Pazartesi, 08 Eylül 2008 00:30
“İsraf olmadan
kapitalizm varlığını sürdüremez”
Syrina Filminden
Gündemden gitmeyen sihirli
cümlelerden biridir “kapitalizm”…
Hızlıca akıp giden hayatımızın bir
kenarında kendine yer edinmiştir de bize neler getirdiği gizlidir içinde…
Syrina filmini izlerken yukarıda
alıntıladığım cümle, aklımda kendisine yer edindi de sizinle paylaşmak istedim.
Ve üzerinde düşündükçe hakikaten manalarının nerelere vardığı çorap söküğü gibi
zihnimi canlandırdı. Düşünsenize bir cep telefonu alıyoruz ve ardından yenisi
çıkıyor. Yenisini nasıl satın alacağız? Elbette eskisini elimizden çıkararak!
Yoksa kapitalizmin büyük amcaları nasıl satacaklar yeni telefonlarını değil mi?
Ve israf! Kapitalist zihniyetin
sürekliliğini içinde barındıran sihirli ifade… Dinimizce önemine
değinmeyeceğim. Orası yüzyıllardır anlatıla gelir ve siz bunu biliyorsunuz.
Benim paylaşmak istediğim israfın sonuçlarından yalnızca biri: kapitalizmin
sürekliliği…
Bu israfı dünyanın etrafında
milyonlarca insanın yaptığını düşünün!
Bu kadar basit mi israf? Maalesef!
Sadece cep telefonu değil tabi…
Teknolojik aletlerle devam ediyor israf hikayemiz: televizyon, bilgisayar, ev
robotları vs…
İsraf alışkanlığımız bizi zarara
uğratırken gocunmuyoruz bile… Kim bilir paralarımız nerelerde silaha dönüyor?..
Nerelerde insanlığa karşı menfi olarak
kullanılıyor…
Gel gör ki biz bunu gündelik
alışkanlık yapmışız da dönüp etrafımıza bakmaya hacet getiremiyoruz.
Bu ifadelerim nasihatin ötesinde
kalmalı… Yani bir hakikat terennümü olmalı kulağınıza fısıldanan. Ne hikmettir
ki bu fısıldamanın ilham kaynağı yine kapitalizmin merkezinde yapılan bir film…
Afrika’ya bakar ağlar ve Avrupa’ya
küfrederiz… Filistin’i görünce İsrail’e, Irak, Afganistan’a bakınca Amerika’ya
küfrederiz…
Nedendir ki onlara maddi desteği
ceplerimizden sağlarız da bunu fark etmeyiz?
Yeni cep telefonlar,
bilgisayarlar, LCD ekranlı televizyonlar… Yeniliğin heyecanını yaşar, ardından
paralarımızla bize karşı dönen silahlar karşısında feryat ederiz…
Feryat hakkımız mıdır?
Gelen musibetler reva değil midir
akılsız başımıza?
Belki de hayatı tadında yaşamalı…
Nasılsa öleceğiz… Para bizim değil mi? Üç günlük dünyada bu kadar detaylı
düşünmeye ne gerek… Bırak laf salatasını dersiniz… Hakkınız…
Lakin çocuklarınız bunları hak
etmeyecek…
Mehmet Nişancı
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Duyan var mı taşların sessiz çığlıklarını
Yöneli
Çıkmıyor avazım haykırsam boşa
Ruhumuz ile bedenimizin bütünleştiği o uzun yolculuktan döndükten, uykumuzu alıp dinlendikten sonra hali hazırda bir sofranın önünde oturuyor buluruz kendimizi. Hiç birimizin sofrası diğerimizin sofrasına benzemez.

Gözlerime çarpan gün ışığı ile birden uyandım, ensemde bir ağrı her zamankinden, 


