Sizlerden

Çocuk!

News image

Çocuklar meleklerin çeşmesinden su içerler. Ne zaman ki büyürler, Merak ederler bu su nerden ...

İç/im/den

News image

Şekersiz, açık bir bardak çay / Şimdi ellerini süsleyen, Çayın ne kadar sıcak olduğunu / Parmak uçlarında ...

Esintiler - Telâmiz

YETERLLK1

Diyanet Yeterlilik Sınavı: Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde çalışacak personelin mesleki yeterliliğinin ölçülmesi amacıyla yapılan sınavdır. Bu sınav sistemi Diyanet'in çıkan yeni kanunuyla beraber değişime uğradı.

Kanundan önce

Diyanette görev almak isteyen adaylar önce yazılı yeterlilik sınavına katılırlar. Bu sınavda başvurdukları alana göre (İmam hatip, Kuran Kursu Öğreticisi, Müezzin, Vaiz) hazırlanmış olan soruları çözerler. Ve bu yazılı sınavdan en az 70 alarak sözlü sınava girme hakkında sahip olurlar.

Daha sonra yazılı sınavdan 70 puan alan adaylar sözlü mülakata çağrılır. Türkiye’nin her yerinde başta “Eğitim Merkezleri”’nde olmak üzere sınav komisyonları kurulur. Bu komisyonlar3-4 kişiden oluşurlar. Aday eğer sözlüden de en az 70 puan alırsa yeterlilik kazanmış olur. Genel yeterlilik puanının hesaplanması ise yazılıdan aldığı puanın %30’u sözlüden aldığı puanın %70 alınarak hesaplanır.

Adayımız atanmak için başvurduğunda yeterliliğinin yanında Kpss puanı olmalıdır. Buradaki sistemde atamalar Ösym genel merkezi tarafından yapılır. Buradaki ilk problem başvuran adayların yanlış bilgi vermesidir. Yani mesela bir adayımız hafız olmamasına rağmen hafızım deyip hafızlık şartı koşulan bir kadroya atanıyor. Fakat tabi ki göreve başlama aşamasında belgeler istendiğinde yanlış beyan verdiği için göreve başlayamıyor. Burada hem kendi atanamıyor hem de oraya atanacak kişinin hakkına giriyor ve o kadronun en iyi ihtimalle bir sonraki atamaya kadar boş kalmasına sebebiyet veriyor. Bunun sebebi başvuran kişilerin hafızlık belgesi sahipliği işleminin sisteme aktarılmamış olmasıydı.

Ve Kanundan sonra…..

Süreç yeterlilik belgesinin alımına kadar yukarda anlattığımız şekilde gerçekleşiyor. Ve tabi adayımızın Kpss puanı gerekli oluyor. Ama işler bu sefer bununla bitmiyor. Yani aday yeterlilik ve kpss puanıyla atanamıyor. Diyanetin yeni yasasının getirdiği düzenlemeyle birlikte buraya bir sınav daha yerleştiriliyor. Bir kadro alımında alınacak kadronun kpss puanına göre 3 katı aday tekrar bir mülakata (2. Bir yeterlilik sınavı) tabi tutuluyor. Ve bu mülakatı geçerse aday memur olarak görevine başlıyor.

Süreç böyle işliyor. Diyanet İşleri Başkanlığı bir yandan yeterlilik sınavı yapıyor. Adaya yeterlisin diyor. Daha sonra Kpss puanına göre alınacak aday sayısının 3 katı çağırıldıktan sonra tekrar bir sınava tabi tutuyor. Bu seferde yetersizsin, ya da o kadarda yeterli değilmişsin diyor. Buradaki hata olarak görülebilecek nokta aynı şeylerden, aynı sistemle tekrar sınav etmek diyebiliriz .Hem yeterlilik sınavını yapmak ardından da mülakat yapmak…

Diyanetin bakış açısıyla olaya bakarsak öncelikle yeterlilik olmayanları eliyor. Daha sonra kanundan dolayı kpss’yi kıstas almak zorunda. Kpss ile de adayları bir elemeye tabi tutuyor. Ve en sonunda örneğin 1000 kişilik kadrolu alım yapacak olan diyanet Kpss puanı sıralamasında en yüksek alan yeterlilik sahibi 300 kişiyi mülakata alıyor. Ve böylece iyi adaylar arasından en iyilerini seçmiş oluyor. Yeterliliğin sözlü kısmı ve buradaki mülakatta adayımızın Kur’an-ı Kerim okuyuşu, tecvid bilgisi ve Ezberleri en önemli görülen meseleler. Bunları ölçmek için bu sınavlar yapılıyor. Diyanetin bakış açısıyla bakınca her şey harika.

Başvuran adaylar ise madem yeterlilik verdiniz tekrar sınava sokmanın alemi ne diye kendi kendilerine soruyorlar elbette. Ve açıkçası diyanet

Burada iki sınav yapılması diyanet açısından haklı görülse bile bunlardan birinin kaldırılması gerekiyor. Ya yeterliliğin sözlü kısmı kalkmalı ya da diyanetislmülakat. Mülakat artık yasayla sabit olduğu için onun değişme süreci daha zor olduğu için yeterlilik sınavının sözlü bölümünün kaldırılması daha akla yatkın görünüyor. Ve bu sınavlarda objektifliği sağlayabilme adına gerekli önlemler alınmalı. Sadece memurluğa giriş anlamındaki bu sınavlar değil, diyanet bünyesindeki bütün “mülakat “eksenli sınavlar için geçerli olan problem bu. Ki Türkiye’nin en önemli kurumlarından olan Diyanet’in üzerindeki bu kara leke kalksın. Burada sadece Diyanet suçlu diyemeyiz tabi ki. Burada hakkına razı olmayıp başkalarının hakkını gasp eden torpil yaptırmaya çalışan insan da, bu adam kayırma işlemini yapan yüksek rütbeli bilumum kişiler de, bu kişilerin baskılarına göğüs geremeyen ilgili kişiler de bundan sorumludur.

Son yapılan çalışmalar izlendiğinde iyi yönde gelişmeler olduğu yadsınamaz. Örneğin Diyanet içerisindeki nakil, hac ve umre ile ilgili yapılan sınavların birleştirilip “Mesleki Seviye Tespit Sınavı” altında test sınavının şart koşulması önemli bir gelişme ama bunun sonrasında tekrardan atamalarda mülakatların yapılacak olması objektiflik açısından değerlendirildiğinde doğru değil. Zaten başvuran her aday bu sınava girmiş ve belli bir puan almış oluyor. Ama bunu yeterli görmeyip tekrar bir sınav yapmak bence bir çelişki… Ve yine burada diyanetin söyleyebileceği şey “hangisinin sesi daha güzel ona bakıyorum” demektir. Ama artık her şeyin ses-sedadan ibaret olmadığı bir toplumda yaşıyoruz. İnsanlara hitap eden din görevlisinin kıraatının elbette güzel olması gerekir ama bence bundan daha öncelikli olarak donanımlı olması gelir.

İhsan CABİR

Marmara İlahiyat

Yorumlar  

 
0 #3 Ziyaretçi 14-04-2011 07:54
ihsan hocam sesimize tercüman olmuşsunuz teşekkürler aynen katılıyorum hele bir de fahrilerin sözleşmeye direkt alınması meselesi var ki evlere şenlik. sanki fahri alımların nasıl yapıldığı bilinmiyor
Alıntı
 
 
+2 #2 Ziyaretçi 04-03-2011 23:02
Mühim bir meseleye temas etmişsiniz Hocam. Farklı statüler için iki kez yeterlilik sınavına girip belge almış ve iki yıldır DİB bünyesinde çalışan biri olarak yazıyorum, sorun/sıkıntı bu sınavların birisinin kaldırılması ile bitecek gibi değil sanırım.
Evvelen bu sınavlar ne kadar nitelikli, özellikle yazılı sınavları kastediyorum, onları bir değerlendirelim .
Saniyen biz Diyanet'in çeşitli kademelerinden "olur" belgesi alarak göreve başladığımızda Diyanet bizi tekrar "çeşitli" sebeplerle Hizmet İçi Eğitim'e tâbî tutuyor. "Hani yeterliydik biz, bu eğitim de nereden çıktı?" demek geliyor içinizden ama şahsî tecrübeme istinaden belirteyim, biz eğitimdeyken Kur'ân-ı Kerîm dersine giren hocalarımız "Şunlar şunlar bu işe ehil değildir" diye rapor hazırlamışlardı .
Netice: Yüz tane de sınav olsa yeri vardır, zira biz "yeterli" değiliz. Ama âcizane kanaatime göre işin üzücü yanı bu "yetersizliğimiz in" anlaşılmasının bu kadar zor olması/zorlaştırılması ...
Alıntı
 
 
+1 #1 Ziyaretçi 04-03-2011 22:51
Efendim, diyanette yapılan herşey "adaleti sağlak için yapılır" öyle denir Fakat adaleti aşabilmek için her çareye başvurulur.
1- Tam randımanlı olmasa da KPSS ile alım torpili en azında il bazında müthiş bir şekilde etkiledi. Birileri bundan rahatsız oldu ve şimdi ki sisteme geçildi. Eeee o 300 kişiden önce 50 kişi hazırlanıyor listeye sonra 250'den bir 50 seçiliyor.

2-MBSTS yapılır herşey buna uyacak denir. Paralar yatırılır ve Sürprizzz!!! Hac'da geçerli değil veHacca 8 yıl görev yapmış ve hiç gitmemişler mülakatla gönderilecektir !

3-STS den 100 de alsan, sonuçta bir camiye geçmek için jürinin önünden geçeceksin. Sonuç değişmez. Birine organ nakli hakkında deliller sorarlar! diğerine teyemmümün farzını. Eee Birisi bilmiştir.
Alınmayacak kişiler ise bilemeyinceye kadar soruya tabii tutulur...

Yanisi, Ses, hafızlık, ilim bunlar önemlidir ama rakiplerinin hiçbirisinin dayısı olmadığında!!!
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile