Çanakkale Ağlıyor

canakkalesavasiDuyan var mı taşların sessiz çığlıklarını

Kaçımız biliyoruz şehitlik yollarını

Kalbimizin Kıblesi

takvaiçinfoto 3Yönelişlerimiz, bazen hasret dolu bazen hüzün dolu. Ayrılışlarımız, bazen hızlıca bazen yavaşça bir mekandan diğerine, bir uğraştan öbürüne, bir çabadan diğerine.. Hep bir koşuşturmaca..

 

Reddiyemdir Kalemim

hokka ilahiyatÇıkmıyor avazım haykırsam boşa

Yorgun düştü yürek yürüye koşa

Kalmaya Övgü

manset kalmayaovgu ilahiyatRuhumuz ile bedenimizin bütünleştiği o uzun yolculuktan döndükten, uykumuzu alıp dinlendikten sonra hali hazırda bir sofranın önünde oturuyor buluruz kendimizi. Hiç birimizin sofrası diğerimizin sofrasına benzemez.

 

 

Fetih 1453 Filmi Üzerine Mülahazalar

fetih1453 ilahiyat2Hep yakınırdık, bu kadar müthiş tarihe sahip Türkiye’de, neden iyi bir film çekilmez diye, para ve teknoloji eksikliği bahane olurdu fakat bence en önemlisi hala sinemanın kitleleri nasıl etkisine aldığının farkına varamamamızdı.

 

Kul Oldum

duaedenelKul oldum, kul oldum, kul oldum..

Kullukla hemhal oldum

Halime terceman oldum

 

İmtihan

kitaplar2Gözlerime çarpan gün ışığı ile birden uyandım, ensemde bir ağrı her zamankinden, defterimde bir ıslaklık yine kahve kokmuş satırlarım, göz kapaklarımı zoraki açmaya çalışıyorum

 

Güneş, Batıdan Batar..

gunesyol_ilahiyatBir evvelki yazımızda Güneş’in Doğu’dan doğduğunu tebârüz ettirmiş idik. Bu yazımızda da niyyetimiz, fizikî âlemde olduğu üzre, Güneş’i Batı’dan batırmak; ve lâkin bunu yaparken, aynı zamânda iğneyi Batı’ya, çuvaldızı dahî Doğu’ya (kendimize) batırmak olacaktır.

 

Muhammed Hanefi SULUOĞLU

sempozyumafiUluslararası Peygamber Yolu Sempozyumu: 9-10.10.2010

(Yeni Ümit-Hira Dergileri Organizatörlüğü)

Mezkûr tarihlerde F. Gülen Hocaefendi grubunun tertibiyle icra edilen Peygamber Yolu sempozyumunu takip etmeye çalıştım. Zihnime ilişen düşünceleri sempozyumun akabinde kaleme almak arzusundaydım. Ancak bugün için nasip oldu. Öncelikle bu toprakların ilm-ü irfanına katkı sunan bütün sa’y u gayretleri destekliyor ve bu güzel organize ve izzet-ü ikram için emeği geçenlere müteşekkirim. Hz. Peygamberi (s.a.v.) anlama hususunda faydalı bir organizasyon olmasının yanında İlahiyat-Diyanet camiasının bir araya gelmesine vesile olduğunu ifade etmem gerekir.sempozyum123456

Yapacağım değerlendirmeler klasik sempozyum-panel değerlendirmelerinden farklı olacaktır. Sempozyumdaki tebliğleri yorumlamayacağım. Daha genel anlamda bütün hakkında bir şeyler söylemeye çalışacağım.

1. Sempozyumda dikkatimi çeken hususların başında sunulan tebliğlerin herhangi bir tartışmaya meydan vermeyecek tarzda bir içerik, üslup ve başlıkları ihtiva etmesidir. Birkaç istisna dışında genel olarak ilmi-felsefi (teknik-tartışma) bakış açısından uzak vaaz-nasihat üslubu tercih edilmiştir. Sempozyumun başlığı da bir problemi ele almaktan ziyade, Hz. Peygamberi genel bir çerçeve içerisinde tanıtma çabasını yansıtmaktadır. Bu toplantıda ilmi-akademik bir dilin ve bakış açısının olmamasını eksiklik olarak telakki etmiyorum.

2. Sempozyumda dikkate şayan bir diğer husus dinleyici olarak İlahiyat fakülteleri ve Diyanet camiasından birçok zat-ı kiramın davet edilmesidir. Ayrıca bazı medrese hocalarının (Doğu-Güneydoğu Anadolu Bölgesi) bu toplantıya iştirak ettirilmesi de önemlidir. Doğrusu böylesi durum daha önce karşılaşmadığım bir şeydir. Yani dinleyici olarak memleketin farklı vilayetlerinden havas zevatın ulaşım-barınma karşılanarak ağırlanması.

Kanaatimce bu sempozyumun hedefi, cemaate yapılan bir takım isnatlara cevap verip sempozyum12345kendilerini doğru tanıtma ihtiyacıdır. Aynı zamanda ulusal ve küresel şartlardan dolayı ifade edilmiş olan bazı sözlerin tashih edilmesidir. Zira bizi bu kanaate sevk eden Gülen grubunun iman esaslarından olan “peygamberlere iman” şartını “ilga ettiği/gevşettiği” hakkındaki iddialar/tartışmaların belli bir seviyeye çıkması ve diyalog kavramının ciddi bir şekilde yıpranmasıdır. Böylece tartışmanın odağında yer alan nübüvvet konusunun sempozyumda ele alınmasıyla hem bu tür iddialara cevap verilmiş olacak hem de Amerika’dan Yeni Zelanda’ya ulaşan cemaat mensuplarının fikri bir toparlanması sağlanacaktır.

Diyanet-İlahiyat-Medrese hocalarının dinleyici olarak çağrılması –ki toplumu yönlendiren insanlardır- yukarıdaki düşüncemizi teyit etmektedir. Ayrıca bu üç gruptakilerin bir araya getirilmesiyle Türkiye’deki dini ilimlerin –son zamanlarda bu hususta ciddi bir gayret gözlenmektedir.- eksenine yerleşme çabası olarak algılamaktayım.

Sonuç olarak bu sempozyum ilmi bir maksattan ziyade cemaatin kendisini tashih edip eleştirilere cevap verme ve İslami İlimler alanında varlığını artıracağı niyeti olarak okuyorum. Son olarak sempozyumun ne maksatla yapılırsa yapılsın olumsuz hiçbir yönünün olmadığı ve ifade ettiğimiz niyetlerden uzak bir maksatla yapışmış olsa bile böyle bir çağrışımı olduğunu söylemek isterim.

M. Hanefi SULUOĞLU

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile