Prof. Dr. Mustafa AĞIRMAN
1954
senesinde Erzurum Oltu’da doğan hocamız, 1966 senesinde İstanbul Gaziosmanpaşa
Küçükköy İlkokulu’nu, 1969 senesinde
Sakarya İmam Hatip Okulu’nun orta kısmını, 1972 senesinde de aynı okulun lise
kısmını bitirdi. 1976 senesinde İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nü bitiren
Mustafa Ağırman, bir dönem Samsun Alaçam İmam Hatip Lisesi’nde vazife yaptı.
1987 senesinde Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Hz.Muhammed
Döneminde Mescidin Fonksiyonları isimli tezi ile Yüksek Lisansını
tamamladı. 1992 senesinde aynı üniversitede Hz. Muhammed’in Savaş Stratejisi
isimli tezi ile doktorasını tamamlayan Mustafa Ağırman, aynı sene Atatürk
Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde 1982 senesinden beri sürdürmüş olduğu
öğretim görevliliği vazifesinde Yardımcı Doçent oldu. 2002 senesinde doçent
olan hocamız, halen Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi ve
Sanatları Bölümünde öğretim üyeliği yapmaktadır. İyi seviyede Arapça ve
Fransızca bilen hocamız evlidir.


İtalyan yazar Giovanni Papini, Türkçeye Kaçan Ayna ismiyle tercüme edilmiş kitabının altıncı öyküsünde sorar bu soruyu; Sen Kimsin?
Din görevlileri olarak, kutsal kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’in hâdimliğini yürütüyoruz. Yaşayan bir ahlâk numûnesi olmak, yâni hâlimizle; sözümüzle, kalimizle etkili olduğumuzdan çok daha etkileyici olacaktır.
Benim pamuk salıncağım pembe beyaz bulutların üzerindeydi. Dünyaya geldikten sonra insanların pamuk ipliğinden sanki dayanıksız bir şeymiş gibi bahsetmelerine her zaman şaştım.
Keramet, Allah’ı seven, O’na itaat eden ve O’nun tarafından sevilen veli kullara, yine Allah tarafından ikram edilen olağanüstü hallerdir.
Evet, ‘Güneş, doğudan doğar’. Böyle terennüm etmiş Târık Torun, ‘Işık, doğudan gelir’ diyen Cemîl Meriç’e ithâf ettiği şiirinde. Bu iki tesbît, tabiî ki bilimsel ve fiziksel gerçekliğin ötesinde, teşbîh-i belîğ san’atiyle, insânlığın birikimine sunulan ‘ışığın’ (faydaların) menbâını tebârüz ettiren iki güzîde misâl..
Zamanın birinde verimli bir toprak, cömert bir güneş, göz alabildiğine geniş bir düzlük ve bu düzlükte tohumları yan yana atılmış; farklı özellikleri, başka güzellikleri, yekta tabiatlarıyla, aynı rüzgârda okşanan yapraklarının değişik kokular saldığı Ceviz ve Meşe adlı iki ağaç vardı.
Sabahın ışıkları günaydın diyor penceremden.. Bir esinti dokunuyor sertleşen çehreme...
nden vazge