Cumartesi, 15 Mart 2008 00:08
Kur’an-ı Kerim’de süt akrabalığı ile ilgili beş ayet bulunmaktadır. “Anneler çocuklarını iki bütün yıl emzirirler. (Bu hüküm) emmeyi tamam yaptırmak isteyen(ler, erkek) içindir.”
“Biz daha evvel (Musa’yı emziren) sütanalar(ın sütünü emmeyi) haram etmiştik.”
“Süt emziren (süt) analarınız ve süt hemşireleriniz (süt cihetinden süt kız kardeşleriniz) size haram edildi.”
Hz. Peygamber (SAV) süt hakkında şu hadisleri buyurmaktadır. “Kemiğin sertleşmesine ve etin oluşmasına sebep olan emmeden başka emme yoktur.” “Bir emme veya iki emme haram kılmaz” “Ukbe b. Hâris’ten rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir:, Bir kadınla ile evlendim.Bunun üzerine, zencî bir kadın gelip “ben ikinizi de emzirmiştim” dedi. Hemen Hz. Peygamber’e varıp, ona, falanla evlenmiştim, zencî bir kadın gelip yalan yere “ben ikinizi de emzirmiştim” dedi. Bunun üzerine peygamber benden yüz çevirdi. Ben de karşısına geçip, o yalan söylüyor dedim. O da, “Sizi emzirdiğini iddia ettiği halde bu evlilik nasıl olur? Ondan ayrıl!” buyurdu.”
İslam hukukçularının çoğuna göre, bir annenin kendi çocuğunu emzirmesi menduptur. Ancak çocuğun kendi annesinden başkasının sütünü emmemesi, başka bir sütanne bulunamaması, çocuğun babasının olmaması ve kendisinin de sütanne tutabilecek bir malının bulunmaması durumlarında anne çocuğunu emzirmeye zorlanır. Bu istisnalar dışında anne çocuğunu emzirmekten kaçınırsa, babanın sütanne tutması gerekir.
Yukarıdaki ayetlerden anlaşıldığına göre, daha önceki milletlerde de süt akrabalığı mevcut, fakat bilahare yasaklanmıştır. Dolayısıyla süt akrabalığının evlenmeye engel teşkil etmesi, İslâm hukukuna özgü bir durumdur. Süt emme yolu ile de akrabalık doğmakta ve bu, evlilik engellerinden biri olmaktadır. Türk Medenî Kanunu önce 92 ve 112/3 maddelerinde bu engeli kabul etmiş ama daha sonra bu engel kanundan çıkarılmıştır.
Süt akrabalığı, nesebin haram kıldığı kimselerle evlenmeyi haram kılar. Bunların şümulünü “Emenin emzirene nefsi, emzirenin emene nesli haramdır.” ifadesi ile belirlemektedir. Buna göre sütü emen çocuk, emzirenin bütün yakınları ile akraba olmakta ve onlarla evlenememektedir. Fakat bu akrabalık evlenememe ile sınırlıdır. Yani süt emmekle oluşan akrabalık, nass (ayet-sünnet) ile sabit olan hususlara özeldir, binaenaleyh bütün yönleriyle nesebe eşit değildir. Nafaka, miras, velayet vb nesep hükümleri sabit olmaz.
Hanefîlere göre bir kere emmekle haramlık sabit olur. Şafiîlere göre ise beş defa emmekle sabit olur. Hanefîlerin delili; süt emmenin haramlığı cüz’iyyet ve ba’ziyyetle sabit olmasındadır. Çünkü süt, çocuğun gıdasıdır. Gıda bir kere midesine ulaşınca cüz’iyyet sabit olur. Binaenaleyh haramlık da sabit olur. Şafiî ise bu meselede Hz. Peygamberden rivayet edilen “Süt emme beş defa ile sabit olur” hadisiyle hüküm çıkarmıştır.
Süt emmenin müddeti; Ebu Hanife’ye göre otuz aydır. Ebu Yusuf ve Muhammed’e göre ise iki yıldır. Şafiî de bu görüştedir ve görüşünü şöyle savunmaktadır. İnsanın bütün cüzleriyle haram olduğu ve sütünün de onun bir cüz’ü olduğu gerekçesiyle insanın sütü haramdır. Ancak İslam çocuk için zaruretinden dolayı sütü, mubah kılmıştır. Çünkü onun tabiatı (anne sütü dışında) gıda almasına elverişli değildir.
Süt, su vb. sıvılarla karıştığında Hanefîlere göre çokluğa itibar edilir. Süt çoksa haramlık sabit olur, azsa haramlık gerçekleşmez. Şafiî’ye göre çok da olsa az da olsa haramlık sabit olur.
Hanefîlere göre ölü kimsenin sütüyle haramlık gerçekleşir. Şafiî’ye göre gerçekleşmez. Hanefîler görüşlerini şöyle savunmaktadırlar. Süt de (emilen insandan) cüz’iyyet ve ba’ziyyet olduğu için haramlık gerçekleşir. İnsanın ölü veya hayatta olmasının farkı yoktur. Şafiî ise ölüden ayrılan sütün diriden ayrılan süt gibi değerlendirilemeyeceğini savunmakta İslam’ın yasağının sadece dirileri kapsadığını beyan etmektedir. Ölüleri kapsadığını da söylemesinin ancak istidlal ve kıyas olacağını, hâlbuki bu konuda kıyasın yeri olmadığını belirtmektedir.
Emzirmenin ikrar ve şahitlikle sabit olduğunda fakihler arasında ihtilaf yoktur. Fakat sayıda ihtilaf vardır. Bazı fakihlere göre bir kadının şahitliği de kabul edilmektedir. Gerek ikrarla, gerekse şahitlikle süt emzirmenin sabit olmasında, bu meselenin istismar edilmemesine özenle dikkat edilmesi gerekmektedir. Aksi halde uygun evliliğin olmamasına, bundan daha da önemlisi, yok yere ailelerin bozulmasına ve dağılmasına sebebiyet verilebilir. Burada şahitlere düşen en mühim görev, emzirmenin nasıl vuku bulduğunu ve emzirme zamanını iyice açıklamasıdır. Emzirme fiili gerçekleştiğinde mutlaka kayda geçirilmelidir. Özellikle hastanelerde yapılan doğumlar neticesinde anne sütü dışında, süt verilmesi halinde, hangi kadından süt alındığının kayıt altına alınmasına dikkat edilmelidir. Hastane veya doğumevi yetkilileri “sütanne” dosyası oluşturabilirler. Süt veren annelere ücret dahi verilebilir. Çünkü süt emzirme karşılığında ücret alınabileceğinde şüphe yoktur. Ancak hastanede veya evde emziren sütannenin kim olduğunu, sütanne de kime süt verdiği çocuğun kimliğini bilmeli hatta yetkili kurumları bilgilendirmelidir.
Emzirme sebebiyle haram oluşun hikmeti hususunda şunlar söylenebilir: Emen çocuk, kadının sütünü emmesiyle sanki onun bir parçası veya kendi öz çocuğu gibi olur. Emzirme dönemi ilk iki yaşla sınırlı olduğu için ve bu yaşlarında alınacak gıdaların da et ve kemik gelişimine fevkalade katkı sağlaması sebebiyle fizyolojik etki sağladığı bir gerçektir. Bu maddî katkı yanında manevî katkısı olduğu da muhakkaktır. Çünkü emzirme, anneliğin en büyük özelliklerindendir.
Kadınların zaruret olmadıktan sonra başkasının çocuğunu emzirme konusunda hassas olmaları gerekir. Çünkü emzirme durumu ileride onarılması mümkün olmayan huzursuzluk ve rahatsızlık çıkarabilir. Belki ailelerin parçalanmasına veya yok olmasına sebep olabilir. Buna rağmen yine de emzirmişse yukarıda değindiğimiz üzere unutulmasına meydan vermemek için mutlaka kayıt altına alınması gerekmektedir. Bununla beraber emziren annelerin her yönden sağlıklı olmalarına dikkat edilmelidir. Rastgele kadınların emzirmelerinin, birçok yönden sakıncalı olacağı gözden ırak tutulmamalıdır.
Anne sütünün çocuğun maddî yönden gelişmesine katkı sağladığı kadar manevi yönden katkı sağladığı muhakkaktır. Gıdaların ruhî yapımız üzerindeki olumlu veya olumsuz tesirleri az-çok bilinmektedir. İbn Haldun, Mukaddime’sinde bu konuya bazı müşahede ve tecrübelere dayanarak geniş yer vermiş ve ispatına çalışmıştır. Çölde daha çok keçi eti yiyenlerin inatçı, koyun eti yiyenlerin uysal olduklarını, domuz eti yiyenlerin kıskançlık ruhunu kaybettiğini belirtmektedir.
Günümüzde akraba evliliğinin sakat doğumlara sebebiyet verdiği iddiası hararetle savunulmaktadır. Hâlbuki bu iddia bütün sakat doğumlara oranlandığında çok cüzi kalmaktadır. Diğer bir ifadeyle fazla yekûn teşkil etmemektedir. Eğer akraba evliliğinde sakat doğumlar oluyorsa bunu, eşler arasında kan uyuşmazlığında belki bundan daha da önemlisi sütkardeşlerin evlendirilmesinde aramak gerekir. Çünkü yakın akraba arasında emzirme, çokça görülmekte ve gereken önem gösterilmediğinden, sütkardeşler birbiriyle evlendirilmektedir. Tıp ilminden, ileride bu gerçekleri gün yüzüne çıkaracağı ümit edilmektedir.
-Bitti-
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Duyan var mı taşların sessiz çığlıklarını
Yöneli
Çıkmıyor avazım haykırsam boşa
Ruhumuz ile bedenimizin bütünleştiği o uzun yolculuktan döndükten, uykumuzu alıp dinlendikten sonra hali hazırda bir sofranın önünde oturuyor buluruz kendimizi. Hiç birimizin sofrası diğerimizin sofrasına benzemez.

Gözlerime çarpan gün ışığı ile birden uyandım, ensemde bir ağrı her zamankinden, 



Yorumlar
Tüm mezheplere göre süt kardeşliğinde yaş sınırı 2'dir. Yani çocuğun 2 yaşına kadar emzirilmiş olması gerekir, 2 yaşından sonra emzirilmesi süt kardeşliğini gerektirmez.
Miktarı hususunda ise Hanefiler, çocuğun bir yudum süt emmesinin dahi süt kardeşliği için yeterli olacağını belirtirken, Şafii'ler, beş ayrı zamanda çocuğun doyana kadar emzirilmesini süt kardeşliğinin vukuuu için gerekli görmüşlerdir.
Yani Şafii mezhebine göre çocuğunuz kuzeni ile süt kardeşi olmaz ama Hanefi mezhebine göre süt kardeşi olmuştur. Selametle efendim...
teşekkür ederim!
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için