Pazartesi, 14 Mart 2011 02:51
Merhum Reis-i Cumhur T. ÖzalGazetecilerin:
“Efendim sizin tarikat mensubu olduğunuz söyleniyor, doğru mu?” sorusuna
cevabı kısa olmuştu.
-Keşke…
Bu ülkenin çocuklarının neleri kaybettiğinin çetelesini tutmak hayli zor olmalıdır. Zira neredeyse her şeyini kaybetti bu ülke insanı! Ancak özgüvenin yitirilmesi en büyük kayıp olarak kaydedilmesi abartı sayılmayacaktır. Çünkü özgüvenin kaybedilmesiyle -kendi kalarak- hiçbir şey başaramayacağı izahtan varestedir. Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki; kişinin özgüveni sadece kendisinin aile yapısı, aldığı eğitim ve ruh dünyasından müteşekkil değildir. Bunlara ilaveten temsil ettiği değerler ve toplumla da irtibatlıdır. Dolayısıyla fertler aidiyetini hissettiği toplumun, maşer-i vicdanın eseridir.
Yakın dönemlerde müşahede ettiğimiz bazı tutum ve davranışlar dikkatimizi çekmekte ve bu durumu toplumun evlatlarının yeniden bir özgüven kazanma emareleri olarak algılamaktayız. Hiç şüphesiz Merhum N. Erbakan’ın kırk yıllık siyasi hayatında sergilediği sağlam duruş büyük bir ehemmiyete haizdir. Zira o, değerlerle var olunabileceğinin timsali oldu. Ayrıca yukarıda alıntıladığımız merhum T. Özal’ın cevabı da toplumsal zihniyet açısından müstesna bir tutum olmuştur.
Bu satırları karalamamıza ilham veren şey ise, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in göreve geldikten sonra sakal-ı şerife ‘izin vermesi’ olmuştur. Fevkalade duygulandığım ve etkilendiğim bir fotoğraf karesidir başkanın yeni siması... Bu durumu çok basit bir şey olarak da görebilirsiniz; ancak bu memlekette kim ki bir makama gelmiştir, sakalı varsa sakalını, bıyığı olan bıyığını kesmiş, yeni haliyle kendini daha güvende hissetmiştir. Ancak muhterem başkanımızın göreve geldikten sonra sakal bırakması iyi düşünülmesi ve tahlil edilmesi gereken bir meseledir. Zira bu ülke için zihniyet devrimidir, büyük bir dönüşümün sembolüdür. Başkan sakala izin vermekle kurumunun ve temsil ettiği insanların özgüvenini ortaya koymuş aynı zamanda çok ciddi bir eylemin öncüsü olmuştur. Bu vesileyle başkanımıza müteşekkiriz ve duacıyız. Rabbim basiret, feraset ve dirayetini artırsın.

Yine bu minvalde bir başka örnek de Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın muhabirleri tersyüz eden sakal cevabıdır. Yıldız bakanlık koltuğuna oturur oturmaz kendisine sorulan ilk sorulardan biri bu olmuş, haber programlarında da sakalını kesip kesmeyeceği gündem yapılmıştır. Bakanın cevabı da nettir: “Enerji bakanlığımızın gündeminde böyle bir konu bulunmamaktadır.” Medya şaşırmıştır, zira ‘bir kısım medya’ bu ülkenin değerlerine karşı her zaman karşı olmuştur. Onlar ve onlarım temsil ettiği zihniyet, mütedeyyin kesimden sürekli özür dilemesi, ses çıkarmaması, mağduriyetini ve kimliğini gizlemesini istemiş ve buna zorlamıştır.
Yüreğimize düşen duygu ve düşüncelerle kaleme aldığımız bu iki örneği insanımızın kendine güveni ve güzel gelişmeler olarak telakki ediyoruz. Henüz yolun başındayız ve yapacak bir yığın sorunumuz vardır. Son olarak sakal mevzuu ile ne Diyanetin sorunları ve açmazlarını göz ardı ediyor ne de bir bakanın görevdeki başarı/başarısızlığı… Bu ayrı bir husustur. Ayrıca sakal-ı şerifi sadece şe’air-i müslimin ‘den biri olarak kabul ediyor, bunun ötesinde bir yorumu da doğru bulmuyoruz.
Hanefi Hafızhasanoğlu

| < Önceki | Sonraki > |
|---|







Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için