Çarşamba, 13 Aralık 2006 18:33
Sevgi; sonsuz vahaya giden yolun kılavuzu, ümidin evi, nurun penceresi ve ilahi adaletin temelidir. Rabbe ulaşmanın tezahürü sevgide barınır. Onun yoluna düşmek ve o yolda benlikten ve nefisten geçmek; sevgiye bağlılık ve ona sadakatle olur. Dünyayı sevenler göçtüler ve sonsuz vahada beklide çoktan sele kapılıp dibe çöktüler. Ama huzur-i ilahiye Vedûd’un aşkıyla ulaşanlar o vahada, seçtikleri o muhteşem kılavuz ile tepeler ve daha nice vadiler aşıyor, nice güzellikleri seyre duruyorlar kim bilir. Boşuna mı bunca varlık, boşuna mı bunca nimet? Tabiki değil!
Kerim olana yönelmek ve sevginin en yücesini hatta tek sevgiyi ona sunmak ne büyük ve ne erişilmez bir şükür!
O’na koşmak, O’na ulaşmak ve Müheymin olana sığınmak ne âlâ bir erdem! İstediğimizde yalnız ondan istemek ve bize verdiği onca karşılıksız nimete ermek için gösterdiğimiz çabaya bile bir karşılığı olan o Vehhab’a kul olmak ne ebedi bir saadet!
Bunca âleme Malik olana ve onlara hükmedene yönelip bu aciz bedenle huzurunda el bağlayarak; sevgimizi, takvamızı ve ihlâsımızı ona sunmak için daha ne bekliyoruz? O ki hiçbir kulunu ayırmadan rızık veren Rahman’dır.
Bizi affedecek ve aczimizi görecek kadar da Ğafur’dur. Öyleyse biz onun sevgi denizinde bir katre olup, ona ulaşacak onda onu bulacak bir ummana gitmek için daha ne duruyoruz?
Bizim ona doğru olan adımlarımıza koşarak karşılık veren Rauf mabudumuza ileten yollarda, biz de ona koşalım. Yaptığımız onca isyana ve günaha karşı sabreden o Sabûr’ boyun bükelim. Sonuçta; yaptığımız onca şeye rağmen bir ‘lebbeyk’ sözüne tüm kudreti, azameti ve şefkatiyle cevap veren bir Rabbe SEVGİ değil de ne sunulur ki zaten!
Verde / Selçuk İlahiyat
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






