Çarşamba, 13 Şubat 2008 12:53
Rahmetle anılmak, ebediyet budur amma
Sessiz yaşadım kim beni nereden bilecektir.
Diyen ve yıllarını vatanından cüda bir şekilde geçiren vatan şairinin cenazesi az kalsın yalnız ve garip ortada kalacaktı. Ancak Asım’ın nesli onu yalnız bırakmadı. Cenazenin Beyazıt Camii önüne gelişini ve Anadolu gençliğinin omzunda Edirnekapı’ya kadar nasıl taşındığını Mithat Cemal şu kelimelerle ifade etmiştir:
“Çıplak bir tabut geldi. 'Bir fukara cenazesi olmalı' dedim. O anda Emin Efendi Lokantası'nın sahibi Mahir Usta, elinde bir bayrakla cenazeye koştu. Sebebini anlamadım. Yine o anda yüzlerce genç peyda oldu. Üniversitenin büyük sancağına çıplak tabutu sardılar. Ellerimi yüzüme kapadım. Cenazeyi tanımıştım. Al sancakla siyah Kâbe örtüsüne sarılan tabut, üniversite gençlerinin bir ürperme manzarası alan elleri üstünde gidiyordu.”
Vefakâr üniversite gençliğinin elleri üzerine Edirnekapı Mezarlığı’na taşınan Akif’in naaşı, eski dostu Babanzâde Ahmed Naim Bey’in kabrinin yanına defnedildi. Gençlik, mezarının başında büyük bir ürperme ile İstiklal Marşı’nı söylerken Mithat Cemal dostlarına şunları diyordu: “Fatih’ten beri şehrin toprağına kendi eseriyle gömülen ilk kişi Akif’tir.”
M. Emin Erişilgil’in anlattığına göre, birbirlerine destek olarak yürüyen iki ihtiyar, Akif’in cenazesinden dönerken şöyle konuşuyorlardı: “Ne Cenap (Şahabettin)var ne Süleyman Nazif ne Ali Ekrem… Onlar sağ olsalardı hiç Akif’i bu yere defnettirirler miydi? O’nun yeri Namık Kemal’in yanı idi, Namık Kemal’in yanı… Hem orası, Çanakkale’nin destanını yazan şaire ne kadar yaraşırdı…”
Asım’ın Nesli’nin müellifi, Asım’ın nesline de yakışır bir ahlak ve şahsiyet sahibiydi. Bir köşeye çekilip sadece duyup düşündüklerini yazan bir şair olmaya razı olmayan Akif, zulme ve zalime karşı hoşgörüsüz bir seciyeye sahipti. Bu husus şiirlerine kuvvetli bir şekilde sirayet etmiştir. Akif haykırmaktadır:
Zulmü alkışlayamam,
zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım!
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam, aldırmada geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticanın şu sizin lehçede ma'nası bu mu?
1.Dünya Harbinde ve İstiklal Savaşı’nda ye’se düşmeden halkı Hakk için direnişe çağıran Akif, aldığı vazifeyi hadis-i resulde de belirtildiği üzere en iyi şekilde yapmaya gayret eden bir şahsiyete sahipti. Cahilane taassuba son derece karşı olan Akif, eskinin eski olduğu için atılamayacağını, yeninin de yeni olduğu için kabullenilemeyeceğini şu sözleri ile ifade etmektedir: “Eski, eski olduğu için atılmaz, fena olursa atılır. Yeni, yeni olduğu için alınmaz, iyi olursa alınır.”
Akif’in ahlaki güzellik ve olgunluğunu Mithat Cemal şu sözlerle ifade etmektedir: “İlk tanıdığım zaman ona inanamadım. Bir insan bu kadar temiz olamazdı. Fena aktör, melek rolünü oynamaktan bir gün muhakkak yorulacaktır. Gayri tabii (yapmacık) bir faziletten yorulan yüzünü bir gün kesin görecektim. Fakat 35 sene bekledim, o gün bir türlü gelmedi. Otuz beş sene onun yanından her çıkışımda, kendime hep bu sualleri sordum. Mahrumiyetlerden yılmayan ahlakıyla, kendisini nasıl kahraman sanmıyordu. Onun temizliği yanında insan kendi günahlarından muzdarip olurken, o, kendisinin sizden başka olduğunu nasıl görmüyordu? Dostunu, ‘sevmek’ kelimesinin noksansız manasıyla seviyordu. Öldüğü zaman, düştüğü zaman, dünya aleyhine döndüğü zaman, yanında olmadığı vakit ve sevmeyenlerin yanında olsa bile…”
Üstad Necip Fazıl’ın bir nevi talebesi olan ve Büyük Doğu kadrosunun yazarlarından Mustafa Yazgan ise Akif’in sanat yönünü şu şekilde tavsif etmiştir:
“Mehmed
Akif Ersoy san’at yönünden lisanına hâkimdi. Fen bilgileriyle
yüklü, fikri, edebi kültürlerle mücehhez realist bir san’atkardır.
His âleminin zenginliğini şu beyitte buluyoruz:
Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;
Dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarım.
Akif’in hakiki manada bir milli şair oluşunu şu noktalarda toplayabiliriz:
- Tam manasıyla halk içinde yaşayan, halkın duygu ve düşüncelerini ayniyle hisseden ve onu dillendiren bir kimse olması milli şair olmasının başlıca amillerindendir. Mesela: Beyaz entarisi, başında takkesiyle sokak arasında oynayan çocukları seyretmesi günlük hayatının tabii bir tablosudur.
- Harpler, milli musibetler milletin fertlerini bir aile gibi samimiyetle birbirine bağlar. İstiklal Harbi’nin safha safha yaşayan dert ve davalarını gören şairin teşhis, tahlil ve teklifleri nazari, sathi ve aristokratik değil, tecrübî, temelli ve demokratiktir.
- Din her cemiyette kutsaldır. Fakat Türk Milleti’nin İslam’a olan aşkını ve tarihi boyunca İslam fikriyatını temsil şeklini başka milletlerde görmek imkânsız gibidir. İslam köküne bağlılık tezine karşı (batılılaşma) anti teziyle ortaya çıkanların mili hayatımızdaki tesirlerini görmemek mümkün değildir. İşte bu şartlarda milliyetçi fikirlerin mihrakı olan İslam’ı savunan bir şair olarak Akif milletin şairidir. İşte şu şiir şairimizin milleti için yanan kalbini bir tezahürüdür:
Ya ilahi! Bize tevfikini gönder.
Doğru yol hangisidir millete
Boğuyor âlem-i İslam’ı bir azgın fitne
Kıt’alar kaynayarak gitti o girdap içine.
Nasıl olmaz ki? Tezelzül veriyor arşa enin
Dinsin artık bu hazin velvele Ya Rab.
İslam Şuurunun Tecessüm Etmiş Hâli, Âkif - 4 için tıklayınız..
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Duyan var mı taşların sessiz çığlıklarını
Yöneli
Çıkmıyor avazım haykırsam boşa
Ruhumuz ile bedenimizin bütünleştiği o uzun yolculuktan döndükten, uykumuzu alıp dinlendikten sonra hali hazırda bir sofranın önünde oturuyor buluruz kendimizi. Hiç birimizin sofrası diğerimizin sofrasına benzemez.

Gözlerime çarpan gün ışığı ile birden uyandım, ensemde bir ağrı her zamankinden, 




Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için