Sizlerden
Habibine Ümmet Sana Kul Eyle![]() Hüzzamdan çalıyor eskimiş plak Her bir sözü alıp tüm dünyayı yak Kabul etmez bizi ne tamu türap Hakkı söylemeyen dilim lal eyle Habibine ümmet sana kul eyle... |
Ukde!![]() Bir imtihan çemberinden daha geçtim Bir hudeybiye daha ekledim defterime Bir ateşten gömlek ki onu ben diktim Üzerime... |
[ Eilahiyat’ta muhtelif başlıklarda Ramazan’ı konuştuk. Onlardan birisi de Sivas’a gelen Ramazan..
Eilahiyat Forum’da varyok müstearıyla samimi anlatımıyla bizleri Sivas’tan haberdar eden arkadaşımızın mesajını bir de buradan istifadenize sunuyoruz. ]
Evet, Sivas'ta güzel şeyler oluyor. İstanbul'da yaşanan Ramazan'ı gördükten sonra her yıl mütemadiyen dile getirdiğim " Ramazan’ı İstanbul’da yaşamak gerek" sözlerimi Sivas Belediyesi tabiri caizse bana yutturdu. Bu yıl Sivas bir başka Ramazan yaşadı. Yapılan etkinliklerin pek çoğuna iştirak edemedik ama düne düşenler ve az önce kapımızın önünden geçen Ramazan davulcusu yazmayı düşündüğüm; yazmadığım bu satırları e-ilahiyatın sayfalarından birine düşürmeye sevketti beni.
Düne düşenlerle Sivas'ı anlatmak isterim evvela. Malumunuz dün bin aydan daha hayırlı Leyle-i Kadir idi ve Sivas'ta yer gök Kadr olmuştu. İftarımızı evde açtıktan sonra karşı komşumuz ve yeğeniyle birlikte teravihe niyet memleketimin büyük camiilerinden olan Ulu Camii’nin yolunu tutuverdik. Günün ve yazının gidişatı için belirtmekte fayda görüyorum, komşumuzun yeğeni Buruciye Meydanı’nda yapılacak olan bir program için köyünden kalkıp gelmiş şehre. Neyse efendim hazırlandık mazırlandık düştük yollara. O yollar ki telaşlı insan kalabalıklarıyla dopdolu. Bir koşuşturmaca almış başını gidiyor. Güzergâhımızı anlayanlar ise hemen uyarıda bulunuyor: " Ulu Camii dolmuş, hiç gitmeyin, başka camiilere bakın." olsun diyoruz biz niyetimiz üzere devam edelim. Yolumuz üzerinde büyük camiilerin ortasında kalmış Osmanpaşa Camii’nin küçük bahçesinden dışarı taşmış
insan güruhu beni heyecanlandırıyor. Adım başı bir Camiiye rastlayabileceğiniz Sivas'ta cemaatine iştirak edilebilecek camii kalmamış neredeyse. İlerledik ilerledik Ulu Camii’nin kapısına vardığımızda, bahçeden dışarıya taşmış kaldırımlara konaklanmış insanları gördük. Polis ekipleri, cemaatin yolları kapatmasını engellemek için, kordonlar çekmekteydi. Kaldırımdan nasibini alamayanlar ise yol kenarındaki pikapların üzerinde saf olmuşlardı. Bizse yer bulabilme ümidi ile camiinin diğer girişine ilerledik. Evet, camiinin girişindeki parkta kendimize bir yer buluverdik. Yatsı ezanları Sivas semalarını inletirken burada olsun yer bulabilmiş olmanın şükrünü eda etmeye başladık. Yatsı ve arkasından kılınan teravihin ardından biz bahsi geçen programa gitmek için cemaatten ayrılırken kalanlar tesbih namazı için niyet etmişti bile.
Buruciye Meydanı’nda kurulmuş bir sahne ve küçük bir stadyumu andıran meydan sahnenin karşısına
konulmuş sandalyeler açık hava sinemalarını andırıyordu ve yine dopdolu idi. Meydana vardığımda öğrendim ki bahsi geçen program belediye başkanının daveti üzerine bu geceye mahsus olarak hazırlanmış Gözyaşı Geceleri imiş. 21.30’da başladı ve kalabalığı artıp eksilmeksizin gece yarısına kadar devam etti. Sivas'ın merkezindeki bu program kadre gitmeyenlere kadri getirmişti. En ilgisiz olan insan dahi yoldan geçerken yükselen seslere kulak vermemezlik yapamazdı. Sivas konserden yükselen şarkı sözleriyle değil, kadri kıymeti bilinmesi gerekenleri anlatan güzel seslerle inliyordu. Her şeyden dem vuruldu programda, aile hayatı, Müslüman insanın kimliği, Hz. Peygamberimizin (s.) örnekliği, 4 Halife ve dahası. Peygamber Efendimizin (s.) anlatıldığı bölümde sahabe misali herkes nefesini tutmuş başında kuş varmışçasına dinliyordu nur yüzlü amcayı, abartmış olmayayım yanımdaki çocuk çekirdek çitliyordu, sonra hıçkırık sesleri.. Hiç abartmıyorum meydandan hıçkırık sesleri yükselmeye başladı. Ve dualarla nihayetlendi program işte ol zaman Sivas Belediye Başkanı Sayın Doğan Ürgüp Bey’i göresim geldi, "helal olsun’’ demek geldi içimden ya olmadı..
Sonrası niyetimizdeki mekân ulu camii. Kalabalığından bir şey kaybetmeksizin bahçesinde insanlarla dopdoluydu. Biz vaktin geç olması hasebiyle evi
mizin yolunu tutarken o kalabalık gitmemek için gelmiş meğer oraya. Sabah babamdan aldığım haberler şu şekilde: gece 12 den sonra 6 imam eşliğinde cemaatle kılınmış 12 rekâtlık teheccüd namazı, her namaz arasında yine cemaatle dillendirilen 100 ‘’Lailaheillallah" zikri. Belediyenin hazırlayıp dağıtmış olduğu kumanya-insani ihtiyaçların halli için, saf saf inen meleklere emanet dua, niyaz, tevbe, şükür.. Bana kalansa pişmanlık, eve dönmüş olmanın verdiği üzüntü, cemaatin bereketinden mahrumiyet. sabah namazında yakalamaya çalıştım bu cemaat bereketini ama geç kalmışlık o vakte rağmen yer bulamamışlık, nasiplenemedik...
Sivas'ta bir şeyler oluyor... Sivas'ta güzel şeyler oluyor...
Bugünse Yatsı namazından sonra davul sesleri şenlendirdi mahallemizi. Ramazan'da düğün dernek olamazdı ya hayrolsun dedik. Ramazan davulcuları her yıl yaptıkları gibi arife gününde kapı kapı dolaşıp harçlık istemek yerine geceyi bölen mehter marşlarıyla istiyorlardı 30 günlük sahur bereketini yaşatmış olmanın karşılığını. Balkonlara dökülmüş kalabalık meraklı ve heyecanlı gözlerle izliyor dinliyor, gönlünden kopanı davulculara veriyordu. Teyzemin biri ise hazır davulcu bulmuşken istekte bulundu: evladım dağlar seni delik delik delerim parçasını çal da hak ediver şu harçlığı... Güzeldi vesselam
Sivas'ta güzel şeyler oluyor...
Varyok
Marmara İlahiyat
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







Yorumlar
Sağdaki İkinci Fotoğraf ise Buruciye'den
Onun Altında Yine SAğda Ulucami'den Teravih Çıkışı
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.