Pazar, 06 Nisan 2008 20:52
“Mühim olan yolu nihayete
erdirmek değildir. Mühim olan yolda olmaktır” der felsefeciler. Yolda olmak
düşünmektir aslında ve düşünmek; hiçbir zaman yoldan çıkmamak demektir. Düşünmenin
büyüsüne kapılıp yola revan olanlar, bir menzilden sonra düşünemez olurlar, âlem
etraflarında dönmeye başlar ve kâinat, sırlarını açığa çıkarır; rehbersiz yolcu
şaşırır, bocalar ve o büyüye kapılıp vuslata ermek için çıktığı yolu unutur ve
sırrın içinde kaybolur.
Yolun hakikatine vakıf bir
rehbere sahip yolcu ise, temaşa ettiği sırrın hakiki sırra perde olduğunu ve
kendisini hakiki sırra ulaştıracak, sevgiliyle vuslata eriştirecek yolun
yolcusu olmaya devam edecektir.
Dini bir mefhum olarak yol, âlemi
berzahtan kıyamete giden süreci anlatır ve dünya, evet dünya bu yolda sadece
bir han mesabesindedir, bir süre konaklanıp ayrılınan bir han… Yani her şey
yolda cereyan etmektedir ve yol, rehberine sadık yolcuya istikamet gösterir, onu
şaşırtmaz…
“Yolun sonu” der insanoğlu ama bilmez
ki yolun sonsuz olduğunu, hakikatte yolun bittiği yerde yol, yeni bir aşk ve sürur
ile devam etmektedir yolcusu ile yoluna… Yani yol hiçbir zaman bitmez… Ebedilik
arzusu ile yanıp tutuşan insana ebediliği ile bir armağandır yol ve yol, âdemoğlunun
“yolun sonu” dediği yerden itibaren yolcusunu kimi zaman hüzün kimi
zaman sürur ile taşır ama hiç yüksünmez; çünkü o ulvi emrin ulvi hamalıdır…
Yol, sahip çıkılası bir olgudur
ve yolcu, yolun sahibine murabıt rehberini ne kadar titizlikle takip ederse
sevgili ile vuslatı o kadar kolay olur…
Abdurrahman
Mıhcıoğlu
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Duyan var mı taşların sessiz çığlıklarını
Yöneli
Çıkmıyor avazım haykırsam boşa
Ruhumuz ile bedenimizin bütünleştiği o uzun yolculuktan döndükten, uykumuzu alıp dinlendikten sonra hali hazırda bir sofranın önünde oturuyor buluruz kendimizi. Hiç birimizin sofrası diğerimizin sofrasına benzemez.

Gözlerime çarpan gün ışığı ile birden uyandım, ensemde bir ağrı her zamankinden, 



Yorumlar
Bu yazı bizlere hi çbir zaman yol un â??The endâ? ile bitmediğini söylüyor. Ve gidiş hakkında bilinen tek şeyin gidiliyor olduğunu da. Bu aslında Hakikat yurduna gitmek değil, daha çok Hakikat yurduna gitmek üzre gibiâ?¦
mesele şudur belki de herkesi, salt doğru olan yola nasıl inandırabiliriz-buna kendi nefsimiz de dahil-?Tam da burada vefakar yoldaşlar devreye girmez mi?Her ne kadar yolda yalnız olduğumuzu düşünsek de yanımız da bi dostun olması,katedilecek yolu daha da çekilir kılar.
tam da yeri belki şu örneğin;
Hz.Musa Firavuna karşı kendini daha iyi ifade edebilmek i çin,O'nu Hak yola çağırmak i çin Rabbinden kendisine bir yardımcı(yoldaş-)istememişmiydi?
Hz Harun gibi yoldaşlar istememizin vakti geldi de ge çiyor,
ve's selam...
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için