Salı, 14 Eylül 2010 21:49
Kara gözlü, kara kaşlı bir bebekti Herkes. Bakıma muhtaç, ilgiye aç. Her ay göstermesi gereken gelişmeler, ulaşması beklenen hedefler, geçmesi gereken eşikler vardı Herkes’in önünde.
Tüm bu zorlukların yanında bir de annesi vardı Herkes’in; Herkes onu kendisinin bir parçası sanıyordu, nereye gitse yanındaydı. Yürüme eşiği, konuşma eşiği, tuvalete gitme eşiği, renkleri tanıma eşiği, sayıları sayma eşiği vs. vs. Sağlıklı bir bebek olduğunu gösteren tüm bu eşikleri aşarken yanında olan, ondan daha çok yorulan, Herkes’in başarmasını ondan daha çok isteyen bir anne. Ve Herkes böyle böyle alıştı eşikleri geçerken yanında birisini görmeye.
Herkes büyüdü sonra. Gürbüz sağlıklı bir çocuk oldu. Okula gitme çağına geldi. Ne var ki okula başladığı ilk gün ağladı Herkes.
Sınıfın eşiğini annesiyle beraber geçemiyordu çünkü. Bu onun yalnız başına geçmesi gereken ilk eşikti. Onu sıradan bir çocuk olmaktan çıkarıp bir öğrenciye dönüştürecek olan ilk eşik. Ama her şeyden çok yalnız geçmesi gereken ilk eşik. Müthiş derecede paniklese de ağlasa da Herkes, geçer o ilk eşiği sonunda ve bir kez sınıfın eşiğinden geçti mi, yalnız başına geçmesi beklenen eşikler, eşikleri izler ömrü boyunca. Arkadaşlık kurabilme eşiği, dersleri anlama eşiği, sorulara cevap verebilme eşiği, kendisini kızdırana cevap verebilme eşiği… Artık öğrenci olmuştur okula gidiyordur ve okula başladığı andan itibaren yalnızdır ve hiçbir zaman buna dayanamayacaktır Herkes.
İşte günün birinde bu yalnızlığını giderecek Birisi çıkar Herkes’in karşısına. Birisi’ne ‘bu benim her eşiği birlikte aştığımız ikinci annem mi’ acaba diye şöyle bir bakar Herkes. Ve evlenir onunla. Sevinçle sarılır Birisi’ne. Doğduğu evden çıkmış, bir yuva kurabilme, eş olabilme eşiğini aşmıştır Herkes Birisi ile. Beraber aşılan ilk eşiktir bu ve Herkes artık tüm eşikler Birisi ile birlikte aşılacak zannetmektedir.
Ama zaman geçer, günler döner, mevsimler değişir, eş olma eşiğinden geçmiş olmak yeterli gelmez olur Herkes’e. Günün birinde bir başka eşik ışıl ışıl parıldamaya başlar Herkes’in gözünde. Yarım kalan okulunu bitirme eşiğinden geçmek ister mesela Herkes. Ve başlar hazırlık yapmaya. Hayaller kurar, umutlanır, zihni açılır, kanlanır canlanır. Son olarak elini eşine doğru uzatır. Birlikte geçeceklerdir ya o eşiği. Annesi gibi o da Herkes’ten daha çok isteyecektir Herkes’in başarılı olmasını, eşik üstüne eşikler geçmesini. Ne var ki Herkes’in havada kalır uzattığı eli. Eşi onun elini tutmaz, ona destek vermez. Üstelik yarım kalan okulunu bitirme eşiğini yalnız başına da geçememektedir zira o kapıyı ‘ya ben ya okul’ diyerek kapatmıştır eşi. Herkes havada kalan elini çeker kendisine doğru. Umutlarını, hayallerini, enerjisini, iyi niyetini, gerisin geri bırakır içindeki raflara. İlk defa bir eşiği geçememiştir Herkes; evdeki eşiği, hemen önünde duruveren eşiği, okulu bitirme, bir şey olma, başka biri olma, bir şey yapma eşiğini geçememiştir ilk kez... 
Herkes’in Çoğukişi diye bir arkadaşı vardır. Bir gün Çoğukişi’nin de evde geçemediği bir eşiği olduğunu öğrenir Herkes. Üstelik o eşiğin açıldığı kapıyı kendi kendine kapatmıştır Çoğukişi. Birini sevmiş lakin onun peşinden gidememiştir. Çocuk olma eşiğini aşıp kadın olma/erkek olma yoluna girememiştir. Annesiyle babasıyladır ama yalnızdır ama mutsuzdur Çoğukişi. Çok üzülür Herkes ona lakin yardım edemez. ‘Aş o sınırı, geç şu eşiği, zaten yalnızsın hiç değilse mutsuz olma, al çantanı sırtına beraber çıkalım mesela dünya turuna. Bırak arkanda ben yapamam, beceremem, gidemem, annem üzülür hem komşular ne der eşiklerini, bırak arkanda’ diyemez Herkes Çoğukişi’ye, gelse de dilinin ucuna, diyemez…
İki mutsuz, iki aşılamayan eşiğin önünde uzun uzun konuşurlar; evdeki eşiği aşabilen bir şey olan, biri olan, bir yere giden Bazıları’nın üzerine.
Safiye Gölbaşı
| < Önceki |
|---|


Duyan var mı taşların sessiz çığlıklarını
Yöneli
Çıkmıyor avazım haykırsam boşa
Ruhumuz ile bedenimizin bütünleştiği o uzun yolculuktan döndükten, uykumuzu alıp dinlendikten sonra hali hazırda bir sofranın önünde oturuyor buluruz kendimizi. Hiç birimizin sofrası diğerimizin sofrasına benzemez.

Gözlerime çarpan gün ışığı ile birden uyandım, ensemde bir ağrı her zamankinden, 



Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için