Salı, 25 Nisan 2006 02:15
| Makale İçeriği |
|---|
| Türkiye'de Misyonerlik |
| Sayfa 2 |
| Tüm Sayfalar |
Günümüz Türkiyesine baktığımızda ise 2.Dünya savaşı sonrası Avrupa Birliği temellerinin atılması ve Türkiye’nin Ankara anlaşmasını imzalayarak bu birliğe yönelmesi Osmanlı’dan günümüze süregelen misyoner çalışmalarını yeniden hızlandırmıştır.
17 Ağustos 1999 Marmara depremi ve Şubat 2001 ekonomik krizi misyonerlerin işlerini kolaylaştırmış, mağdur depremzedelere yardım bahanesiyle faaliyetlerini hızlandırmışlardır. Yerel bir gazetenin iddiasına göre bu yıllarda 2500 kişinin Hıristiyanlığı kabul etmesi ve 2002’de bir televizyonun haber bülteninde Amerikalı Protestan bir yetkilinin Türkiye’de1500 Protestan misyoner olduğunu bildirmesi günümüz misyonerliği açısından bize hayli bilgi vermektedir.
Günümüzde Protestan misyonerlerin çalışmaları her bölgemizde devam etmektedir. Burada Prof.Dr.Ziya Kazıcı hocamızdan nakil bir örneği zikretmeyi uygun gördüm:Güneydoğu Anadolu bölgesinde 2002’de bir konferansta Ziya Bey,müftü,Emniyet müdürü ve bazı okul müdürleri otururken Emniyet müdürü Ziya beye şöyle söyler: “Bundan 1-2 yıl önce halk genellikle tütüncülükle geçiniyordu.
Fakat tütün ekiminin belli bir kotaya konmasından sonra halk büyük bir maddi sıkıntıya düştü.Bunu fırsat bilen misyonerler köyleri dolaşmaya ve gençlere içinde 50 ya da 100 Amerikan doları bulunan İncilleri dağıtmaya başladılar.Bu İncillerin içinde paradan başka bir de adres bulunuyordu.Adresle ilgili şöyle de bir bilgi vardı.Şayet bu parayı devamlı almak istiyorsanız bu adreslerle irtibat kurun.Şimdi birok işsiz gencimiz bu adreslerle irtibat halindedir.”Dolayısıyla şunu diyebiliyoruz;nerede bir acı nerede bir yoksulluk nerede bir zafiyet varsa orada misyonerler vardır ve o eksiklikleri misyoner dolarları giderir ancak bazı şeyleri de alarak…
Misyonerlerin hedef kitlelerini şöyle katagorize edebiliriz:1)Tabii etnik gruplar(azınlıklar) 2)Suni etnik gruplar(Kürtler,Lazlar,Gürcüler) 3)Aleviler 4)Sokak çocukları 5)Dinsizler 6)Problemli aileler 7)Sağlık,eğitim,ekonomik bakımdan ihtiyaç sahipleri.
Misyonerler faaliyetleriyle Hıristiyan yapamasalar da milli kültürden uzaklaştırarak,cahil Müslümanların kafalarına şüphe yumakları atmak suretiyle onları dinlerinden soğutmaya böylece onların zihinlerini işlenmeye hazır boş bir levha haline getirmek istemektedirler.Bunları yapmak için dört koldan sarılırken çok da sabırlılar.Bunu Papa 2.John Paul 24 Aralık 1999’da tüm kiliseleri işbirliğine çağırmak suretiyle açıklıyor:“Birinci bin yılda Avrupa ,ikinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı,üçüncü bin yılda ise Asya’yı Hıristiyanlaştıralım.”Diğer bir örnek de TSK.’den.Türk Silahlı Kuvvetlerinin “Ülkemizde ve Dünya’da Misyonerlik Faaliyetleri” başlığıyla hazırlattığı raporda,Türkiye’de faaliyet gösteren Protestan misyonerlerin 2020 yılına kadar Türkiye nüfusunun %10’unu Hıristiyanlaştırmayı ve 1 milyon İncil dağıtmayı hedefledikleri ileri sürüldü.Çalışmada misyonerlerin manevi boşluk içerisinde olduğunu kabul ettikleri Alevi Kürt vatandaşlara daha fazla yoğunlaştıkları ifade edildi.
Günümüzdeki faaliyetlerine geçtiğimizde; evvela birebir misyonerlik faaliyetinde nelere dikkat ediyorlar onlara değineceğim.İlk önce hedef kitlelerini kafasına rahatça şüphe düşürebileceği cahil Müslümanlardan seçiyor.Çünkü misyoner karşısındakinin cevap verememesini sorular karşısında bocalamasını ister.Söylemlerine geçecek olursak,en çok kullandıkları söylem “Biz sevgi diniyiz.”Gençlerin,ilgiye ihtiyaç duyan insanların dini bilgisizliklerinden yararlanıp Hıristiyanların ne kadar sevgi dolu olduklarını anlatır dururlar.Ama İngiliz sömürgeciliğinden onların ne kadar sevgi dolu olduklarını görebiliyoruz.Hindistan’da Pencap bölgesinde İngiliz zulmüne isyan eden halk “asılmayacakları teminâtı” ile teslim alındı.Ancak bu insanlar top arabalarının namlu uçlarına bağlanıp ateşlenerek parçalatıldılar.Savunmaları şuydu: “Biz asmayacağız dedik,idam etmeyeceğiz demedik ki.”Aynı şekilde Irak’ta hapishanelerde yapılanlar ne kadar sevgi dolu olduklarını görüyoruz,lakin sevgi dolu zararsız Hıristiyanları bundan müstesnâ tutarız.
Konuya tekrar dönersek; diğer bir söylem de “Güney Kore’de insanlar Budist olacağına Hıristiyan olsun,daha iyi değil mi?”ya da “çocuğun satanist olacağına Hıristiyan olsun daha iyi değil mi?” olmaktadır. Burada amaç Müslümanlarda çok kuvvetli olan Hıristiyanlaşmama düşüncesini yıkmak,Hıristiyanlığı Müslümanların rahatça kabullendiği bir duruma sokmaktır.Başka bir söylem ise “biz de hak diniz,üç büyük din yok mu?”dur.Misyonerlerin taktikleri ise maddeler halinde;
1) “Bilmiyorum” cevabı alacağı soruları gündeme getirir,bocalatır,sıkıştırır,1-0 galip olur böylece.
2) İsa’dan önce İsa Mesih olarak bahseder, ilişki ilerledikçe İsa Mesih Allah’ın oğlu olmuştur,daha sonra da Allah İsa olur.
3) Teslisi açıklatmak istediğinizde,“Teslisi bilmek için inanmak lazım.”derler.Evet dediğinizde bilmenize gerek kalmamıştır.
4) Hangi ibadetleri yapıyorsun? Sorusunu şu cümle takip eder.İslamiyet de çok zor.Halbuki çözüm çok kolay: “Vaftiz ol,kurtul.”
5) Misyoner eskiden Müslüman olduğunu ya da iyi bir Müslüman olan arkadaşının Hıristiyan olduğunu söyler ve ayrıntıya girer.Örneğin,bir sofra duası okuyabilir.Amaç bu kadar iyi bir müslümanın nasıl Hıristiyan olduğunu düşündürtmek ve “demek dinimde eksiklik var” şüphesine düşürmektir.
Misyonerlerin Kurdukları Kurumlar:
1)Eğitim Kurumları:Robert Koleji 1971 yılında Anayasa mahkemesi kararıyla yüksek kısmı Boğaziçi Üniversitesi adı altında devlet okuluna dönüştürülen okulun orta kısmı Arnavutköy Amerikan Kız Koleji ile birleştirilmiş ve halen Özel Amerikan Robert lisesi adı ile eğitime devam etmektedir.Diğer bir okul da 1873’de Amerikan Board tarafından kurulan Üsküdar Amerikan Lisesidir.Ancak Amerikan Board bu isimle Türkiye’den çekilmiş ve tüm malvarlığını 1968’de Sağlık Eğitim Vakfına (SEV)devretmiştir.SEV Amerikan Board mensupları ve misyoner okullarından mezun bir grup tarafından kurulmuştur.Bu vakıf halen Bağlarbaşı’nda faaliyetlerini sürdürmekte vakfın bir de Bağlarbaşı Ermeni Kilisesi karşısında SEV İlköğretim okulu adı altında ilköğretim okulu bulunmaktadır.Vakıf gelecekteki amaçlarına yönelik arsa satın alma yoluna gitmiştir.
2)Gazete ve Dergiler:1900’lü yıllardan itibaren Kapsam dergisi,Avadaper, Püragm ,Müjde, Agape(karşılıksız sevgi) adı altında dergiler çıkmış ancak bunlar yayın hayatına son vermişlerdir.Şimdi ise Temmuz 97’de yayına başlayan “Gerçeğe Doğru”dergisi çok yönlü aktüel bir içeriğe sahiptir.1991’de Ankara’da kurulan Kucak Yayıncılık bünyesinde Kucak Çocuk Dergisi yayınlanmaktadır.
3)Hastaneler:Günümüzde Türkiye’de Amerikan Board’un SEV’e devrettiği Gaziantep Amerikan Hastanesi bulunmaktadır.
4)Kiliseler:1990’lı yıllardan sonra artmış,15 ilde 61 Protestan kilisesi bulunmaktadır.
5)Televizyon-radyo yayınları:Yerli yayın olarak;televizyon yayını yapılmamaktadır.Radyo olarak ise;Fm 89.6’dan yayın yapan Müjde FM,Fm103.6’dan yayın yapan Radyo Light Hıristiyanlığı tanıtıcı yayınlar yapmaktadır.
6)Dernek ve Vakıflar:
a)Walter Wiley Vakfı: İstanbul Union Church’ün papazlarından Walter tarafından1962’de kendi adına kurduğu vakıftır.
b)İstanbul Protestan Kilisesi Vakfı:Bostancı Protestan Kilissi üyeleri tarafından 1999’kurulmuştur.
c)SEV:Amerikan Board’ın varisidir.İstanbul dışında İzmir ve Tarsus’da birer okul,Gaziantep’de bir hastane bir de yayınevi bulunmaktadır.
d)Kardelen Derneği:Ankara 1999’da TC. vatandaşı kadınlar tarafından kurulmuştur.
7)Yayınevleri:a)Haberci:Dağıtım ağırlıklı faaliyet göstermektedirler.b)Kitab-ı mukaddes Şirketi:1804’de İngiltere’de kurulmuş,1812’de Türkiye şubesi “İngiliz ve Ecnebî Kitab-ı Mukaddes Şirketi olarak faaliyete geçmiştir. .Merkezi Eminönü’nde olan şirket Beyoğlu İstiklal caddesinde ve Adana’da faaliyet göstermektedir.c)Lütuf yayıncılık:Hıristiyanlığı tanıtıcı kitap bulunmaktadır.d)Müjde Yayıncılık. e)Kucak Yayıncılık. f)SEV yayıncılık: Amerikan Board’dan SEV’e devredilen kurumlardandır.Redhouse press olarak da bilinir.g)Sevgi Yayınları. h)Yeni Yaşam Yayınları. ı)Zirve Yayıncılık:Görsel yayın ağırlıklıdır.i)Logos diye de bir yayınevleri vardır.
< Önceki
Sonraki >






