GEZİyorum
Hayallerin Şehri New York'a Yakından Bakın II![]() New York yemek kültürü açısından da karışık bir şehir. Her türlü yemeği ama özellikle orta-doğu yemeklerini bulmak gayet kolay. Bagel ve Pizza New York denildiğinde akla gelen iki vazgeçilmez. ... |
İlahiyatçı Gözüyle 'Uyumayan Şehir' New York - I![]() Burası New York. Banliyolarla birlikte yaklaşık 21 milyon nufusuyla Amerika’nın en kalabalık şehri. Frank Sinatra’nın meşhur New York şarkısındaki ifadeyle “uyumayan ... |
Salı, 07 Ağustos 2007 11:25
İki
güne yakın uzun bir yolculuktan sonra Şam’dayım. Dehşetengiz
bir yorgunluk ancak gözlerinizin önünde uzanan Şam ise geriye hayret
kalıyor sadece. Şehrin değişik bir dokusu var. Hem eski, hem tarihi,
hem özgün, hem de gündelik yaşamla adeta bir müze görünümdeki
kent birbiri içinde erimiş. Tarih müzelerde değil burada. Yaşamın
içinde, geçmiş eşlik ediyor bu güne, insanların tebessümlerine,
telaşlarına.
Şam sokaklarında yürürken bu yok oluşa eşlik ediyor insan istemese de. Işıl ışıl gözleri, huzur dolu, isteyecek bir şeyleri kalmamış gibi. Tanıdığınız birinin gözlerindeki güvenle ısınıyor sanki içiniz. Farklı bir yerde yaşamanın büyüsüne kapılıyorsunuz yabancılığı hissetmeden. Bambaşka bir yerde evindeymiş gibi bu kadar rahat yaşamak, karşılaştığınız herkesin sizin için bir şeyler yapma heyecanına tanık olmak. Bunu nasıl anlatabilirim bilmiyorum muhteşem bir şey, yaşanılası.
Bu sadece misafirperverlik mi yoksa bizimle olan yıllara özlem mi? Bir anda kopan onca şeyin özlemi. Bu kadar yakınken nasıl bu kadar uzak kalabildik. Birlikte ama yalnız: iki yabancı. Bu topraklarda neler konuşuldu yıllardır ve neler konuşulmakta? Hangi düşünce hükmediyor kendisi olamayan zihinlere. İngiltere’yi tanıdığımız kadar tanımıyoruz birbirimizi. Türkiye olmayan bir Türkiye tasavvurları var özellikle geçmiş için. Aynı şey bizim içinde geçerli değil mi? Bildiğimiz Şam değil, ama ne olduğunu da çözümleyebilmiş değiliz. Sadece artık buraya bakanların gözlerinden değil, kendi gözlerimizle görmek istiyoruz tanımak istiyoruz her ne kadar kapalı bir kutu olarak kalmak istese de.
Tabi bir medreseden nasıl açabiliriz bu kapalı kutuyu bilmiyorum. Vaktimizin bir çoğu medresede geçiyor ve burası tam bir medrese. O kendi kendini tüketen mantık hala capcanlı burada, bilgisi de yaşamı da kalıplardan ibaret. Yılların emeği ilim bir adım ileri götürülemiyor bu yüzden. Buradaki derslerimiz daha çok Hadisle ilgili ve hadis şerhleri aynı ifadenin farklı söyleniş şekilleri sadece, tutuk, kopuk kendi bağlamında sadece, insanı farklı yönleriyle birlikte onları aşarak büyütmüyor, sanki tek yönlü bir canlı tek bir yolda ilerleyecek ve ulaşacak birliğe. Oysa birliğe ulaşmanın bizatihi kendisi farklılığı, çatışmayı barındırmıyor mu? Neden amaç ilerleme değil de vahdaniyet, kelime açıklamasını da kapsamıyor mu?.. Mistikliğin çıkmazı…
| < Önceki | Sonraki > |
|---|






