Pazar, 10 Temmuz 2011 00:02
“Merkezi vaaz sistemi devreye girdiği günden bugüne zararı faydasından çok olmuştur”
Diyanet İşleri Başkanı
Prof. Dr. Mehmet Görmez, Ankara’da gerçekleştirilen Vaizler Toplantısı’na
katıldı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen vaiz ve vaizelere hitap eden
Diyanet İşleri Başkanı Görmez, “Merkezi vaaz sistemi devreye girdiği günden
bugüne zararı faydasından çok olmuştur” dedi.
Ankara Büyük Anadolu
Otel’de gerçekleştirilen toplantıda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr.
Mehmet Görmez, son günlerde kamuoyu tarafından merakla beklenen merkezi vaaz
sistemiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Merkezi vaaz sisteminin zararının
faydasından çok olduğunu belirten Diyanet İşleri Başkanı Görmez, “Merkezi vaaz
sistemi devreye girdiği günden bugüne en büyük zararı mihrap görevlilerimize
dokunmuş ve görevlilerimizin potansiyellerini kaybetmesine sebep olmuştur. 20
yıldan bu yana mihrap görevlilerimiz her gün bir ayeti ve bir hadisi cemaatiyle
paylaşabilseydi çok güzel bir birikime sahip olacaktı” şeklinde konuştu.
Merkezi vaaz sisteminin
sadece mihrap görevlilerine değil aynı zamanda cemaate de büyük haksızlık
olduğunu kaydeden Diyanet İşleri Başkanı Görmez, cami cemaatini yüz yüze vaazın
verdiği sıcaklıktan mahrum bıraktıkları ve hoparlörden cızırtılı metalik bir
sesi dinlemeye mahkûm ettikleri için duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.
Merkezi vaaz sisteminin
kaldırılması için çalışmalar yürüttüklerini de sözlerine ekleyen Diyanet İşleri
Başkanı Görmez, rehber vaizlik uygulamasıyla bir yıla yakın bir süre zarfında
yeni sistemin uygulamaya konulacağını söylerken şöyle konuştu;
“Yeni bir eğitim
seferberliği başlatmak zorundayız. Bütün Din Görevlilerimiz eğitim süreçlerinden
geçirilerek kürsüye hazır hale getirilecek. Rehber vaizlik için programlar
başlatıldı. Mihrapta görev yapan her arkadaşımız Resul-ü Ekrem’in mesajını
hikmetli bir dille cemaatine anlatabilmeli. Hakka, hakikate uygun olduktan
sonra, ilme ve irfana dayandıktan sonra kürsüde bir din görevlimizin sarf etmiş
olduğu cümleyi sonuna kadar savunacağız. Ancak sözün hak olması, Hakka
dayanması, hikmetli ve makama uygun olması lazım… Unutmayın ki bizim
medeniyetimiz söz medeniyetidir.” Toplantıdaki konuşmasında vaiz ve vaizelerde
bulunması gereken özellikleri sıralayan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, “İnsan
dünyaya bir kez gelir. Yüce Rabbimizin bizleri kendi dinine hizmette istihdam
etmesi kadar yüce bir şeref olamaz. Bu nedenle sürekli kendimizi yenilemek,
kalbimizi ve bilgimizi diri tutmak zorundayız” diye konuştu.
Diyanet İşleri Başkanı
Görmez, şöyle devam etti; “Beş şeyi gözden geçirmek zorundayız. Aşkımızı
heyecanımızı sevgimizi ve samimiyetimizi gözden geçirmek zorundayız. Bir
kardeşimiz eğer kürsüde ve mihrapta heyecanını kaybetmişse kendisine başka bir
iş arasın. Bu iş rutine bağlanarak yapılacak bir iş değildir. Bir anlık gafletin
arkanızda namaza durmuş insanların yüce divanda duruşunu gölgeleyeceğini
unutmayın. Bilgi ve birikimimizi daima gözden geçirmek zorundayız. Sürekli
talebe olduğumuzu unutmayalım. Dil ve üslubumuzu sürekli gözden geçirmeliyiz.
Maalesef genç kuşaklar ile aramızda ciddi bir dil sorunu ortaya çıktı. Bu
nedenle üslubumuzu yenilemek zorundayız. Cemaatimizde her seviyeden, her
kültürden insan var. Onları birleştirecek bir üslubu yakalamak zorundayız.”
Modern zamanlarda sözün
değerini yitirdiğini, görselliğin ve imajın değerinin arttığını ve bu nedenle
sözü yeniden yüceltmek zorunda olduklarını vurgulayan Diyanet İşleri Başkanı
Görmez; “Bilgi kaynaklarımızı gözden geçirmek zorundayız. Bütün arkadaşlarımızın
Kur’an’a ve Hadis’e vâkıf olması gerekiyor. Bu nedenle beslendiği kaynakları
gözden geçirecek. Son olarak şahsım başta olmak üzere örnekliğimizi, niyetimizi,
ihlasımızı ve samimiyetimizi de gözden geçirmek zorundayız. Söylediklerimizi
hayatımızda ne kadar uyguluyoruz. Biz hocaların en çok zorlandığı şey
söylediklerimizi hayatımızda tatbik edebilme güçlüğüdür. Kürsüden
anlattıklarımızı insanlar bizim yaşantımızda görmek istiyor. Unutmayın ki bizim
vazifemiz sadece din anlatıcılığı değildir, aynı zamanda dini ikame etmektir.”
Kürsülerin gücünü,
yüceliğini kaybettiğini, vaizin Hakkın lisanı, hakikatin dili olması gerektiğini
vurgulayan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, vaizlerin ve vaizelerin yüksek bir
özgüvenle hiçbir hakikati ketretmeden anlatması gerektiğini ifade etti. Korku,
tedirginlik ve çekingenlik ile irşat görevinin yerine getirilemeyeceğini
belirten Diyanet İşleri Başkanı, bugün gelinen noktada söz konusu tedirginlik
için hiçbir neden kalmadığını, her zaman ki gibi kurumsal dikkati elden
bırakmadan çalışmalarını yeni bir heyecan ve yönelim içerisinde sürdüreceklerini
söyledi.
“Artık çekingen, lafı
dolandıran, kendini tanımlamaktan aciz bir siyaset ile mesafe alamayız.
Diyanetin değişen şartlarda, ortam ve bağlamlarda farklılaşacak bir misyonu
olamaz. Her ahval ve şeraitte korumamız, güçlendirmemiz ve netleştirmemiz
gereken bir misyon tanımında buluşmamız gerekmektedir” diyen Diyanet İşleri
Başkanı Görmez, din devlet ilişkilerinin bir güvenlik hassasiyeti üzerinden
yürütülemeyeceğini, bu nedenle Diyanet’i bir tedbir, kontrol ve gözetim
mekanizması olarak görmek isteyen belli bir perspektifin artık hiçbir
geçerliliğinin kalmadığını kaydetti.
Son zamanlarda ortaya çıkan
“Medya Vaizliği” kavramına da atıfta bulunan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, vaiz
ve vaizelerin toplumun muallimi olduğunu söyleyerek “Ne kussaslık ne de medya
vaizliği… Bunlar bize yakışmaz” diye konuştu. Diyanet İşleri Başkanı Görmez,
toplantıya katılanlardan son olarak kürsü ve mihrap görevlerinin yanı sıra
camilerde ders halkalarının oluşturulmasını istedi.
Diyanet İşleri
Başkanlığı/05.07.2011
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




