Çanakkale Ağlıyor

canakkalesavasiDuyan var mı taşların sessiz çığlıklarını

Kaçımız biliyoruz şehitlik yollarını

Kalbimizin Kıblesi

takvaiçinfoto 3Yönelişlerimiz, bazen hasret dolu bazen hüzün dolu. Ayrılışlarımız, bazen hızlıca bazen yavaşça bir mekandan diğerine, bir uğraştan öbürüne, bir çabadan diğerine.. Hep bir koşuşturmaca..

 

Reddiyemdir Kalemim

hokka ilahiyatÇıkmıyor avazım haykırsam boşa

Yorgun düştü yürek yürüye koşa

Kalmaya Övgü

manset kalmayaovgu ilahiyatRuhumuz ile bedenimizin bütünleştiği o uzun yolculuktan döndükten, uykumuzu alıp dinlendikten sonra hali hazırda bir sofranın önünde oturuyor buluruz kendimizi. Hiç birimizin sofrası diğerimizin sofrasına benzemez.

 

 

Fetih 1453 Filmi Üzerine Mülahazalar

fetih1453 ilahiyat2Hep yakınırdık, bu kadar müthiş tarihe sahip Türkiye’de, neden iyi bir film çekilmez diye, para ve teknoloji eksikliği bahane olurdu fakat bence en önemlisi hala sinemanın kitleleri nasıl etkisine aldığının farkına varamamamızdı.

 

Kul Oldum

duaedenelKul oldum, kul oldum, kul oldum..

Kullukla hemhal oldum

Halime terceman oldum

 

İmtihan

kitaplar2Gözlerime çarpan gün ışığı ile birden uyandım, ensemde bir ağrı her zamankinden, defterimde bir ıslaklık yine kahve kokmuş satırlarım, göz kapaklarımı zoraki açmaya çalışıyorum

 

Güneş, Batıdan Batar..

gunesyol_ilahiyatBir evvelki yazımızda Güneş’in Doğu’dan doğduğunu tebârüz ettirmiş idik. Bu yazımızda da niyyetimiz, fizikî âlemde olduğu üzre, Güneş’i Batı’dan batırmak; ve lâkin bunu yaparken, aynı zamânda iğneyi Batı’ya, çuvaldızı dahî Doğu’ya (kendimize) batırmak olacaktır.

 

Muhammed Hanefi SULUOĞLU

Medyada_slam_1İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği’nin ev sahipliğinde, İSAM ve Dünya İslam Birliği işbirliğiyle bir panel düzenlendi.

İSAM konferans salonunda yapılan panele sivil toplum kuruluşlarından birçok kişi katıldı. Panel öncesi M. Akif AYDIN, Necmi SADIKOĞLU ve Abdullah bin Abdulmuhsin el-TÜRKÎ birer konuşma yaptılar. Açılış konuşmalarından sonra M. Akif AYDIN başkanlığında; Dr. Cafer Abdusselam, Prof. Dr. Osman ÖZSOY, Pof. Dr. Üsame Salih el-HARİRİ ve Dr. Yusuf KAPLAN tarafından panelin sunumu yapıldı. Bizler bu paneli sizlere -tek tek yazarların sunumları şeklinde değil- sistematik bir bütünlük içinde özetlemeye çalışacağız.

İletişim araçları bir asırdan fazladır insanoğlunun keşfettiği en önemli argümanlar olmuştur. İnsanları bilgilendiren, yönlendiren, etkileyen kitle iletişim araçları sayesinde varlığın gerçekliğinden ziyade onun tezahürü, sunumu yani imaj öncelenmeye başlanmıştır. Savaşmaktan bunalan-yorulan toplumların kitle iletişim araçlarını bir savaş aracı olarak keşfetmeleri uzun bir zaman da almamış, özellikle II. Dünya Savaşı’yla beraber medyanın gücü –daha doğrusu medyaya sahip olanın gücü- bariz bir şekilde fark edilmiştir. Basın-yayın batı dünyası için sömürgeciliğin keşif kolu olmuş, “öteki” ile tarihsel savaşın-mücadelenin temel aracı haline getirilmiştir. “Batı dünyası” açısından medyanın bir başka fonksiyonu kendi ontolojik güvensizliğinin, modernitenin çöküşünün bir şekilde ötelendiği, temel sorunlarının konuşulup-tartışılmasını geçiştirmesi olmuştur.

Batı devletleri-dünyası medyayı öteki ile mücadelede açık bir savaş aracı olarak kullanmaktayken komünizmin bitişi ile basının “namlularını” İslam dünyasına çevirmesi fazla birMedyada_slam_2 zaman almamıştır. Panelin yapılmasına sebep olan da bu durumdur. (Ki bu panelin, bu bağlamda yapılacak olan sempozyum için bir ön çalışma olduğu konuşmacılar tarafından belirtilmişti). Özellikle 11 Eylül olaylarından sonra bir bütün olarak batı medyası –ki batının dışında bir medya var mıdır?- İslam’ı ve Müslümanları karalamak için seferber olmuştur. Şu ifadeler de tanıdıktır; “fundamentalist, aşırı dinci, barbar, İslamcı terörist, irticacı..” İslam artık mutlak manada ötekidir.

İslam’a ve Müslümanlara yönelik karalama kampanyaları, iftiralar batı dünyasının yabancı olduğu bir olgu değildir. Ancak bu sistematik dezenformasyonun kitleleri en çok medya aracılığıyla etkileyip yönlendirmesi çok büyük bir problemdir ve bunun sosyal karşılığı vardır. Konunun anlaşılması için Batı açısından bu durumun sebepleri üzerinde durmakta fayda vardır.

Birincisi: Batı’nın İslam hakkında yanlış bilgilere -önyargılara- sahip olmasıdır. Bu önyargıların kaynağı akademik oryantalizimdir. Batı, İslam hakkında cehalet içerisindedir. Nitekim bunu eski ABD. başkanı R. Regan da bir demecinde; ‘İslam’ın öğretileri ile batının İslam hakkındaki bilgisinin farklılığını’ taaccüple ifade etmiştir.

İkinci olarak; tarih boyunca sürekli kavgalı olduğu İslam’ın gelişmesine, büyümesine engel olmaktır. İslam bugün en hızlı yayılan bir dindir. Misyonerlik çalışmalarının batı sömürgeciliği için öneminin farkına vardığımızda, İslam’ın hızlı yayılışının batı için anlamı daha iyi anlaşılacaktır.

Tek kelimeyle; cehalet ve kötü niyetin sonucu olarak ifade edebileceğimiz medyanın İslam’a karşı tavrının Müslümanlardan “kaynaklanan” sebepleri de olduğunu söylemek gerekir. İslam dünyasında bazı örgütlerin –bunların varlık sebebi ve eylemlerinin kaynağı ayrı bir tartışma konusudur.- gerek Müslümanlara ve gerekse yabancılara karşı yanlış bazı tavır ve davranışları batılılara malzeme olmaktadır. Öteden beri Müslüman profili olarak sundukları, elinde kılıcı kan damlayan, saçı-sakalı birbirine karışmış tiplemesini bulunmaz savaş argümanı olarak dünyaya pazarlamaktadırlar. Ayrıca bu iftiralar karşısında Müslümanların en büyük eksiklerinden birisi de İslam’ı dünyaya sunacak altyapıyı oluşturamamasıdır. Hala Müslümanların yazıp-bitirdiği bir İslam Ansiklopedisi mevcut değildir. (Şunu da belirtelim ki: İSAM başkanı iki yıl içinde TDV İslam Ansiklopedisi’ni tamamlayacaklarını de ifade etmiştir). Bunun en dramatik örneği ilk iki İslam Ansiklopedisi’nin batılılarca bir asır önce yapılmasıdır.

Medyanın bu karalamalarına-iftiralarına karşı İslam dünyası ne yapabilir. İslam dünyasından kasıt olarak STK’lar neler yapmalıdırlar. Durum tespiti olarak İslam dünyasındaki STK’ların -batı dünyasının tersine- hükümetlerin güdümünde olduğu bir gerçektir. Bu durumun aşılması gereklidir. Öncelikle İslam dünyasındaki STK’ların birlikte hareket etmeleri lazımdır. Müslümanlar zulme, adaletsizliğe ve aşırılığa karşı mücadele için siyasi, ekonomik, kültürel işbirliğini artırmalı, gayr-ı Müslimler ile de insani değerler adına münasebetler kurulmalıdır. Medyada_Slam_3Yeryüzündeki bütün araçlar rahmet dini olan İslam’ı yaymak ve doğru anlatmak için kullanılmalı ve bu amaçla gerekli altyapı hazırlamalıdır. Müslümanların gerek iftiralara karşı koymak ve gerekse İslam’ı en güzel şekilde yaymak için evvela dini doğru algılayıp ifade etmeleri ve yaşamaları yani dini hal diliyle ifade etmeleri çok önemlidir. Ayrıca batılı liderlerin İslam hakkında söyledikleri güzel yorumların da kullanılması gerekir. Bir başka ifadeyle Müslümanların kendi kimliklerini doğru algılayarak,-Allah’ın halifesi olması- güç birliği içinde, mekasıdü’ş-şeria ve insanlığa hizmet-yardım hedefiyle bir çevre-dünya ile iyi yetişmiş bir nesil oluşturmaları sonuca daha kolay gitmelerine yardımcı olacaktır. İslam aydınlarının hedeflerinden birisi de batı dünyasında var olan objektivistlere (bunlara vicdan sahipleri de diyebiliriz) ulaşmak olmalıdır.

Kısaca sizlere aktarmaya çalıştığımız bu panelin sonunda konuşmacıların birbirlerine iltifatları arasında hediyeleri sunmasıyla program sona ermiştir.

Muhammet Hanefi SULUOĞLU

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile