Perşembe, 11 Kasım 2010 21:03
Uluslararası Peygamber Yolu Sempozyumu: 9-10.10.2010
Mezkûr tarihlerde F. Gülen Hocaefendi grubunun tertibiyle icra edilen Peygamber Yolu sempozyumunu takip etmeye çalıştım. Zihnime ilişen düşünceleri sempozyumun akabinde kaleme almak arzusundaydım. Ancak bugün için nasip oldu. Öncelikle bu toprakların ilm-ü irfanına katkı sunan bütün sa’y u gayretleri destekliyor ve bu güzel organize ve izzet-ü ikram için emeği geçenlere müteşekkirim. Hz. Peygamberi (s.a.v.) anlama hususunda faydalı bir organizasyon olmasının yanında İlahiyat-Diyanet camiasının bir araya gelmesine vesile olduğunu ifade etmem gerekir.
Yapacağım değerlendirmeler klasik sempozyum-panel değerlendirmelerinden farklı olacaktır. Sempozyumdaki tebliğleri yorumlamayacağım. Daha genel anlamda bütün hakkında bir şeyler söylemeye çalışacağım.
1. Sempozyumda dikkatimi çeken hususların başında sunulan tebliğlerin herhangi bir tartışmaya meydan vermeyecek tarzda bir içerik, üslup ve başlıkları ihtiva etmesidir. Birkaç istisna dışında genel olarak ilmi-felsefi (teknik-tartışma) bakış açısından uzak vaaz-nasihat üslubu tercih edilmiştir. Sempozyumun başlığı da bir problemi ele almaktan ziyade, Hz. Peygamberi genel bir çerçeve içerisinde tanıtma çabasını yansıtmaktadır. Bu toplantıda ilmi-akademik bir dilin ve bakış açısının olmamasını eksiklik olarak telakki etmiyorum.
2. Sempozyumda dikkate şayan bir diğer husus dinleyici olarak İlahiyat fakülteleri ve Diyanet camiasından birçok zat-ı kiramın davet edilmesidir. Ayrıca bazı medrese hocalarının (Doğu-Güneydoğu Anadolu Bölgesi) bu toplantıya iştirak ettirilmesi de önemlidir. Doğrusu böylesi durum daha önce karşılaşmadığım bir şeydir. Yani dinleyici olarak memleketin farklı vilayetlerinden havas zevatın ulaşım-barınma karşılanarak ağırlanması.
Kanaatimce bu sempozyumun hedefi, cemaate yapılan bir takım isnatlara cevap verip
kendilerini doğru tanıtma ihtiyacıdır. Aynı zamanda ulusal ve küresel şartlardan dolayı ifade edilmiş olan bazı sözlerin tashih edilmesidir. Zira bizi bu kanaate sevk eden Gülen grubunun iman esaslarından olan “peygamberlere iman” şartını “ilga ettiği/gevşettiği” hakkındaki iddialar/tartışmaların belli bir seviyeye çıkması ve diyalog kavramının ciddi bir şekilde yıpranmasıdır. Böylece tartışmanın odağında yer alan nübüvvet konusunun sempozyumda ele alınmasıyla hem bu tür iddialara cevap verilmiş olacak hem de Amerika’dan Yeni Zelanda’ya ulaşan cemaat mensuplarının fikri bir toparlanması sağlanacaktır.
Diyanet-İlahiyat-Medrese hocalarının dinleyici olarak çağrılması –ki toplumu yönlendiren insanlardır- yukarıdaki düşüncemizi teyit etmektedir. Ayrıca bu üç gruptakilerin bir araya getirilmesiyle Türkiye’deki dini ilimlerin –son zamanlarda bu hususta ciddi bir gayret gözlenmektedir.- eksenine yerleşme çabası olarak algılamaktayım.
Sonuç olarak bu sempozyum ilmi bir maksattan ziyade cemaatin kendisini tashih edip eleştirilere cevap verme ve İslami İlimler alanında varlığını artıracağı niyeti olarak okuyorum. Son olarak sempozyumun ne maksatla yapılırsa yapılsın olumsuz hiçbir yönünün olmadığı ve ifade ettiğimiz niyetlerden uzak bir maksatla yapışmış olsa bile böyle bir çağrışımı olduğunu söylemek isterim.
M. Hanefi SULUOĞLU
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Duyan var mı taşların sessiz çığlıklarını
Yöneli
Çıkmıyor avazım haykırsam boşa
Ruhumuz ile bedenimizin bütünleştiği o uzun yolculuktan döndükten, uykumuzu alıp dinlendikten sonra hali hazırda bir sofranın önünde oturuyor buluruz kendimizi. Hiç birimizin sofrası diğerimizin sofrasına benzemez.

Gözlerime çarpan gün ışığı ile birden uyandım, ensemde bir ağrı her zamankinden, 


