GEZİyorum

Hayallerin Şehri New York'a Yakından Bakın II

News image

New York yemek kültürü açısından da karışık bir şehir. Her türlü  yemeği ama özellikle orta-doğu yemeklerini bulmak gayet kolay. Bagel ve Pizza New York denildiğinde akla gelen iki vazgeçilmez.        ...

İlahiyatçı Gözüyle 'Uyumayan Şehir' New York - I

News image

Burası New York. Banliyolarla birlikte yaklaşık 21 milyon nufusuyla Amerika’nın en kalabalık şehri. Frank Sinatra’nın meşhur New York şarkısındaki ifadeyle “uyumayan ...

GEZİyorum

sanaBaşkent San’a, UNESCO tarafından korunmaya alınmış bir şehir. Yemen mimarisinin dünya çapında değer taşımasının, yüksek katlı kerpiç inşaatın yanı sıra bir diğer nedeni, cephelerin çok yoğun bir biçimde tezyin edilmesiymis.

Sana’da öyle Meryem’in dediği gibi sıcak bir hava karşılamadı yani. Çünkü Sanaa’nın deniz seviyesinden yüksekliği yaklaşık 2350 metreymiş. Hemen misafirhaneye geçtim İhsan Sabri Hocamın refakatinde. 9 sularında kahvaltı yaptım, peynir helva ve zeytin ve şekerli çaydan oluşmuştu. Ürdün’de ekmeklerin aynısı olduğu için hiç yabancılık çekmedim zaten bizim bazlama dediğimizin bir benzeri.

Lojmana geçtik taksi ile, çünkü kampus çok büyük, orada Van Üniversitesinden Murat bey karşıladı bizi. İki oda bir salondan tıpkı Oş’taki gibi bir yer. Sağ olsun arkadaşlar zemini yeni halıfleksle döşetmişler, ortam çok tozlu olduğu için ilk başta gözüm korktu. “Oo hocam ilk halini görseydiniz nutkunuz tutulurdu” deyince “iyi hayırlısı” dedim zahiren ama içimden de “Kim yapacak ulan bu temizliği? Diye homurdandım. “Biri yok mu temizletecek?” diye sorunca “Hiç tavsiye etmeyiz!” cevabını alınca çok daha umursamadım, çünkü bu konu da temrinliyiz. Çandarlı ve Toki deneyimlerim beni yapabileceğime kanaat getirtti.

Murat beyler ailecek markete alışverişe gidiyorlarmış bende hemen eklendim ve temel temizlik malzemeleri, birkaç kap kacak alarak döndüm. Türk malları üzerinden kıyas yapınca neredeyse aynı fiyat olduğunu gözlemledim. Meyveler otantik ve hesaplı diyorlardı ama ilk anda bunu göremedim, ithal olduğundan olsa gerek portakal elma biraz daha pahalı gibime geldi. Lojmana dönünce ilk mutfaktan başladım ama yani ne bileyim, hanımların işi hakiketen zor, nasıl çıkacağım ben bunun içinden derken, Murat bey elektrikli süpürge ile geldi, o bir taraftan ben bir taraftan epey çalıştık.

Saat 15 de bizim Türkoloji’nin sınavı varmış oraya gittik, beni tanıştırdılar talebelerimizle, ilk gün güzel geçiyor. Akşam yemeğine Murat hocamlara geçtim, oradan ilk maillerimi gönderdim. Bir baktım Hâkimiyette Tika vasıtasıyla burada görevim yazıyor. Adı ile müsemma olan İrfan kardeşim diğer gazetelerdeki haber sayfalarını göndermiş, gurbet yaşamış yiğidim, hemen manevi desteğini göndermiş hocasına, nasıl mutlu oldum anlatamam. Zaten uçak beklerken Ankara’da hazır bulunuşuma bir katkı daha olmSana_yemenuştu.

Pazartesi günü Habertürk Turizm ekinde 10-13 Şubat tarihlerinde Yemen, Türk turistler için EMİTT fuarına geliyor diye bir haber vardı. Vardır bunda bir hayır dedim. Gurbete çıkınca her daim yanıma farklı gazeteler alırım oradaki dostlara götürmek için, her ne kadar internet bunu gereksiz gibi gösterse de kağıdın kokusunu hissetmek, eline almak ve fikir emeklerine dokunmak bir başka anlatılmaz duygu. Nitekim Zaman kitap eki Murat beyin hemen dikkatini çekti.

(09.02.11)

Sabah az biraz dinlenmiş olarak kalktım, tekrar bir kez daha süpürdüm odaları, deterjanlı suya batırdığım mutfak malzemelerini yeniden yıkadım ve ilk kahvaltımı yaptım. Meyva suyu, bal, çukulata ve peynir. Bal buradan, Yemen bal açısından çok meşhurmuş, hemen aldım.

11 sularında Murat Bey geldi, berbere gideceğini söyledi bende eşlik ettim. Haddad caddesinde Hataylı kardeşlerin işlettiği bir yermiş. Debbab denilen ufak ve kapıları her daim açık ufak minibüslere binelim böyle olur hayatı tanımak dedim ama gelen dolu geçiyor. Taksi tuttuk 300 Yemen riyali, yani yaklaşık iki lira. Bütün Arap ülkeleri gibi taksi ucuz, ama trafik karmaşası aynı, ezme, yoğunluk çok, her taraftan korna sesleri geliyor.

Şaşırmadığımı görünce, abi birde Delhi, Tahran ve Cakarta’yı görsen, aynı şey yani. Aslında biz gelince çok şaşırmıştık temizlik ve benzeri hususlar hakkında epey bir kendimize gelemedik, sizinde öyle olacağınızı düşünmüştüm, dün kampus içinde gezerken her tarafın çöp içinde olduğunu gördüğünüzde hiç garibinize gitmemişti demek ondan ha, dedi Murat bey. Şam, Mısır ve diğer Arap şehirlerinden farklı değil burası deyince, zaten Ortadoğu ülkelerinden sayıldığını ve Arap yarımadasının Afrika’ya bakan güney uçunda bulunduğumuzu hatırlattı arkadaşım.

Önce bir mağazaya gidip Türk malı bir su kaynatıcısı aldık, çünkü burada her yeri Çin malı kaplamış ve çok adi yapılmış. Berbere gittik, Hataylı Arap kardeşlerden Önder, bir buçuk yıl olmuş, önceden de Suud’da çalışmış. Türkiyeli çok fazla yok burada dedi. Temizlikçi genç var, kıvırcık saçlı simsiyah, sevimli bir genç. Onu sordum Somalili, çalışkanlar. Yemenliler çok fazla çalışmaz, çünkü kat öğleden sonralarını alıyor dedi. Kat nasıl bulduklarını ve niye önemsediklerini anlattı, ama bunu tahkik etmeden yazamam.

Çırakla konuştum adı İsmail imiş ve Etopyalı imiş. Arapçayı o da yeni öğreniyormuş, Habeşi dilinden senin adın ne, benim ki bu, merhaba gibi kelimeleri konuştuk, sevindi İsmail. Türk müzik kanalı açıktı, bunu anlamak istiyor musun, o zaman Türkçe öğren dedim, gülümsedi. Çıktık berberden 13 sularıydı dükkânlar kapanmaya başladı, kaldırımda gat denilen yeşil otu satan birini gördüm, biraz ileride birkaç kişi oturmuş dükkân önüne gat çiğniyor, bunlar aynı zamanda araba yıkayanlarmış. Yeşil taze naneye benziyor, zaten özelliği günlük olmasıymış. Sabahtan toplanıp öğle üzeri satılıyor, kampuse beş yüz metre yakınlıkta bir arasta var sırf gat satan. Herkesin ağzında, avurtlar şişmiş vaziyette. Saat 15 doğru bu dükkanlar kapanmaya başlar dedi ama ben sınav bitiş saatine yakın yani 16.30 sularına gençler anfinin arkasında oturmuş gat çiğniyorlardı.

Bindik debbaba, 30 Yemen riyali yaklaşık 25 kuruş, arkaya yerleştik. Yanımda Muiz isimli genç biri var, cenbiyesinin içi boş, niye dedim, ne dediğini anlamadım. Yavaş ve fusha konuşursan anlayabilirim dedim, ama biraz zorlandı, on altı yaşındaymış ve askere gidecekmiş, gat dükkânını gösterdi, nedir bu lezzetlimidir diye sorunca evet, deneyin siz de dedi. 16 yaş askerlik için küçük değil mi diye düşünürken bölgede Suudi Arabistan’dan sonra en büyük orduya sahip olduğu ve gelirinin yüzde altısını silahlanmaya ayırdığı ve bu açıdan dünya 7. olduğunu düşününce, bıraktım sorunun cevabını ortalığa!

Misafirhaneye geldik, ilk çayımı demledim ve hemen bir şeyler atıştırdıktan sonra makinenın başına geçtim, o kadar güzel insana söz vermişim, bir de onların gözüyle bakacağıma. Saat 15 olmuş, hemen biraz daha temizlik yapmam gerek, fırın yağ içinde, galiba bizden önce Çinliler kalmış burada, alt katta da onlar var. Yani bu kadar mı olur, deyip başladım cif ile ovmaya, bir yandan da kendime gülüyorum. Sana üniversitesinde oldukça çok sayıda lojman var, bir kısmı iki bir kısmı üç odalı ve elektrik, su dahil bedava. Fakülteye hemen beş dakika, yani Oş’taki günlerimi hatırladım, böyle olunca temizlik de çalışmak da vız geliyor. Garip olan üniversitenin yemekhanesinin olmaması, hiç yok yani. Bu biraz tuhafıma gitti doğrusu.

Prof. Dr. Mevlüt UYANIK

8 Rebiu’l-evvel 1432

Yemen-Sana’a Üniversitesi Lojmanı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile