GEZİyorum
Hayallerin Şehri New York'a Yakından Bakın II![]() New York yemek kültürü açısından da karışık bir şehir. Her türlü yemeği ama özellikle orta-doğu yemeklerini bulmak gayet kolay. Bagel ve Pizza New York denildiğinde akla gelen iki vazgeçilmez. ... |
İlahiyatçı Gözüyle 'Uyumayan Şehir' New York - I![]() Burası New York. Banliyolarla birlikte yaklaşık 21 milyon nufusuyla Amerika’nın en kalabalık şehri. Frank Sinatra’nın meşhur New York şarkısındaki ifadeyle “uyumayan ... |
Perşembe, 09 Ağustos 2007 12:18

Birkaç gündür Suriye gezisiyle kuşatılmış durumdayım.Her şey o kadar ani oldu ki. Son anda alabildiğim iznin şaşkınlığını atamadan dört günde tüm işlemleri bitirme kabusuyla baş başa idim. Arkadaşlarım bir hafta önceden işlemleri tamamlamış ve ailelerini görmeye gitmişlerdi. Dolayısıyla tüm bunları yalnız halletmem gerekiyordu. Yaşam buydu belki de: ümit ve korku. Ümitlere tutunup riske girmek ya da korkulara sığını ölmek.
Bir başkası bakışlarının kilitlendiği gözleri düşünüyor; ayakları yerden kesilmiş, bulutlarda. Başak bucunu simgelen hayalci kız o belki de. Belki de ülkesi işgal altında, ayaklarının altındaki toprak sarsılmış yine. Bombanın gürültüsüyle kapanan gözleri donmuş, buz gibi bakıyor şimdi, etrafındaki kopmuş kollara, başlara. Anlamıyor nasıl hayatta kalabildiğini. Anlamadığı mucizesiyle ısıtıyor içini. Aynı anda suçluluk sarıyor benliğini, aynı yazgıyı paylaşamamanın sızısı siniyor üzerine. Hediye özgürlüklerin kutusunu açmış istemeden. Başına dayatılan silahla hediyesine bakıyor, üzerinde demokrasi yazıyor. O an İstanbul’u işgale gelen Fransız demokrasi gemisi geçiyor gözlerinden dili orwell olmasa da.
Bir andı işte; aşkı nefreti korkusu her şeyiyle bir an… Bin yıl önce de her şey bin yıl sonra da. Tıpkı bir an gibi bir yaşam da başını yasladığı omuzdaki huzuru, sevginin ışıltısının sindiği gözleri, hayal kırıklığını, ümitlerin tükendiği bir anda mucizeyi, karlı bir gecede şalına sarınmış, çayını yudumlarken kristallere eşlik eden yolculuğunu sarmalıyordu kendince. Böyleyken her çağın insanı neden kendini talihsiz kıyamet nesli olarak tanımlıyordu. Elindekiyle yetinemeyişin bir yansıması mıydı bu ya da fark edemeyişin, mutluluğu hep yaşamın dışında arayışın. Belki de kolay olandı, kuşatanlara teslim olmaktı, her kabulleniş gibi kaçmaktı. Belki de…
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için