Salı, 19 Nisan 2011 11:31
Diyanet İşleri Başkanlığı son yirmi iki senedir 20 Nisan'ın içinde bulunduğu haftayı (14-20 Nisan) "Kutlu Doğum Haftası" olarak kutlamakta. Malumunuz olduğu üzere 20 Nisan, Hz. Peygamber'in [sallallâhu aleyhi vesellem] miladi doğum tarihidir.
Biz Müslümanlar, yeryüzünde tek bir kişinin doğum gününe özel önem atfetmişizdir. Bu gün de, on sekiz bin âlemin yüzü suyu hürmetine yaratıldığı, iki cihan peygamberi, Allah’ın Habibi olan Rasülüllah'ın [sallallâhu aleyhi vesellem] doğum günü olan 12 Rebîulevvel, yani Mevlid Kandilidir
Bir husustan bahsetmeden geçemeyeceğim:
Rebiu’levvel ayının “on iki”si bazı camilerde mevlid, bazılarında Kur'an okunarak; imamların, din görevlilerin özel gayretleriyle bir günde geçiştirilmekte iken, 20 Nisan ve haftası Kutlu Doğum etkinlikleri olarak kutlanmakta, bu hafta vesilesiyle çeşitli programlar tertiplenmektedir.
Daha Nisan ayı gelmeden müftülükler hareketlenir; afişler, broşürler, kitapçıklar hazırlanır; ilahi gurupları kurulur, çeşitli konferans ve paneller tertip edilir; şiir, resim, hutbe ve kompozisyon yarışmaları yapılır; sergiler, kermesler düzenlenir tüm etkinlikler bir haftaya yayılarak değişik bir hava yakalanmaya çalışılır...
Özellikle cami yakınları (küçük ilçelerde tüm caddeler) afişlerle süslenir...
Peygamberini [sallallâhu aleyhi vesellem] seven bir ümmet için bunlara diyecek bir şeyimiz yok tabi. Ancak bu etkinliklerin düzenlenme tarihi bize uymuyor. Tüm mevsimleri dolaşacak şekilde düzenlenen bir tarih yerine, neden Efendimiz’in [sallallâhu aleyhi vesellem] doğumunu Hristiyanların Noel'i gibi tek bir tarihe indirgiyor, çalışmalarımızı bu tarihlerde yapıyoruz?
Hem Hz. Peygamber [sallallâhu aleyhi vesellem] bugün gelse;
"Ey Ümmetim! Ben 17 Cemâziyelevvel’de doğmadım ki!" demez mi?
Kendisine 20 Nisan 571 dendiğinde "Bu tarih de nedir?" demeyecek midir?
Hz. Peygamberin doğumunu bile Hz. Peygamber'in [sallallâhu aleyhi vesellem] savaştığı bir zümre tarafından yapılmış takvim ile, onların adeti üzere kutlamak ne kadar doğru?
Bu hususta insanların da kafası karışmaktadır. Bir kutlu doğum haftasında şöyle bir habere rast geldim: Urfa'daki Kutlu Doğum etkinliklerini gösteriyordu.
Tirit dağıtıyorlar...
Elinde yemeğiyle bir vatandaş uzatılan mikrofona şöyle cevap verdi: "Hz. Peygamberin doğumu her yıl kutlanıyor. Gerçi bu sene biraz geç oldu, havalar iyi olsun diye herhalde." Vatandaş tabii ki iki ay evvel kutladığımız Mevlid kandilinden bahsediyordu. İşin kötüsü, “bizim” diyerek sahiplendiğimiz bir TV kanalı da haberi ve adamın dediklerini anlamamış ki mülakatı aynen verdi.
Kutlu Doğum Haftası Etkinlikleri doğru kararla, iyi niyetle yapılmış fakat yanlış tarihte kutlanan etkinliklerdir. Rebîu’levvel ayının “beş”i ile “on iki”nci günleri arasında kutlamalar, programlar yapılsa ve milletimiz de bu günlerde daha bir coşkulu ve tarihten haberli olsa...
Daha güzel olmaz mı?
Süleyman Osmanoğlu
Siz de Haberleriniz E-İ de yayınlansın ister misiniz?
eilahiyat@gmail.com
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







Yorumlar
Evvela iki kere kutlamadığımız açık. Ya da birini artık geri plana attığımız...
İkinci olarak öyleyse Hz. İbrahim'e koş indiği günün de hangi mevsime denk geldiğini, Kur'an'ın ilk geldiği günün hangi mevsime geldiği gibi bir çok günü de mevsimlere sabitleyelim.
Konumuz burada güneş takvimini, ay takvimini kullanmaktan daha mühim bence. Medeniyet tasavvurumuz değişiyor maalesef.
Ayrıca Eski araplar da yıl isimleri veriyorlardı bazı zamanlar için. O yıl da fil yılı idi.
Diyanet çok düşünüyor da neden hala Hicreti 1 Muharrem'de kutluyor? 12 Rebiulevvel'de neden benzeri konferanslar verilemiyor?
Çok masum göremiyorum ben bu işleri...
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için