Salı, 15 Aralık 2009 15:57
Üşüyen yüreğimi koyuyorum sararan bir sayfa üzerine, ey kalbim bu yorgunluk niye? Bu sessizliğin, bu susamışlığın, üzerindeki bu rehavetin sebebi ne ola ki?
Bir ateş düştü yüreğime, aşk olup tütse...
Taşta gül bitiren Mevlam kalbimdeki yangın yerini gülendamlara çevirse...
Kapasam gözlerimi, rahmetin yağmur misali yağsın üzerime, ruhuma serpiştir adını sürûr ile...
Baktığım her yerde ismin yazılır gözlerime, seni tefekkür ettiğim her an sevgin fısıldansın yüreğime...
Ve işte içimde o hoş nağme huzur... Ve yine huzur...
Arkasından bir ömür koşturup durduğumuz, dinimizin en nadide meyvesi.
Lakin şu iyi biline ki; mükemmel bir inanç, içten bir yalvarış, candan bir haykırış, sızlayarak edilen dualar ve daha bilmediğiz efdal olan her şey...
Bunlar kalplerdeki huzura vesile olacaktır.
Ümit ediyorum ki huzur ufkunda nur saçan bir istikbalde; karanlıklardan sıyrılıp ruhumu asli rengine bürüyüp nur-i cazibende ıslanmak istiyorum.
Fitne ve fenalıklarla kirlenen bu dünyada her zaman tertemiz kalan,
Aşikâr bir sevgiye kavuşmak,
Hayatın anlamını sana olan imanla keşfetmek istiyorum...
Esra Ekinci
Sakarya İlahiyat
| < Önceki |
|---|


Duyan var mı taşların sessiz çığlıklarını
Yöneli
Çıkmıyor avazım haykırsam boşa
Ruhumuz ile bedenimizin bütünleştiği o uzun yolculuktan döndükten, uykumuzu alıp dinlendikten sonra hali hazırda bir sofranın önünde oturuyor buluruz kendimizi. Hiç birimizin sofrası diğerimizin sofrasına benzemez.

Gözlerime çarpan gün ışığı ile birden uyandım, ensemde bir ağrı her zamankinden, 



Yorumlar
bir insanın kalbinden geçenleri öğrenmek için onu dinlemek lazım...
yüreğindeki güzellikleri ve iyilikleri bize sunan kardeşime başarılarının devamını diliyorum...
"Sanman ki taleb-i devlet ü cah etmeğe geldik
Biz aleme bir yar için ah etmeğe geldik"
"Sanman ki taleb-i devlet ü cah etmeğe geldik
Biz aleme bir yar için ah etmeğe geldik"
Ümîd ettiklerinin ümîd ettiğin derecede gerçekleşmesi dileklerimle... =)
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için