Sizlerden
Habibine Ümmet Sana Kul Eyle![]() Hüzzamdan çalıyor eskimiş plak Her bir sözü alıp tüm dünyayı yak Kabul etmez bizi ne tamu türap Hakkı söylemeyen dilim lal eyle Habibine ümmet sana kul eyle... |
Ukde!![]() Bir imtihan çemberinden daha geçtim Bir hudeybiye daha ekledim defterime Bir ateşten gömlek ki onu ben diktim Üzerime... |
Son yıllarda ilahiyat fakültelerinin sayısı arttı. Bu kadar ilahiyat fakültesine ihtiyaç var mı peki?
İlahiyat fakülteleri imam hatip liselerinden sonra din eğitiminin “evrensel” düzeyde tamamlandığı, güya “üniversal” düzeyde bilgi alt yapısının verildiği eğitim kurumlarıdır. İyi bir eğitim müreffeh ve mutlu bir toplumun ilk adımıdır.
Türkiye’de din hizmetlerini yerine getiren personelin özellikle cami ve Kur’an kursu görevlilerinin yüksek öğretim mezunu olma şartı henüz yok. Oysa din hizmeti gibi önemli bir görevin yerine getirilmesi için üniversite düzeyinde eğitim verilmesi bir zarurettir. Buna ilaveten imam hatip liselerinde verilen eğitimin yeterli olmadığı da herkesçe malumdur. İmam-hatip liselerindeki eğitim süresi de azalınca eğitim kalitesi iyiden iyiye kötüleşti.
Bu durum başlıca iki problemi doğurdu. Birincisi yetersiz din eğitimi almış din hizmetleri adayları; ikincisi de üniversite eğitimi almaya hazır hale gelemeyen, alt yapısı zayıf öğrencilerin ilahiyat fakültelerinde öğrenime başlaması. İlahiyat fakültelerindeki eğitim ve de kadro yeterli olmadığına göre ortaya çok vahim bir tablo çıkmaktadır.
Din eğitimi altyapısı zayıf imamlar, Kur’an kursu hocaları ve müftüler hem diyanetin hem de ilahiyat fakültelerinin toplum nezdindeki güvenirliliğini sarsan en önemli sebeplerin başında gelmektedir. İmam hatip lisesi mezunu bir din hizmetleri adayının ilahiyat fakültesi bitirmeden imam veya Kur’an öğreticisi olması; aynı şekilde ilahiyat fakültesini bitiren bir müftü adayının iki yıl ihtisas kursunu tamamlamadan müftü aday adayı olması mümkün olmamaktadır. Hâlbuki ihtisas kurslarında verilen eğitimin ilahiyat fakültelerinde verilmiş olması gerekmektedir. İlahiyat fakültelerinde verilen temel bilgilerin de imam hatip lisesinde verilmiş olması gerekir ki normalleşme sağlanabilsin. Oysa bunların hiç biri maalesef uygulanmamaktadır.
Bu aşamada kaliteli, iyi yetişmiş nitelikli din hizmetleri adaylarının yetişebilmesi için öncelikle atılması gereken bazı adımları şöyle sıralayabiliriz:
- İmam hatip liselerinde verilen eğitimin kalitesini arttırmak birinci adım olmalıdır. Bunun için de iyi yetişmiş öğretici kadro eliyle (burada bir kısır döngü olduğunun farkındayım) sağlam ve yeterli Arapça ve İslami ilimler eğitimi verilmelidir.
- Gerekirse bazı okullarda ikinci yabancı dilin altyapısı hazırlanmalıdır.
- Din hizmetlerini yürüten görevlilere tıpkı öğretmenlik ve hakimlik gibi mesleklerde olduğu gibi yüksek öğrenim şartı getirilmelidir.
- Üniversite eğitimi için gerekli yabancı dil alt yapısı kurulmalı, lisede verilen yabancı dil eğitimi en üst seviyeye çıkarılmalı, mastır ve doktora seviyesinde eğitim alacak öğrencileri yabancı dilde kitap ve makale yazabilecek seviyeye getirilmelidir.
Bu aşamada yurtdışındaki üniversitelerle bağlantı kurularak öğrenci değişimi ve benzeri programlar desteklenmelidir. Üniversiteyi bitiren her din görevlisi adayı yurtdışını görmüş olarak üniversite mezunu olmalıdır.
- Müfredat ve içerik pratiğe yönelik olarak yeniden yapılandırılmalı ve öğrencilerin analitik düşünce kabiliyetlerini geliştirici ve disiplinler arası eğitim alabileceği bir öğretim programı uygulanmalıdır.
Bu saydığım adımlar elbette ki eksik ve yetersiz tavsiyeler niteliğindedir. Ancak bu standartlarda eğitim verilmedikçe Türkiye’deki din hizmetlerinin kalitesi yükselemez. Ne kadar çok ilahiyat fakültesi açılırsa açılsın değişen sadece üniversite diplomalı adaylar olacaktır. Bahsettiğim adımlar atılabilirse daha fazla ilahiyat fakültesine ihtiyaç var diye düşünüyorum.
Ya sizce?
Yunus Şerifoğlu
| Sonraki > |
|---|







Yorumlar
İlahiyatlara gelince...
Öncelikle İlahiyatı isteyeneler ve sevenler gelmeli.. İlim uğrunda herşeye hazır olanlar gelmeli.. Sonrası kendisinden gelir..
Sorun talebede.. Adam akıllı talebe, öğrenciyi de, fakülteyi de, yakın tarihte ülkeyi de adam edebilir.. ama bizde bilinçli, şuurlu ve ne gibi ulvi bir görevin omuzlarının üstünde olduğunun farkında olmayan ve farkına varacağına dair en ufak ümit vermeyen talebe mevcut.. istisnalar kaideyi bozmuyor...
ama iyiye gidişi gözlemleyebiliy or ve ümidimi kaybetmiyorum gelecekten...
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.