Hocalarımızdan

İnternetten Alim Çıkar Mı?

News image

“İnternetten âlim çıkar mı?” sorusu bize ne anlatır, bizden nasıl bir cevap bekler? Soruyu yanlış sorduysanız, muhatabınızın vereceği en mükemmel ve kendince en doğru cevap, “yanlış bir soruya verilmiş yanlış bir cevap” olmaktan öte bir mana ifade etmeyecektir....

Keramet ve İstidraç II

News image

Yazının ilk kısmı Keramet ve İstidraç I için ...

Esintiler - Esâtiz

yemen4Muhalifler Halkın Tepkisini Çekmeye Başlıyor

Sabah 9’da  “Mahat Bedr”de Allame Murtaza ile görüşme için randevu aldım. İhsan bey: “sürekli dersi varmış” diye arayınca; “tamam, önemli değil, ben erkenden orada olurum dedim.”

Pazar günü 8.30’da taksiye bindik. Taksici genç bir arkadaş, düzgün giyimli. “Aynı zamanda üniversitede çalışıyorum, üniversite kapalı olduğu için ben de ek iş olarak taksicilik yapıyorum” dedi. Fazla konuşmadı, ama “Balatacılar”ın önemli bir sorun olduğunu, ıslah için de sorunun halledilmesi gerektiğini, fakat zor gibi gözüktüğünü söyledi. Rehberimiz Haşim’i beklerken talebemiz geldi ve “buyurun, sizi istediğiniz yere götürelim” deyince ona katıldık. Yolda konuşurken, Muhammed Debbab, “olaylar olduktan sonra meydana geldiğini, bizim alışveriş yaptığımız merkezin önlerinin ve yanlarının çadırlarla kapatılmasını engellemek isterken çatışma çıktığını, esnafın o bölgede iyice zora düştüğünü” söyledi. Kendisi muhalif, “ama böyle giderse, yavaş yavaş uluslararası desteği kaybedebiliriz, çünkü ABD, A.A.Salih’in yeni anasaya, kuvvetler ayrılığı ve demokrasi çözüm önerilerini reddedilmesinden rahatsız oldu, desteğini yönetime kaydırdı galiba” dedi. Her kritik noktada askeri araçlar ve üzerlerinde makinalı tüfekler bulunuyor.

Tam 9’da “Bedr Araştırma Merkezi”nde oluyoruz, Allame Murtaza bizi karşılıyor, teyb getirtiyor, sütlü kahve eşliğinde sohbet ediyoruz. 11 sularında çıkıyoruz.  Şunu söylemeliyim ki, zalime karşı huruç, yani isyan, Zeydî geleneğinde ve dolayısıyla bölgede yaygın. Ama Üniversite dışında hiç bir olay yok, yol üzerinde geçtiğimiz bölgeler yönetim taraftarı gibi… Her yerde devlet başkanının resimleri var, ha bir de Polat, yani Polat Alemdar’ın. Bu kadar meşhur olduğunu bilse, gelir herhalde buraya. “Hatta Tahrir veya Üniversite meydanına gelse,, göstericilerin ilgisi bile dağılır” diyorlar, şaka ile karışık.

Ali Abdullah Salih gerçekten akıllı bir adam, Tahrir meydanında toplananlar iyice sıkılmış. Ne yani, bunlar bir önceki seçimde önemli oranda seni desteklediler, şimdi böyle yapıyorlar, 2013’ü beklemiyorlar, müsaade et, dağıtalım havasındalarmış. Askeriyenin önemli üst rütbeleri yakın ailesinden, önemli oranda da aşiret desteği var, mevcut gerilimi düşürmek, alimlere kalıyor. Ama gerilim zor düşecek gibi, eve gelip, biraz dinlenip şu satırları yazdığım sıra, yine dışarıdan silah sesleri geldi (16:11). Ardından göstericiler milli marşı çalmaya başladılar. Beni kaygılandıran, öğle namazı için gittiğimiz ve çok hoş bilgiler nakledeceğim mescitten çıktıktan sonra yaşları 17/18 olan üç gencin kaleşnikofla sokakta dolaşmaları. Çocukların elinde Salih’in resimleri. “Nedir” deyince; “burada normal, ama galiba olası tehlikelere karşı” diyor, gençlerden biri ve selam alıyor, diğeri ise gayet soğuk, ne yemen1işiniz var burada gibi bakıyor. Neyse, mescitteki güzelliklerden bahsedeyim.

Beyt-i Mi’yad Mescidi

Burası “Bedr” merkezi ile “Cami Reis” arasında bir bölgede. Mahalle arasında tarihi bir mescit, içeriye girince taş sütunlar ve geniş hat ile kaplanmış duvarlar karşılıyor bizi. İki tane mihrap var. “Ne iş” diye sorunca, hemen iki kişi geliyor yanıma. “Burası eski 1316 yılında yapıldı, şuradan itibaren genişletildi, onun için aynı mihrabın ikincisi yapıldı” diyorlar. Türk olduğumuzu öğrenince hemen buradaki tarihi eserlerden, Türk evlerinden bahsetmeye başlıyorlar. İyi kötü Arapça da konuştuğumu duyunca seviniyorlar, bir mushaf getiriyor ve arka sayfasını okutturuyorlar bana.

“Lemmâ ussite fi Hayravan Fahru’s-Selâten Âli Osman es-Sultan b. Sultan Abdulhamid Gazi, Halledehullâhu Mülkehû ve eyyede saltanatehû ilâ yevmi’l-kiyâmeh” diye okuyunca iyice ikna oluyorlar. Sınav oldum galiba diyorum. 80 yaşında ve adının Muhammed Ali olduğunu söyleyen amca, buradaki Türk kökenli ailelerin isimlerini saymaya başlıyor. Kendisinin İmam Yahya’nın askeri olduğunu hatırlatayım, yani Osmanlıya karşı direnişin ve ilk Yemen İmamı’nın askeri, ama nasıl muhabbetli. O zaman anlıyorum, biz bölgeden çekilmeye karar verince, İmam Yahya’nın buna itiraz etmesini, İngilizler’in oyunlarına gelmemesini ve önemli oranda Türkün bölgede kalmasını ve yönetimde görev almasını istemesinin nedenini. Namaz bitene kadar akıllarına her geldikçe; “yaz, şu da Türk ailesi” dedikleri şunlar:

· Beyt-i Acemî

· Beyt-i Rıf’at

· Beyt-i Behçet

· Beyt-i Hamdi

· Beyt-i Refik

· Beyt-i Durmuş

· Beyt-i Turki, [bunu biliyorum]

· Beyt-i  Ali el-Yetim

Namaz esnasında secdeden kalktığımda beni hemen kendisine çekerek, hizaya sokuyor. Namaz sonrasında o, imam ve iki kişi daha yemeğe davet ediyor, biz öncesinde yediğimizi ve teşekkür ettiğimizi belirtiyoruz. O sırada, imamın tam arkasında duran, bizdeki gibi farzdan sonra sesli olarak salavat getirip tevbe istiğfarda bulunan, Ayetu’l-Kürsî ve İhlas Sûresi’ni sesli okuyup tesbihatı sessiz yapan dede ile fotoğraf çektiriyorum. Resim çektitirken habersiz yakalandım, birden elimin üstünü öptü, bir tuhaf oldum, ben de elini öpüp başıma koydum.

Yol Kapalı: Duvarlar Örülmüş

yemen2Muhammed Debbab, dönüş yolunda Üniversiteye henüz gelmeden çok geride durdu. Yol kapalıymış, indik.

Anladığım kadarıyla Ali Abdullah Salih, soğukkanlı bir strateji ile halkın kendisinin önlem almasını istiyor ve bir taraftan da taraftarlarını diri tutuyor. Üniversite önünde ise konuşmalar, sloganlar devam ediyor. Zaten ekonomik olarak zayıf insanlar bu gerilime ne kadar dayanacaklar, merak ediyorum(16:32).

Kampuste birkaç yabancı hoca dışında yine kimse yok, ana kapı tamamen kilitli. Sivil güvenlik görevlisine ne olduğunu sordum. “Bugün öğle vakti tekrar çatışma çıktı, yaklaşık altmış kişi yaralandı, duymadın mı” deyince, “yok dışarıdaydım” dedim. Dr. Refik geldi, çay içtik, sohbet ettik, o da el-Cezire Kanalı’nda duymuş. “Yahu 200 metre ötemizde ana kapı, sesleri de duyuyorsun, fakat haberini uluslararası kanaldan alıyorsun” diyor. Sanal alem ile gerçekler iç içe geçiyor, hangisi doğru karışıyor. Durum kötüleşiyor. “İyi olacak, sonunda iyi olacak" derdi Nuri Pakdil ama öyle gözükmüyor Ortadoğu, uç noktasından. Maalesef. (13.2.11:20)

Zeyl: 18 Mart Kanlı Cuma

Sabah saat 11. Şehitler günü için bir zamanlar 7. Kolordu karargâhımız olan Urzi ismindeki yerin karşısındaki şehitliğe gittik. Sayın sefirimiz riyasetinde İstiklal Marşı’nı okuduk, şehitler günü ve Yemen üzerine kısa bir konuşma yaptı. Oradaki konuşmalardan önümüzdeki hafta iktidar ile muhalefet arasında uzlaşma olabilir kanaati uyanmıştı. Diğer taraftan uzlaşmanın olmayacağı, daha da kötü olacağı ve merkez bankasının iflas ettiğini söyleyenler de oldu. Çıkışta meşhur Babu’l-Yemen’e doğru yürürken yönetim taraftarlarının gösterisine şahit olduk. Osmanlı mescidi Bekiriyye’de Cumayı kılıp hemen Üniversiteye dönelim dedik ama olaylar başlamıştı. İlk anda duyduğumuz 30 ölü. Sayı kısa sürede 41’e çıktı ve bu satırları yazarken hoparlörden sürekli çağrıda bulunuluyor ve “Gençlik yönetimin gitmesini istiyor” sloganları duyuluyor, ambulans sesleri eşliğinde.

La Havle velâ Kuvvete illa Billah…

(18.3.2011/18.36: Yemen, Sana’a)

Prof. Dr. Mevlüt Uyanık

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile