Prof. Dr. Orhan ATALAY
1965
senesinde Ardahan/Göle’de doğan hocamız, 1975 senesinde Göle Dölekçayır
İlkokulunu, 1980 senesinde Kars İmam Hatip Okulu orta kısmını, 1984 senesinde
de aynı okulun lise kısmını bitirdi. 1989 senesinde Atatürk Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi’nden mezun olan hocamız, 1990 senesinde Ordu Ulubey İmam
Hatip Lisesi’nde öğretmenlik yaptı.1993 senesinde Kur’an’da İnsan-Met’a
İlişkisi ve Çalışmanın Yeri isimli tezi ile Atatürk Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü’nde Yüksek Lisansını tamamladı. 1998 senesinde aynı
üniversitede Doğu - Batı Kaynaklarında Birlikte Yaşama isimli çalışması
ile de doktorasını tamamlayan hocamız, 1992 senesinden beri sürdürdüğü
araştırma görevliliği vazifesinde 1999 senesinde yardımcı doçent oldu. 2002
senesinde İctimai Tefsir Okulu isimli çalışması ile doçent olan hocamız,
2007 senesinde de profesör oldu. Halen aynı fakültenin Temel İslam Bölümlerinde
öğretim üyeliği yapmaktadır. İyi
seviyede Arapça, Farsça ve İngilizce bilen hocamız evlidir.


İtalyan yazar Giovanni Papini, Türkçeye Kaçan Ayna ismiyle tercüme edilmiş kitabının altıncı öyküsünde sorar bu soruyu; Sen Kimsin?
Din görevlileri olarak, kutsal kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’in hâdimliğini yürütüyoruz. Yaşayan bir ahlâk numûnesi olmak, yâni hâlimizle; sözümüzle, kalimizle etkili olduğumuzdan çok daha etkileyici olacaktır.
Benim pamuk salıncağım pembe beyaz bulutların üzerindeydi. Dünyaya geldikten sonra insanların pamuk ipliğinden sanki dayanıksız bir şeymiş gibi bahsetmelerine her zaman şaştım.
Keramet, Allah’ı seven, O’na itaat eden ve O’nun tarafından sevilen veli kullara, yine Allah tarafından ikram edilen olağanüstü hallerdir.
Evet, ‘Güneş, doğudan doğar’. Böyle terennüm etmiş Târık Torun, ‘Işık, doğudan gelir’ diyen Cemîl Meriç’e ithâf ettiği şiirinde. Bu iki tesbît, tabiî ki bilimsel ve fiziksel gerçekliğin ötesinde, teşbîh-i belîğ san’atiyle, insânlığın birikimine sunulan ‘ışığın’ (faydaların) menbâını tebârüz ettiren iki güzîde misâl..
Zamanın birinde verimli bir toprak, cömert bir güneş, göz alabildiğine geniş bir düzlük ve bu düzlükte tohumları yan yana atılmış; farklı özellikleri, başka güzellikleri, yekta tabiatlarıyla, aynı rüzgârda okşanan yapraklarının değişik kokular saldığı Ceviz ve Meşe adlı iki ağaç vardı.
Sabahın ışıkları günaydın diyor penceremden.. Bir esinti dokunuyor sertleşen çehreme...
nden vazge