İhsan ÜNLÜ
1966 yılında Amasya’nın merkeze bağlı Sarayözü köyünde doğdu. Ekonomik sebeplerden dolayı İstanbul’a göç eden ailesiyle birlikte buraya yerleşti. İlk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladıktan sonra, 1986 yılında kazandığı Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi eğitimi için Bursa’da kaldı. İki yıl sonra yatay geçişle geldiği Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden 1992 yılında mezun oldu. Aynı yılın aralık ayında öğretmenlik mesleğine girdi.
Halen Erzincan’da yaşayan ve Org. Selahattin Demircioğlu İlköğretim Okulunda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerine giren yazar, çeşitli gazete ve sitelerde köşe yazısı yazmakta ve yerel bir tv kanalında program yapmaktadır.
Yayınlanmış birçok makalesi de bulunan yazar, evli ve iki çocuk babasıdır.
Detaylı bilgi için tıklayınız.


İtalyan yazar Giovanni Papini, Türkçeye Kaçan Ayna ismiyle tercüme edilmiş kitabının altıncı öyküsünde sorar bu soruyu; Sen Kimsin?
Din görevlileri olarak, kutsal kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’in hâdimliğini yürütüyoruz. Yaşayan bir ahlâk numûnesi olmak, yâni hâlimizle; sözümüzle, kalimizle etkili olduğumuzdan çok daha etkileyici olacaktır.
Benim pamuk salıncağım pembe beyaz bulutların üzerindeydi. Dünyaya geldikten sonra insanların pamuk ipliğinden sanki dayanıksız bir şeymiş gibi bahsetmelerine her zaman şaştım.
Keramet, Allah’ı seven, O’na itaat eden ve O’nun tarafından sevilen veli kullara, yine Allah tarafından ikram edilen olağanüstü hallerdir.
Evet, ‘Güneş, doğudan doğar’. Böyle terennüm etmiş Târık Torun, ‘Işık, doğudan gelir’ diyen Cemîl Meriç’e ithâf ettiği şiirinde. Bu iki tesbît, tabiî ki bilimsel ve fiziksel gerçekliğin ötesinde, teşbîh-i belîğ san’atiyle, insânlığın birikimine sunulan ‘ışığın’ (faydaların) menbâını tebârüz ettiren iki güzîde misâl..
Zamanın birinde verimli bir toprak, cömert bir güneş, göz alabildiğine geniş bir düzlük ve bu düzlükte tohumları yan yana atılmış; farklı özellikleri, başka güzellikleri, yekta tabiatlarıyla, aynı rüzgârda okşanan yapraklarının değişik kokular saldığı Ceviz ve Meşe adlı iki ağaç vardı.
Sabahın ışıkları günaydın diyor penceremden.. Bir esinti dokunuyor sertleşen çehreme...
nden vazge