Çanakkale Ağlıyor

canakkalesavasiDuyan var mı taşların sessiz çığlıklarını

Kaçımız biliyoruz şehitlik yollarını

Kalbimizin Kıblesi

takvaiçinfoto 3Yönelişlerimiz, bazen hasret dolu bazen hüzün dolu. Ayrılışlarımız, bazen hızlıca bazen yavaşça bir mekandan diğerine, bir uğraştan öbürüne, bir çabadan diğerine.. Hep bir koşuşturmaca..

 

Reddiyemdir Kalemim

hokka ilahiyatÇıkmıyor avazım haykırsam boşa

Yorgun düştü yürek yürüye koşa

Kalmaya Övgü

manset kalmayaovgu ilahiyatRuhumuz ile bedenimizin bütünleştiği o uzun yolculuktan döndükten, uykumuzu alıp dinlendikten sonra hali hazırda bir sofranın önünde oturuyor buluruz kendimizi. Hiç birimizin sofrası diğerimizin sofrasına benzemez.

 

 

Fetih 1453 Filmi Üzerine Mülahazalar

fetih1453 ilahiyat2Hep yakınırdık, bu kadar müthiş tarihe sahip Türkiye’de, neden iyi bir film çekilmez diye, para ve teknoloji eksikliği bahane olurdu fakat bence en önemlisi hala sinemanın kitleleri nasıl etkisine aldığının farkına varamamamızdı.

 

Kul Oldum

duaedenelKul oldum, kul oldum, kul oldum..

Kullukla hemhal oldum

Halime terceman oldum

 

İmtihan

kitaplar2Gözlerime çarpan gün ışığı ile birden uyandım, ensemde bir ağrı her zamankinden, defterimde bir ıslaklık yine kahve kokmuş satırlarım, göz kapaklarımı zoraki açmaya çalışıyorum

 

Güneş, Batıdan Batar..

gunesyol_ilahiyatBir evvelki yazımızda Güneş’in Doğu’dan doğduğunu tebârüz ettirmiş idik. Bu yazımızda da niyyetimiz, fizikî âlemde olduğu üzre, Güneş’i Batı’dan batırmak; ve lâkin bunu yaparken, aynı zamânda iğneyi Batı’ya, çuvaldızı dahî Doğu’ya (kendimize) batırmak olacaktır.

 

Esra Ekinci

arapca4Ben Artık ''Hazırlık''lıyım

Uzun yıllar geçmişti aradan. 1998 yılında son hazırlık sınıfını  mezun vermişti Sakarya İlahiyat ve aradan tam 11 yıl geçmişti. Hazırlık destanına veda edilmişti. Koridorlarda belirsiz bir sessizlik, gönüllerden gözlere yansıyan bir burukluk vardı, hocalarımızın dilinden hazırlık sınıfına olan özleme dair yarım kalan cümleler dökülüyordu. Biliyorlardı, hep umut ediyorlardı''Birgün Geri Gelecekler'' diye. Hasret yangınıyla kavrulan yürekler, kavuşmanın rahmetiyle berekete garkolacaktı. Sakarya İlahiyat'a beklenen gün geldi. Takvimler, 2009'u gösteriyordu. Sakarya'm İstikbali feth edecek bir destana daha imza atacaktı..

Hepimiz farklı diyarlardan, muhtelif sebeplerle, aynı  köşe başında toplanmıştık. Bazılarımız  hazırlık sınıfının varlığından haberdardık, kimileri için büyük bir sürpriz olmuştu. Öyle böyle derken ilk gün gelip çatmıştı. Kalbim yerinden çıkacak gibi heyecanlıydı, bu heyecanın aynısını ilkokula başlarken hissetmişti yüreğim. Tek ben heyecanlıyım diye düşünüyordum; lakin, bütün arkadaşlarım dahil hocalarımız da çok heyecanlıydı.En büyük heyecanı onların gözlerinde okuyabiliyordum. ‘‘Hoş geldiniz, iyi ki buradasınız...’’ deyişleri bile buram buram özlem kokuyordu. Çok korktuk çünkü çok korkutulduk. Derslerin ağır olduğu, Sakarya İlahiyat'taki hocaların zor insanlar olduklarını daha okulun kapısından girmeden kulaklarımıza fısıldamaya başladılar. Söz verdim kendime, ön yargılı olmak yok, diye. Bazı şeyleri yaşayarak öğrenmeliyim. Yani dışarıdan gelen bütün radyasyonlara kapamıştım kendimi. Nitekim, dolu dizgin derslere başladık.Bir arapça bir de kur-an'ı kerim dersimiz vardı. Arapçayı 4 kısma ayırmışlar, kur-an'ı kerim dersini de bu yoğunluğun arasına baştacı yapmışlardı. İlk günden kalın kalın kitapları tutuşturdular  ellerimize. Her dersten ikişer üçer kitap, bir de demezler mi  bunların hepsi bitecek biiznillah. Üniversite rahahavadakalpt ortam derlerdi, ben de ''ah bir üniversiteli olayım...'' diye başlayan sonu gülücüklerle biten cümleler kurardım. Tüm bunların yanında köşelerde sessizce ağlayanlar, her derse 1-0 yenik başlayanlar, ben gidiyorum diye haykıran yürekler vardı hazırlık sınıfının yıllarca boş kalan sıralarında.

Farkında değildik belki, bizler doldurduk Sakarya İlahiyat'taki boşlukları, sınıflarımız bizimle ısındı. Sesini kaybeden ve durgunlaşan koridorlar, ayak seslerimizle ve derslerin zorluklarına çıkan tatlı isyanlarla yeni besteler yazmaya başladı. Okulumuzun bahçesi bir başkaydı, yağmur damlaları farklı düşerdi üzerimize, çiçeklerin alı al moru mor olmuştu. Neler yaşadığımızın, nelere göğüs gereceğimizin, arkamızda bırakacağımız unutulmaz hatıraların farkında değildik. İnsanız hepimiz, yaşarken kıymetini bilemeyiz. Ayrı kalınca veya bir daha geri gelmeyeceğini anlayınca farkına varacaktık. Daha en başında nasıl geçecek, ne zaman bitecek bu hazırlık, demeye başladık. Tabi biz böyle birbirimize dert yanarken, imdat türküsünü mırıldanırken vakit geçti ve bir dönemi yarılamıştık bile.

Ömür bu ya akıp gider işte, seni ardında bırakırcasına. Öğrencinin eteklerini tutuşturan, gecelerimizi gündüz yapan sınavlar... Anlamazdık bile imtihanların nasıl geçtiğini, sınav haftasının ne zaman sona erdiğini bilemezdik bazen. Biz bambaşka karşılanmıştık Sakarya İlahiyat'ta. Sınavlarımız öyle yoğun olurdu ki, bir ara şöyle demeye başladık: ''Ders görmeyi bıraktık, her gün sınav olacağız''. Bizler bu düşüncelerle boğuşurken biri çıkıp dese ki: ''Nasıl gidiyor hazırlık, neler öğreniyorsunuz?’’ Cevap aynen şu olurdu: 'Her gün sınav  oluyoruz, sınava nasıl girilir ve ne halde çıkılır, sınavın öncesi ve sonrası, en mühimi imtihanlar sona erdiğinde bizde ne gibi etkiler bıraktığıydı. Sınıfta kalma korkusuyla not hırsı bürümüştü kalbimizi, öyle bir hale gelmiştik ki öğrenmek için çalışmıyor, sınavdan geçebilmek için çabalıyorduk.

Bir şeyi hep görüyorduk. Hocalarımızın nasıl mücadele verdiklerini, o büyük emekleri. Onlar ellerinden gelenin en iyisini yapmak istedi ve yaptılar da. Bu işi sonuna kadar götürdüler. Ufku görene kadar yürümeyi, bize yaşayarak öğrettiler. Hocalarımızın gözlerinde gördüğüm ilk günkü heyecan son gün bile taptazeydi. Ayrılık vakti gelmişti, veda konuşmaları dökülüyordu dudaklardan. Köşeyi dönecektik artık, beklenen vapur yaklaşmıştı. Koca bir yılın tahlilini yapıp, iyi ya da kötü telkinlerde bulunuyorduk. Her şeyi ile bir yılı daha anılarımıza hatıra bıraktık. Bazen sıkıldık belki de çoğu zaman yorulduk. Tam anlamıyla hakkını veremedik, yitirmeden değerini bilemedik. Bizler bu efsanenin altına imzamızı atarken adımızın yerine şunu yazdık: ''Hocam burada hazırlık okumak bizim seçimimize bırakılsaydı yine hazırlık okumayı tercih ederdik.'' Evet, hepimiz kuramadık belki de aynı cümleyi, güzel temennilerde bulunamadık. Senenin başında, korku dolu olan yüreklerimizde adını koyamadığımız bir mutluluk, kalın kalın kitaplarla dolu olan avuçlarımızda büyümeye hazır tohumlar vardı. Hazırlıktan kalan en büyük miras:'Hocam seçme hakkım olsaydı yine hazırlık okumayı seçerdim, sizden çsakaryailhok şey öğrendim.' dendiğinde hocalarımızın yüzündeki tebessüm ve gözlerindeki  parıltıydı...

Bir efsane daha bitti, uzun zaman sonra Sakarya İlahiyat, hazırlık sınıfıyla tekrar büyümeye başladı. Hazırlık okuyan öğrencilerden sadece bir tanesiyim. Şimdi bizden çok şey bekliyorlar, emekleri karşılıksız kalmayacak. Bulunduğunuz yerin kıymetini, en büyük değerlerinizin değerini bilin. Az bulunan bir nimete kucak açtınız, ''Hazırlık Yağmuru'' altında şemsiye almadan  durun. Başkalarından üstün olmanız önemli değildir. Asıl önemli olan bu  gününüzün dününüzden üstün olmasıdır.

Kimse eşit kulvarlarda aynı hızla koşamaz.

Her biriniz bir değersiniz, birini diğerine kıyas yapmayın.

Bilgiyi aranızda takas yapın.

Arkanızda takip edilecek izler, sönmeyen bir ışık bırakın.

Yolun sonu gelip de köşeyi döndüğünüzde, sizleri umutla bekleyen gözlerle karşılaşacaksınız.

Yolunuz meşakkatli, yükünüz ağır. YIL 2010...Yeni efsanenin kahramanları sizlersiniz. Eğer inanıyorsanız muhakkak üstesinden geleceksiniz.

 

İYİ Kİ GELDİNİZ..!

 

 

Esra EKİNCİ

Sakarya İlahiyat

 

Bu kategorideki diger yazilari goster.

Yorumlar  

 
0 #3 Ziyaretçi 21-10-2010 08:07
Bu seneki hazırlık toplantımız,haz ırlığın ilk mezunlarıyla birlikte güzelleşmişti..Yarı buruktuk,yarı sevinçli..En çok hüzünlendirense ,hocalarımızın artık bize hitap etmeyişiydi..Yeni misafirleri gelmişti artık..
Fakat Esra hocamızın yazısı, buruk yanımızı sevindirdi..Sakarya İlahiyat'ta hazırlık sınıfını geçen arkadaşalarımız ın duygularını tamamıyla yansıtan bu gönül sözleri bizim de gönlümüzü okşayıp geçmişti..En önemlisi de,onların gözünde,aslında hiç eskimeyen çok kıymetli misafirler olduğumuzu hatırlatmıştı bize..Zira yüzlerindeki ilk gün gördüğümüz samimiyetlerini n sıcak gülümsemeleri,a ynen duruyordu yerinde,bize baktıklarında da..Vefalı idiler...
Yüreğine sağlık ...
Alıntı
 
 
+1 #2 Ziyaretçi 05-10-2010 15:21
kardeşim;
kalemine sağlık duygularıma tercüman olmuşsun...inan geçen yılı o kadar çok özlüyorum ki ama şuna da inanıyorum daha güzel günlerimiz de olacak.ama hasret çekilen bir dönem öğrencisi olmak ne kadar gurur verici birşey onu kimseler anlayamaz hani denir ya anlatılmaz YAŞANIR galiba biz o cümleyi en iyi yaşayanlardanız ...kardeşim tekrar o güzel yüreğine sağlık diyorum ve bu güzel yazılarının devamını bekliyorum....
Alıntı
 
 
+1 #1 Ziyaretçi 04-10-2010 20:22
Çok kıymetli Hocam,
Ben kendimi "sonuna" kadar Sakarya İlahiyat'lı sanırdım, sen bir yılda gönlüne neler sığdırmışsın ki, taşanlar bunlar olmuş. Gönlümü, gözlerimi nemlendirdin.
Yüreğine, kalemine sağlık ...
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile