Beni benle bırakma… Hırçın rüzgârların çılgın dalgaları arasında kaybolurum. Sesim bir çığlık olmaz susar kalırım. Kalemim yazmaz olur donar kalırım. Güneş doğmaz yarınlarıma; karanlıklarda kalırım. Kokun gelmez râyiha râyiha, sensizliğe nasıl dayanırım?
Beni benle bırakma… Gözlerim cemâlini düşlerken bir silüete kanarım. Gölge ardından gider, karanlıkta kaybolurum. İzini nasıl bulurum?
Beni benle bırakma… Dünyam kararır, mecnûna dönerim ama Leylâsız… Leylâm sensin, beni sensiz bırakma…
Beni benle bırakma. Yitik sevda denizlerinin incisini kaybederim. Ummanlarda yüzerken bir yudum suya hasret kalırım.
Beni benle bırakma… Engin kayalıklardan yuvarlanırım, yürüyen ayaklarım topallaşır, çömelip kalırım. Bulutlarda seyrederken kâinatı, temâşam kaybolur, diplere çakılırım. Gözüm görmez hiçbir şeyi!
Beni benle bırakma… Yüce dağları sabit sanırken, onlar başıma yıkılır pamuk ekinleri gibi… Yıldızlar tabak gibi üzerime dökülür. Gökyüzü sensizlikle beraber dürülür. Özgürlüğe uçurduğum kuşların kanatları kırılır bir bir… Şelâleler, çağlayanlar tersine akar. Eşya görevini yerine getiremez olur.
Beni benle bırakma… Adımı unuturum adın olmadan. Hiçbir hoyrat bakış yıldıramaz beni, senle olduğum zaman…
Beni benle bırakma… Çukurlara düşerim. Ayaklarım yalın olur, dikenler batar. Yanık türküler yerini saçma bestelere bırakır. Sanki bir Deccal sesi gelir kulaklarıma. Ama bana Mehdi gerek.
Beni benle bırakma. Nisan yağmurlarında ıslanan sevdamı ateşlerde yakma. Yalnız yürüdüğüm kaldırımlarda ayağımı zifte çakma.
Beni benle bırakma, beni senle bırak, hasret kaldığım sevdanla bırak, rızanla bırak.
Beni sensiz bırakma;
Beni benle bırakma…
Çünkü her şey seninle güzel!
Çünkü her şeyim sensin Rabbim!
Aşkından başka kâr olan bir sermayem yok şu cihanda!
Beni benle -göz açıp kapayıncaya kadar bile- bırakma…
Bırakma…
Ayşe Serra
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


İtalyan yazar Giovanni Papini, Türkçeye Kaçan Ayna ismiyle tercüme edilmiş kitabının altıncı öyküsünde sorar bu soruyu; Sen Kimsin?
Din görevlileri olarak, kutsal kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’in hâdimliğini yürütüyoruz. Yaşayan bir ahlâk numûnesi olmak, yâni hâlimizle; sözümüzle, kalimizle etkili olduğumuzdan çok daha etkileyici olacaktır.
Benim pamuk salıncağım pembe beyaz bulutların üzerindeydi. Dünyaya geldikten sonra insanların pamuk ipliğinden sanki dayanıksız bir şeymiş gibi bahsetmelerine her zaman şaştım.
Keramet, Allah’ı seven, O’na itaat eden ve O’nun tarafından sevilen veli kullara, yine Allah tarafından ikram edilen olağanüstü hallerdir.
Evet, ‘Güneş, doğudan doğar’. Böyle terennüm etmiş Târık Torun, ‘Işık, doğudan gelir’ diyen Cemîl Meriç’e ithâf ettiği şiirinde. Bu iki tesbît, tabiî ki bilimsel ve fiziksel gerçekliğin ötesinde, teşbîh-i belîğ san’atiyle, insânlığın birikimine sunulan ‘ışığın’ (faydaların) menbâını tebârüz ettiren iki güzîde misâl..
Zamanın birinde verimli bir toprak, cömert bir güneş, göz alabildiğine geniş bir düzlük ve bu düzlükte tohumları yan yana atılmış; farklı özellikleri, başka güzellikleri, yekta tabiatlarıyla, aynı rüzgârda okşanan yapraklarının değişik kokular saldığı Ceviz ve Meşe adlı iki ağaç vardı.
Sabahın ışıkları günaydın diyor penceremden.. Bir esinti dokunuyor sertleşen çehreme...
nden vazge


Yorumlar
Yüregine, Kalemine saglik.. Gözlerim doldu..
Bizi Bizle, Bizi Sen'siz birakma Ya Rabb...
Selam ve Dua ile Canim..
Hümeyra
kına yakmasaydı annen
sa çını yolarak taramasaydı
dağı kızdıran sen değilsin, biliyorum
şimdi kül olan sa çların
dağınık kalsaydı
Koş Hümeyra koş
suyu seyret şöyle uzaktan
son bir kez daha bak şöyle uzaktan
minnacık ellerini a ç, gerdir bileklerini
ser çekuş yüreğini bir ansıkıca tut
sonra, savur göğe kocaman dileklerini
Ülürken gözlerini görmemeliydi m Hümeyra
yalvaran, su çlayan vuran
ben her saniye öldüm
sense ateşin koynunda, yaşıyorsun hala
şu iki azap meleği gibiduran
gözlerini çek üstümden
Yaşayacaktın, hayatı görecektin
görecektin denizi görecektin gemiyi
binecektin hüzne el sallayacaktın
soluk soluğa
savuşturmağa gelen seni
Başkalarının işlediği günahın
cezasını çekiyorsun Hümeyra
madem sefihlerle aynı gemiyi paylaşıyorsun
dur, deli çocuk, çırpınma boşuna
yere geciyorsun
yalvarışın o yüzden çarpıp geri dönüyor
göğün duvarına
o yüzden gelmiyor
melekler yanına
(M. İslamoğlu)
"Allah'ı hatırlamaktan hâyâ ederim; Zira her hatırlama bir unutmanın ardından gelir!"
Bu ince söze yapılacak tek yorum: " YORUMSUZ " demek sanırım...
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.