Dr.Mustafa BAHADIROĞLU
1960
senesinde Sivas/Divriği’de doğan Mustafa Bahadıroğlu, ilkokulu Ankara
Aydınlıkevler İlkokulu’nda, ortaokulu Şarkîkaraağaç Ortaokulu’nda, liseyi de
Isparta İmam Hatip Lisesi’nde ikmal etti. 1984 tarihinde Marmara Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi’nden mezun olan hocamız, Hz. Üftade, Tasavvufi Görüşleri
ve Celvetiyye Tarikatı isimli çalışması ile Uludağ Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü’nde yüksek lisansını, 2003 senesinde de aynı enstitüde Vakıat-ı
Hüdayi (Üftade)’nin Tahlil ve Tahkiki isimli çalışması ile doktorasını
tamamladı. Halen bir medya grubunda yayın kurulu başkan yardımcılığı vazifesini
yürüten hocamız, iyi derecede Arapça ve İngilizce bilmektedir. Evli ve dört
çocuk babasıdır. Aziz Mahmut Hüdayi, Vakıat-ı Üftade ve Menakıb-ı Üftade isimli
eserleri de yayına hazırlanmaktadır.
Eserler:
1.Celvetiyye
Tarikatı’nın Piri Hz. Üftade
2. Üftade Divanı


İtalyan yazar Giovanni Papini, Türkçeye Kaçan Ayna ismiyle tercüme edilmiş kitabının altıncı öyküsünde sorar bu soruyu; Sen Kimsin?
Din görevlileri olarak, kutsal kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’in hâdimliğini yürütüyoruz. Yaşayan bir ahlâk numûnesi olmak, yâni hâlimizle; sözümüzle, kalimizle etkili olduğumuzdan çok daha etkileyici olacaktır.
Benim pamuk salıncağım pembe beyaz bulutların üzerindeydi. Dünyaya geldikten sonra insanların pamuk ipliğinden sanki dayanıksız bir şeymiş gibi bahsetmelerine her zaman şaştım.
Keramet, Allah’ı seven, O’na itaat eden ve O’nun tarafından sevilen veli kullara, yine Allah tarafından ikram edilen olağanüstü hallerdir.
Evet, ‘Güneş, doğudan doğar’. Böyle terennüm etmiş Târık Torun, ‘Işık, doğudan gelir’ diyen Cemîl Meriç’e ithâf ettiği şiirinde. Bu iki tesbît, tabiî ki bilimsel ve fiziksel gerçekliğin ötesinde, teşbîh-i belîğ san’atiyle, insânlığın birikimine sunulan ‘ışığın’ (faydaların) menbâını tebârüz ettiren iki güzîde misâl..
Zamanın birinde verimli bir toprak, cömert bir güneş, göz alabildiğine geniş bir düzlük ve bu düzlükte tohumları yan yana atılmış; farklı özellikleri, başka güzellikleri, yekta tabiatlarıyla, aynı rüzgârda okşanan yapraklarının değişik kokular saldığı Ceviz ve Meşe adlı iki ağaç vardı.
Sabahın ışıkları günaydın diyor penceremden.. Bir esinti dokunuyor sertleşen çehreme...
nden vazge