Çarşamba, 03 Haziran 2009 21:32
Hazmedilemeyen İlahiyat Kontenjanları
ÖSYM 2009-2010 eğitim sezonu ile ilgili üniversitelerin kontenjanlarını açıkladı. Bu açıklamanın ardından bazı basın-yayın organları İlahiyat Fakülteleri kontenjanlarının artırılmasına odaklanıp her zaman ki gibi yaygaraya başladı.
Yıllardan beri İlahiyat Fakültelerinin kontenjanları açıklandığında rakamlar bizler için büyük üzüntülere sebep olur. Zira ülkemizde yüksek din eğitimini veren kurumlar olan İlahiyat Fakültesi mensupları ‘özel’ muamelelere tabi tutulduğunu hisseder. Kuruluşundan itibaren İlahiyat Fakültelerinin var olan sıkıntıları “28 Şubat süreci” ile daha da artmıştır. Kontenjanlar anormal derecede azaltıldığından fakülteler tabiri caizse hayalet binalara dönmüş, bu süreçte İlahiyat Fakültesi öğretim üyeleri demoralize olmuştur. Yine bu süreçte fakültelerdeki araştırmalar, ilmi çalışmalar sekteye uğramıştır. Bunun yanında İlahiyat Fakültelerinin öğrenci sayısının “azlığını” öne süren rektörler akademik kadrolarda da kısıntıya gitmiş, böylece zincirleme bir “fetret” devri yaşatılmıştır. Hatta bazı ilahiyatlarda derslikler boş olduğu için bu derslikler başka fakültelerin öğrencilerine tahsis edilmiştir. Yine bu süreçte İlahiyatlarda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DİKAB) kurulmuş-bunun üzerinde ciddi manada durulması gerekir- gerek İlahiyatların ve gerekse DİKAB’ın ders proğramı adeta ‘kuşa çevrilmiştir’.
2000’li yıllardan itibaren ülkemizde dini-kültürel özgürlüklerin göreceli olarak gelişmesine karşın, İlahiyat Fakültelerimize bu “rahatlama” havasının gelmesi YÖK bürokrasisi yüzünden 5-6 yıl daha uzun sürmüştür. Ancak son iki eğitim sezonunda kontenjan bağlamında iyileşme başlamıştır.
Şimdi İlahiyat fakültelerine uygulanan kontenjan problemine rakamlarla açıklık getirmeye çalışalım. Örnek olarak birkaç fakültemizin yıllara göre kontenjanlarını verelim.
A-Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 1995-2009 arası -birinci ve ikinci öğretim ve DİKAB olmak üzere toplam- kontenjan rakamları sırasıyla şöyledir: 236, 230, 255, 158, 134, 134, 124, 103, 81, 72, 83, 83, 72, 119, 500*.
B-Rize Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 1995-2009 arası -birinci ve ikinci öğretim ve DİKAB olmak üzere toplam- kontenjan rakamları sırasıyla şöyledir: 52, 50, 53, 53, 41, 41, 41, 31, 21, 21, 21, 21, 82, 200*.
C-Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 1995-2009 arası -birinci ve ikinci öğretim ve DİKAB olmak üzere toplam- kontenjan rakamları sırasıyla şöyledir: 381, 360, 402, 250, 185, 241, 164, 62, 61, 124, 103, 103, 155, 360, 500*.

D- S. Demirel Üniversitesi (Isparta) İlahiyat Fakültesi 1995-2009 arası -birinci ve ikinci öğretim ve DİKAB olmak üzere toplam- kontenjan rakamları sırasıyla şöyledir: 216, 200, 207, 208, 103, 103, 62, 31, 21, 21, 21, 21, 21, 123, 240*
E- Yüzüncüyıl Üniversitesi (Van) İlahiyat Fakültesi 1995-2009 arası -birinci ve ikinci öğretim ve DİKAB olmak üzere toplam- kontenjan rakamları sırasıyla şöyledir: 62, 60, 85, 63, 52, 52, 31, 0, 0, 0, 0, 0, 0, 123, 125*.
İbretlik olarak beş fakültemizin kontenjanları böyledir. Ancak hangi İlahiyat Fakültesini ele alırsanız yaklaşık aynı olumsuz tablo ile karşılaşacaksınız. Örneklere biraz değinecek olursak, 1997-98 yıllarından itibaren kademeli bir düşüş görülmektedir. 2000’li yıllara geldiğimizde ise rakamlar adeta yere çakılmıştır. Bazı fakültelerimiz 8-10 kat küçülmüş, Van-Malatya ilahiyatlarımız ise sıfır (0) kontenjan ‘almıştır’. Ayrıca bazı fakültelerimizde öğrenci sayısı 1 öğretim üyesine toplam 2-3 öğrenci düşecek rakamlara gerilemiştir.
On yıldır süren bu fetret devrinin normalleşebilmesi için yapılan bu artışlar çok doğrudur, ülkemizin-milletimizin hayrınadır ve bu kontenjan artışları önümüzdeki yıllarda da devam etmelidir. Kanaatimizce YÖK tarafından yapılan bu artışlar aynı periyotta devam etmediği sürece, son on yılın tahribatını telafi etmeye yeterli olmayacaktır. Dolayısıyla kasıtlı-kasıtsız olarak ileri sürülen İlahiyat Fakültelerinin kontenjan patlaması yoktur. Sadece on yıldır yapılan yanlışlar telafi edilmeye çalışılmaktadır.
Meselenin can alıcı noktası, YÖK’ün geçen senelerde İlahiyat Fakültesi kontenjanlarını azaltmasının “muhtemel” sebepleri nelerdir? Ne gibi sosyal sonuçları olmuştur-olacaktır? Bu kontenjan artışının toplumsal karşılığı nedir? Bir sonraki yazımızda bunlar üzerine mütalaa edeceğiz.
….
*2009 yılı rakamları henüz kesinleşmemiştir ve DİKAB dahil değildir.
Muhammet Hanefi SULUOĞLU
Yazının İkinci Bölümü "Hesaplar Tutmayınca" İçin Tıklayınız ..
Yazının Üçüncü Bölümü İlahiyat Talebeleri Üzerine Gözlemler için tıklayınız.
(Bu yazı daha önce Hazmedilemeyen İlahiyat Kontenjanları başlığıyla Eilahiyat'ta yayınlanmıştır.)
| < Önceki |
|---|


Duyan var mı taşların sessiz çığlıklarını
Yöneli
Çıkmıyor avazım haykırsam boşa
Ruhumuz ile bedenimizin bütünleştiği o uzun yolculuktan döndükten, uykumuzu alıp dinlendikten sonra hali hazırda bir sofranın önünde oturuyor buluruz kendimizi. Hiç birimizin sofrası diğerimizin sofrasına benzemez.

Gözlerime çarpan gün ışığı ile birden uyandım, ensemde bir ağrı her zamankinden, 



Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için