Pazartesi, 15 Kasım 2010 00:58
Kurban, ‘kuşkusuz, ap-açık bir imtihan’dır; ‘geriden gelecek olanların zihninde kalacak bir imtihan..’ (Saffât, 100-109)
Put kıranların pîri Halîl İbrâhîm’in en ihtiyar çağında bir ‘İsmâil’ ile müjdelenmesinin ardından, İbrâhîm Halîlullah’ın onun üzerine olan aşırı sevgisi üzerine ‘oğlunu kendisine kurban etmesi’ istenir Allah tarafından..
Zîrâ tam İbrâhîm ve İsmâil, teslim olmuş baba-oğul olarak bu emri yerine getireceklerken onlara bir kurban-koç verilir, imtihanı başarıyla geçmeleri üzerine. Buradaki ‘kurban-koç’ işte apaçık bir semboldür, temsildir..
Bu, aslında mutlaklaştırılmış sevgilerin, hakîkati örten putlaştırmaların, hayâtımız için vazgeçilemez kıldığımız her şeyin Allah için kurban edilmesi gibi bir sembolik mânâyı içerir..
Öyleyse kurban etmek, sadece bir hayvanı boğazlamak olmamalıdır. Maddî gücü olmayanlar için dahi bu kutlu, mubârek günler, esîri olunmuş tutkuların kurban edilme günüdür. Bu günler, işte insanın putla(ştırmala)rdan temizlenme özgürlüğü için birer vesîledir, tabiî kıymetini bilecek olanlar için. Kötü alışkanlıkların, esîri olunan tutkuların bu günlerde bir daha geri dönüş olmamak kaydıyla terk edilişi, en büyük kurbandır..
Eğer, bu mülâhazalar dışında sadece bir ‘et şöleni’ ve ‘gövde gösterisi’ için hayvan boğazlanıyorsa bu da o ibâdetin artık sıradan bir âdet hâline geldiğini gösteriyor, Ali Şeriatî’nin dediği gibi bir ‘kasaplık’..
Ben bu sebepten dolayı şimdiden Hicrî ‘10-11-12-13 Zilhicce 1431 ve milâdî ‘16-17 18-19 Kasım 2010’ günlerinde kutlayacağımız ‘Kurban Bayramı’ dolayısıyla bu idrâke, bu nasîbe liyâkat dikkatinde olan ve kendisini ‘Millet-i İbrâhîm’den gören ‘İbrâhîmoğulları’nın tamâmının bayramını tebrik ediyorum..
‘Tekabbalallahu minnâ ve minkum..’ – ‘Allah sizden ve bizden kabûl etsin..’
Kurbanınız ‘kurban’ olsun temennisiyle sıhhatli ve mubârek bir bayram diliyorum..
selâmetle..
Âdem İNCE
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Duyan var mı taşların sessiz çığlıklarını
Yöneli
Çıkmıyor avazım haykırsam boşa
Ruhumuz ile bedenimizin bütünleştiği o uzun yolculuktan döndükten, uykumuzu alıp dinlendikten sonra hali hazırda bir sofranın önünde oturuyor buluruz kendimizi. Hiç birimizin sofrası diğerimizin sofrasına benzemez.

Gözlerime çarpan gün ışığı ile birden uyandım, ensemde bir ağrı her zamankinden, 



Yorumlar
Allahın emirlerinde ve sünnetinde asla değişim olmaz. bu nasıl mantıktır.
Rüyanın içeriği verilmemiş diye binlerce rivayetmi uydurulması gerekirdi ? Rüyada bir şey görüyor o olayın neticesinde oğlunu boğazlarken uyanıyor. Olaydan neticeye varılırken siz sonuçtan olaya ulaşmaya çalışırken aslında ne kadar iftira attığınızı farkına varsanız.
hz. ibrahimden @mail var adı yazımı okumanızı isterim.
http://www.bilimfelsefedin.org/?p=1706
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için