Salı, 13 Şubat 2007 23:36
Güzel bir semire iştirak etmiştik. Konu üniversiteli gençlerin sorunlarıydı. İlk sorun olarak ‘BAŞÖRTÜSÜ PROBLEMİ’ ele alındı. Dinledik, dinledikçe eski günlere, işkence dolu günlere acı bir yolculuk yaptık. İmam hatip günleriydi bunlar. Sorun zaten vardı ama sınıf ile sınırlıydı. Sonra ne olduysa oldu ve yasak bahçeye de taşındı. Eylemler, derse girmemeler, cezalar ve gözyaşları. Hepsine amenna. Bunları yaşadık ve başımız dik direndik. Seminerde yarama tuz basan bir cümle beynime saplandı adeta. Diyordu ki ‘ başörtülü kızlar eylemler süresince
en büyük darbeyi muhafazakâr erkeklerden aldı.’ Direnmelere destek verecekleri yerde köstek olmuşlardı tabiri caizse.
‘‘Otursanıza evinizde okuyup da ne yapacaksınız...’ tarzı söylemler bu yolda savaş veren kız öğrencilere en büyük darbeyi vurdu’ Evet... Ne acı bir söylem. Bunların aynısını biz de yaşamıştık.
Antalya Anadolu imam hatip lisesi kız öğrencileri olarak okula alınmıyorduk. Artık canımıza tak demişti. Okula duvardan atlayarak girme, her an müdür beye (!) yakalanma korkusu küçük sinelerimizde büyük korkular yaşatıyordu. En büyüğümüz 17 yaşındaydı. Karar almıştık eylem yapacaktık.
Okul mevcudu oldukça azdı zaten. Dedik erkek arkadaşlarımız da bize destek olurlarsa baya bir çoğunluğu elde ederiz. Karar alındı, gün belirlendi. Erken saatlerde okulun kapısı önünde beklemeye başladık. Bu arada durumu haber alan medya mensubu ağabeylerimiz(!) görevleri başındaydılar.
Erkek olarak başka kimseler yoktu ortada. Daha sonra duyarlı erkek arkadaşlarımız-ki aralarında muhafazakâr olanlar da vardı- da bize katılmışlardı. Ama sayıları azdı. Biz bekliyorduk ki hepsi katılsın. Onları içerden çıkarmaktı niyetimiz ve bu konuda erkeğiyle kızıyla ne kadar kararlı olduğumuzu tüm Türkiye’ ye bas bas bağırmaktı. Ama olmadı; medya olayı oldukça yanlış aktarmıştı zaten. Neredeyse iki yüz kişiydik ve haberlere yansıyan sadece kırk kişilik bir gruptu.
Bunları sineye çekebilirdik. Bizi asıl yaralayan bize katılmayan, aksine sınıfta derslere giren, dindar geçinen ve bizlerle konuşmamayı kendilerine şiar edinen ve bizlere her fırsatta evimizde oturmamız gerektiğini telkin eden muhafazakâr(!) erkek arkadaşlarımızdı. Bu nasıl bir zihniyet diye hala düşünmekteyim. Bu arkadaşlarımıza saygı göstermeye çalışırdım; edepli çocuklar derdim.
Ama bu davranışları onlar hakkında beni tekrar düşünmeye sevk etmişti. Konumları değişmişti artık benim için. Bu sadece biz kız öğrencilerin sorunu değildi; ÜMMET_İ MUHAMMED ’in sorunuydu. Okullara, kamu kuruluşlarına alınmayan sanmayın başörtülü olan bizleriz. Sanmayın yapılan bu zulümler tek bize.
Erkeğiyle kızıyla tüm Müslümanlara. Acıyı çeken, itilip kakılan, örtüsü başından acımasızca çekilip alınan biziz. Zahir olan bu. Ama ama. Bir bilseler bu arkadaşlar bir anlasalar... Neredesiniz ey ashap- ı güz inin kıymetli fertleri demekten kendimi alamıyorum. Siz olsaydınız bize destek verirdiniz sanıyorum.
Ve derinden bir ah çekiyorum. Ve yanımızda olan ve olmaya devam eden arkadaşlarıma da sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
Yasak çığ gibi büyüyor ve köşe bucak yayılmaya devam diyor. Kıtaları aştı artık yasak. Fransa, Belçika Almanya, derken yavru vatan Kıbrıs... Kim bilir sırada neresi var. Biz tek vücut olmazsak eğer hızla yayılacak ve yaşama hakkımız elimizden tamamen alınacak. Buradan herkese sesleniyorum; YASAK DEVAM EDİYOR VE GİTTİKÇE BÜYÜYOR. NE OLUR DUYARSIZ KALMAYALIM.
Şerife Doğruyol
Selçuk İlahiyat
2. sınıf
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için