Salı, 17 Mayıs 2011 09:04
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde Eilahiyat Kulübü ile birlikte faaliyet gösteren iki kulüpten biri de İhya’dan İnşa’ya kulübü.
Kulübün adını ilk duyduğumda [İhya’dan İnşa’ya bir İhsan Eliaçık kitabıdır.] son zamanlarda İlahiyatçı gençlerin gündeminde olan İhsan Eliaçık Hoca muhiplerince kurulmuş bir platform olduğunu düşünüp açıkçası biraz da temkinli yaklamıştım. Zaman içerisinde kulübü daha iyi tanımaya başladım.
Fakültede tertip ettikleri ilk etkinlik doyurucu bir panel oldu. “Seküler Çağda İlahiyatçı Olmak” konulu panelde Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır, Prof Dr. Şinasi Gündüz panelist Prof. Dr. Sıtkı Gülle ise panel başkanı olarak bulunmuştu.
İkinci faaliyetleri de yine bir paneldi. Bu defa “Namaz” konulu, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlilerinden Dr. Kerem Buladı, Abdullah Yıldız, Cemil Tokpınar ve Ahmet Bulut’un katıldığı panel de fakülte öğrencileri tarafından hayli ilgi gördü.
Kulüp hakkında çekincelerimden uzaklaşmaya başlamıştım ki fakültede kulübün adını taşıyan bir afişte İhsan Eliaçık’ın fakültemize geleceğini gördüm.
Benim için iki türlü şaşırtıcı bir ilan oldu. Kulüp başkanı Yunus Emre Yıldız ile meseleyi görüştüğümüzde işin aslı anlaşıldı.
Yunus Emre arkadaşımız da durumun ilan edilmesini uygun görünce biz de Eilahiyat’ın sesimizi duyuracağı umudu ile sizlere yazıyoruz.
Kulüpteki iki öğrenci İhsan Eliaçık’ın fakülteye gelmesini teklif ettiğinde kulüp yönetimi büyük çoğunlukla buna karşı çıkmış ve neticede gelmemesi konusunda ittifak sağlandığı zehabı ile konu kapanmış fakat bu iki arkadaş İhsan Hoca ile görüşüp afişler için de kulüp adına onay alınca kulüp yönetimi de bizlerle birlikte kendilerinin misafirinin İhsan Eliaçık olduğunu fakültede afişlerden görmüş .
İlahiyatçının bilhassa kendi sahası ile ilgili olan şaz görüşlere karşı ne tür referanslarla savunma yapacağı yahut savunma yapmasının gerekip gerekmediğine yakinen şahit olup karar verebilmesi için kendisinden farklı düşünen insanları dinlemesinde elbette fayda vardır. Lakin burada bir grup arkadaşımız isimleri kullanılmak suretiyle mağdur edilmişler.
Belki bu arkadaşlardan bazı arkadaşlarımızın beklediği durumdan haberdar olduktan sonra programı iptal etmeleriydi ama bunun makul olmadığı biraz düşünülünce anlaşılabilecek bir durumdur. Geçen yıl Ankara İlahiyat’ta benzer bir durum yaşanmış Fakültede afişler dahi asıldıktan sonra programı iptal edilen Ebubekir Sifil Hoca bunu hakikatin dillendirilmesine perde olarak görmüştü. Burada da benzer ifadeler kullanılacak bilhassa çılgın muhipleri tarafından belki de fakülte yönetimi hedef alınacaktı.
Kulüp yönetimini sağduyulu tavırlarından ötürü tebrik eder sonraki programlar için başarılar dilerim.
Suzan Derin
İstanbul İlahiyat
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için