irak’ı işgaliyle birlikte Ortadoğu’da etkin olmak isteyen iki önemli güç kaldı, Mısır ve İran. Mısır, son rüzgârla epey hasar aldı ve İran daha öne çıktı, bu sebeple olsa gerek kesinlikle direnişlerin safında yer aldığını açıkladı.

Amerika sürekli olarak Mısır’da ve diğer ülkelerde direnişçilerin demokratik taleplerine karşı dikkatli davranılmasını istedi. Amerikan yönetiminin de Yemen’de ve bölgede etkili olan Abdülmecid Zindani gibi Sünni insanların önünün demokratik olarak açılması gerektiğini söylemesi ve halka karşı dikkatli ve duyarlı davranılması gerektiğinin vurgulanması bu noktada dikkat çekiyor. 1 Mart “Gazap Günü”nde Sana’a Üniversitesi önündeki muhaliflere destek konuşması yapan Zindani ve diğer muhaliflerin Yönetimin önerdiklerini reddetmesinde bunun etkisi olsa gerek. Üniversitelerin açılması ertelendi, gösteriler devam ediyor, ama bu “kontrollü gerilim politikası” ne kadar devam edecek?

Soru(n):

Gerçekten ABD, 2.uyanış dalgasıyla küresel güçlerin ve küresel sermayenin temsilcileri konumunda olan kavmiyetci-patrimonyal yönetimlerin tasfiyesine yardım mı ediyor? Yoksa hem İran’ın dünyanın önemli enerji merkezi olan Ortadoğu’da etkin olmasının önünü kesmek, hem de bölgede Irak işgalinden sonra iyice bozulan imajını düzeltmek için soğukkanlı bir reel politik mi izliyor?

Özellikle İsrail’in Filistin’e yönelik politikaları, ABD’nin Irak işgalini Arap halkları seyretti, ama bu aynı zamanda müthiş bir karşı bilinç de oluşturdu. Buna bir de çoğu Arap ülkesinde yoksulluk ve yolsuzluk getiren, öncelikle küresel sermayeye ve kendi çevresine hizmet eden “Kleptokrasiler”in totaliter uygulamalarını ilave edersek, bu bilinç iyice güçlendi.

2. Uyanış dalgası denilen, acaba mevcut kavmiyetçi yönetimler ve onların şahsında küresel güçlere, özelikle ABD karşı oluşan bu karşıt bilincin ortaya çıkaracağı belirsizlikleri en aza indirgemek için desteklenen soğukkanlı bir reel politik gereği olan bölgesel hareketlilik olabilir mi? Bana bu doğru gibi geliyor? Niçin mi?

Soğukkanlı reel politik

Tunus’da sular duruldu, ama yeni yönetim diye sunulanın hakikaten demokratik ve sosyal adaleti sağlayacak, yolsuzluk ve yoksulluğu kaldıracak projeleri var mı? Mübarek gitti deniliyor. O, Enver Sedat’ın politikalarını nasıl bir başka kulvarda devam ettirdiyse, yeni gelenler (diyemeyeceğim; çünkü aynı kadro) “Mübareksiz bir Mübarekçilik” yapacak gibi gözüküyor. Halk bunu anladı galiba, yeniden hareketlendi Mısır’da. El-Baraday var, diyeceksiniz ama O’nun da geçmişine bakınca, bölgede etkin güçlere rağmen politikalar üretebilecek biri mi diye sormak gerekiyor.

Yemen’de durum aynı, bu gerçeği bildiğinden olsa gerek, Başkan Salih, bensiz bir hafta zor idare edersiniz diyor. Amerika’nın göstericilerin taleplerine dikkat edilmeli sözünün olası çözüm önerilerinin reddi anlamına geldiği için “Amerika gibi kim oluyor, kendi işine baksın”, diye bir karşı çıkış yapmak istiyor. Ama hemen ertesi gün, yanlış anlaşıldım diyerek geri adım atıyor. Muhalefet bölgesel rüzgârı ve uluslarası desteği arkasına alıyor ama Güney ve Kuzey Yemen arasındaki gerilimi giderecek, 2009 kriziyle iyice bozulan halkın alım gücünü yükseltecek ve ekonomik dağılımı sağlayacak ve mevcut aşiret yapısını kurumsal demokrasiye dönüştürecek projeleri var mı? ABD ve İsrail karşıtı söyleme sahip ama On iki İmam Şiiliğinden farklı bir (Zeydi) öğretiye sahip Husi problemiyle ilgili mevcut Zeydi yönetimden farklı çözüm önerisi var mı?  Tek duyduğum Sosyalist Parti Genel Sekreteri Yasin Salih Numan’ın Cumhurbaşkanı adayları olduğu, böylece Kuzey ve Güney arasındaki olası gerginliklerin giderileceği!

Sonuç:

Üniversite önünde, muhalifler “Yönetim Defol” sloganları atarken, yandaki camide akşam ile yatsı arasında yapılan vaazın sesi geliyor, iki ses birbirine karışıyor. Öyle görünüyor ki, bu hareketlenmeler, ikinci uyanış dalgası değil, reel politik gereği oluyor. Ve yeni yüzler, yeni yönetimler gelecek ama galiba temel politikalarda fazla değişiklik olmayacak, en azından yakın dönemde. (6.3.11:19.20;Yemen)

Prof.Dr. Mevlüt UYANIK

Sana’a Üniversitesi

Yemen

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile