Hocalarımızdan
İnternetten Alim Çıkar Mı?![]() “İnternetten âlim çıkar mı?” sorusu bize ne anlatır, bizden nasıl bir cevap bekler? Soruyu yanlış sorduysanız, muhatabınızın vereceği en mükemmel ve kendince en doğru cevap, “yanlış bir soruya verilmiş yanlış bir cevap” olmaktan öte bir mana ifade etmeyecektir.... |
Keramet ve İstidraç II![]() Yazının ilk kısmı Keramet ve İstidraç I için ... |
Pazar, 14 Ekim 2007 05:55
Allah insanları erkek ve dişi değişik milletler, ırklar, kabileler, farklı renk ve dillerde yarattı.
"Li teârafû" tanışıp kaynaşmaları için;
İnsanı tek başına başıboş da bırakmadı. Eşini de, gözünün nuru sayılan neslini de bahşederek onu tezyin etti. Onları da birbirine muhtaç ederek sadece kendisinin SAMED olduğunu bildirdi. Kimseye muhtaç olmayan, zatı ile kâim olan yegane güç ve otorite kendisi olduğu için sadece onun Mütekebbir vasfı var, insanoğlunun değil.
Sadece insan olarak yaratıp onları birbirine muhtaç bir vaziyette ne yapacaklarını bilemez bir konumda da bırakmadı. İlk insanı peygamber ilan etti. Onları din "İslâm" çatısı altına davet etti. Kaynaşma ve kardeşlik ruhu işte bu din duygusu ile son peygamber âlemlere rahmet sevgili peygamberimize kadar canlı tutuldu. Ama bu duygudan yoksun insanların elleri ile karada ve denizde fitne ve fesat belirdi. İnsanlık hep kan döktü. "Yeryüzünde kan döken, fitne ve fesat çıkaran birilerini mi yaratacaksın Ya Rab!" diyordu ya melekler, öyle oldu. Dökülen kan hep kardeş kanı oldu.
Allahın biricik sevgilisi (Habibullah) (sav):Anlamlarında hep güzel tavsiyelerini dillendiriyordu. Bu tavsiyelerin arka planında kardeşlik duygusunu hatırlatmak ve hep birlikte yüce yaratıcıya kulluk bilincini vurgulamak vardı. Medine'ye teşriflerinde ilk uygulamalarından biri de muâhât/kardeşlik olmuştu.
"Hac arafattır" sözü ile hac ibadetinin neredeyse bütün ağırlığını tek güne yüklüyordu. O gün insanlık Arafat'ta birbirini tanısın, kaynaşsın diye. "Ey insanlar kardeş olunuz" sözü ile de Âdem ve Havva'dan türediklerini hatırlatıyordu.
Namazla, cemaatle, zekatla, oruçla, hacla hâlâ tanışamazlarsa, kan dökmeye, fitne ve fesada devam ederlerse zulümler, işkenceler ve savaşlar son bulsun diye biz Müslümanlara bayramları da hediye olarak sundu.
Dargınlar barışmadı, komşu kapıları çalınmadı, akrabalık bağlarına sağlam bir bağ daha atılmadı, Rahman isminin tecellisi sıla-i rahim kavranamadı, "Fitne adam öldürmekten beterdir" şuuruna ulaşılamadı, dedikodu ve hased toplumu olmaktan kurtulamadı isek; sabırsızlık, acelecilik ve hep ben merkezli menfaatlerimizden uzaklaşamadı isek, trafik canavarı olup hak-hukuk bilmez bir vaziyette ezip geçme sevdalısı isek, tevazu, anlayış, îsar (ihtiyaç sahibi de olsak bir başkasını kendimize tercih) ve hoşgörüden uzak isek bayram gibi büyük bir nimeti ve bu eşsiz fırsatı elimizden kaçırmışız demektir.
Terör, şiddet, kavga, tahammülsüzlük, hoşgörüsüzlük gibi fitne ve fesat kasırgalarından uzak duru bir dünya istiyoruz. Her günü bayram havasında geçen, kardeş olduklarını her an hatırlayan bir insanlık tablosu görmek istiyoruz. Toplum aynamıza bir bakalım. Kusurları aynamızda değil, o aynaya bakan şahsımızda arayalım. Adım atan, kucak açan, gülleri uzatan ellerin sahipleri bizler olalım. Affeden affedilir. Af yolunun, barış yolunun tercih edilmesi Cennet durağında bizi nimet verilen kutlularla buluşturacaktır. "Ey melekler' Adem'e secde edin/onun huzurunda saygı ile eğilin" emrine bütün melekler uymuş, şeytan yüz çevirmiş ve diretmişti. Bayramlar bu saygıyı canlandıran, bizlere hatırlatan bir nimet ve önemli birer fırsattır. Hiçbir şey yapamasak da bir gülücük yeter. Bu da bir sadakadır.
İnsanlığın kurtuluşuna, birlik ve beraberliğe, kardeşlik ve dayanışmaya, kısaca dini hassasiyetlere sahip olmamıza ve dindarca yaşamak arzusunda olana saygı duymamıza vesile olması dilekleriyle bayramımız kutlu olsun..
Süleyman SARI
Selçuk Eğitim Merkezi / Hadis Öğretmeni
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







Yorumlar
hocamızın ellerine sağlık...
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için