Salı, 01 Mayıs 2007 11:57
Ezanlar… Susturulmak istenen ama inadına yükselen ezanlar... Hz. Bilal’ın nefesi ile can bulup, Medine’nin eşsiz atmosferinden geçip, Medine çöllerini aşıp, gönüllerden gönüllere, dillerden dillere uzanan kutlu sözler, nağmeler…
Perşembe ikindilerini bekleyen ben unutmuştum günlerden Perşembe olduğunu ve günün ikindiye doğru çoktan yol aldığını. Şehrin sokaklarında hızlı hızlı yürümekti amacım sadece. Yürümek ve bir an önce mesafeleri kat etmek. Beynimde bin bir düşünce, dilimde tek bir hece yürüyordum. İşte o vakit gelmiş, kapıyı tıklamak üzere son hazırlıklarını yapıyordu. Güzel olması gerekirdi her zamanki gibi. Yine gönülleri efsunlamalıydı. Tüm dikkatleri cazibesi ile kendisine çekmeliydi. Önce zili çaldı; cami hoparlöründen bir ses yankılandı. İşte o geldi; nihavent makamından ikindi ezanı.. ‘Allahu ekber allahu ekber’ evet yine çok güzeldi. Yine beni benden aldı.
Ben hızlı
adımlarla yürürken, kulağıma çalınan o ses ile yerime çakılıp kalıyorum.
Adımlarımı yavaşlatıyorum. Beynimdeki düşünce yumağı yerinden çıkıveriyor;
dilimdeki hece yere düşüyor. Tek o ses... Tek o ses var benim için artık. Zaman
dursa, bu ezan hiç bitmese, nihaventten tekrar tekrar okunsa diyorum; kalplere
billur kadehlerden misk amber sunulsa .
Anlıyordum tekrar. Neden ezan sesini duyan bir gönül Müslümanlığı seçiyor, neden tüm faklı diller onda tek vücut oluyor, seni neden susturmak istiyorlar, anlıyordum. Sen kapısı aralı gönüllere usul usul akıyordun. Sen kilitlenmiş gönüllere en eşsiz anahtar oluyordun. Ve ben imanımı bir kez daha tazelemenin sevincini yaşıyordum. Gözlerim cami avlusundaki çiçeklere takılıyordu. Biliyordum onlar da susmuşlar ezanı nihaventten dinlemenin zevkini eksiksiz yaşamaya çalışıyorlardı.
Yollar, mesafeler, gidilecek, bir an önce varılacak yerler benim için uzak bir şehrin karanlıklarıydı şimdi. Beni benden çekip alan bu sesle meşguldüm artık. Yok olun ey cehaletin çığlıkları, yok olun! En kutluya davet, secdeye davet var. Vakit yar ile buluşma vaktidir. Vakit vuslatın vaktidir artık. Zaman geçiyor, ezanım gitmek için hazırlanıyordu bu sefer. Yâri birleyip gidiyordu. Gitme, biraz daha kal. Batıl haykırışlar ile örtülen gönüllerimize biraz daha mutluluk yaşat. Gitme ki o örtüleri seninle birlikte kaldırıp, toprağın en dibine gömelim. Ama sen gidiyordun.
Şerife Doğruyol
Selçuk Üniversitesi
İlahiyat 2. Sınıf
Sizin de anı, deneme ve makaleleriniz E-ilahiyatta yayınlansın.. Başvuru için eilahiyat@gmail.com.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







Yorumlar
Tiretti Yine .. Tercuman Oldunuz.. Teşekkürler ..
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için