Salı, 22 Mayıs 2007 11:22
Konusu
aile olan her hatibin, her konferansçının, hatta her sosyologun konuşmasına, aile,
toplumun en önemli kurumudur, o sağlam olursa toplum da sağlam olur diye
başladığını görürsünüz. Biz de böyle çok konuşmalar yapmışızdır. Ama
itiraf etmeliyiz ki, bunun gerçekten böyle olduğunu tam olarak anlamadan
konuştuklarımız da olmuştur. Çünkü bir şeyin, yokluğunu yaşamadan onu olduğu
gibi anlamak mümkün değildir.
Allah’a
şükretmeliyiz ki, toplumumuzun kahir ekseriyeti olarak ailesizliğin ne olduğunu
bilemiyoruz ve işte bilmemek de bazen iyi olabiliyor.
EN
GÜÇLÜ KURUMUMUZ
Bu
gün bizim Batı’ya karşı üstün ve güçlü olan yönümüz, bütün iç ve dış
bombardımanlara karşı hâlâ yıkılmayan aile kurumumuzdur. Buna geleneğin moderniteye karşı elinde tuttuğu son kalesi
de diyebilirsiniz. Oysa en gelişmiş ülke sayılan Amerika’nın bu gün başta gelen
problemi ailenin süratle dağılması olgusudur. Orada ailesizlik oranının
özellikle siyahlarda çok yüksek olduğu söylenmektedir. Ve ABD bu çözülmeyi
önlemek için her yıl bütçesine milyarlarca dolar koymakta, dini duyguların
gelişmesine ve dolayısıyla da ailenin korunmasına yönelik yayın yapan
televizyon kanallarına hatırı sayılır mali destekler yapmaktadır. Çünkü
koruyucu hekimlik her zaman çok daha ucuzdur ve ailenin kutsalsız yaşayabilmesi
genel olarak mümkün değildir.
Aile kavramının aslı Arapça olmakla beraber bu kelime Türkçe
bir kelimedir. Çünkü Araplar aile yerine usra kelimesini kullanıyorlar. Aileye
aile diyen Türklerdir.
‘Aile’,
fakirliği ve muhtaçlığı anlatan ‘ayle’ kökünden gelir. ‘Evladü iyál’deki ‘iyal’
de bu köktendir ve ihtiyacı artırdıkları için çoluk çocuğa iyál tabir
edilmiştir. Ama ilginçtir ki Kuranı Kerim, bu kelimeyi bizim sözünü
ettiğimiz aile anlamında kullanmaz.
Yine
ilginçtir ki Kuranı Kerim aile için bu gün Arapların kullandığı usra
kelimesini de kullanmaz. ‘Usra’ kelimesinde de bağlama, mukayyet hale
getirme anlamı vardır. Esir buradan gelir. Tutuklanan, hapsedilen insan
olduğu için ona esir denmiştir. Hemen anlaşılacağı üzere, bu da aile için
olumsuz bir özelliktir.
EVLİLİĞİN
GAYESİ HUZUR
Bizim
aile dediğimiz kurum için Kuranı Kerim ehl ve ál kelimelerini
kullanır. ‘Ehl’ kelimesi kök anlamı itibarı ile ülfeti, sıcaklığı, yakınlığı,
dostluğu, içtenliği ve candan oluşu anlatır. Türkçeye ‘ehlü iyal’ şeklinde
geçmiştir. Arapça, hoş geldiniz anlamındaki Ehlen ifadesi de bundandır ve
‘geldiğiniz bu yerdeki insanlar kendi ehliniz, iyaliniz gibi olsun, kendi
eviniz gibi rahat olun’ demek olur.
Şu
halde Kuran’a göre ailenin en önemli özelliği, onun huzurun, sıcaklığın ve
manevi rahatlamanın yuvası oluşudur. İlginçtir ki, evlilikten söz eden Kurán
ayetleri, evlenmenin gayesi olarak üreyip çoğalmayı değil de, sükûn ve huzur
bulmayı, sevgi ve merhametin oluşmasını gösterir. (30/21)
Ve
ailede geçerli olan kurallar hukuktan önce ahlak kurallarıdır. Çünkü hukuk
katıdır ve buyurucudur. Bu özellik sevgiye ve merhamete zarar verir. Bıçak
kemiğe dayanmadıkça hukuk bile bu mahrem alana giremez.
20.05.2007
http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=121022
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Duyan var mı taşların sessiz çığlıklarını
Yöneli
Çıkmıyor avazım haykırsam boşa
Ruhumuz ile bedenimizin bütünleştiği o uzun yolculuktan döndükten, uykumuzu alıp dinlendikten sonra hali hazırda bir sofranın önünde oturuyor buluruz kendimizi. Hiç birimizin sofrası diğerimizin sofrasına benzemez.

Gözlerime çarpan gün ışığı ile birden uyandım, ensemde bir ağrı her zamankinden, 


