“Bir adamın büyüklüğü, ‘kendisine zamana karşı değer biçen bir ruh’ta yatar.”
-Alija İzzetbegoviç-
Tarih sahnesinden nice insanlar geçti. Kimileri, tarih üzerinde etkili olurken, kimilerinden de kimsenin haberi olmadı.
Zulme uğramış Bosnalıların, tarih yazan kahramanı Aliya’dan bahsedelim biraz…
Aliya İzzetbegoviç, hayatının ateşli yılları olan gençlik devresinde, Genç Müslümanlar Örgütü’ne katılır. Bu faaliyetlerinden dolayı hapse mahkûm edilir. Ardından kaleme aldığı “İslam Deklarasyonu” eserinden dolayı yine kendisine hapishane yolu gözükür. Yaşadığı dönemin komünist yönetiminin uyguladığı katı kurallar onu yıldırmaz. En son 14 yıl hapse mahkûm olduğu dönemde hayata dair umutlarını çocuklarından aldığı mektuplarla korur. Bu mahkûmiyet süresi tamamlamadan af çıkar ve onun için hayat yeniden başlar. Şu gerekçesinden dolayı siyasi hayata atılır:
Sırplar ve Hırvatlarla karışık yaşayan insanlarımızı bir araya getirecek, Boşnak ve Müslüman yanlısı bir siyasal örgüte ihtiyacımız vardı. Eğer Yugoslavya parçalanacak idiyse, bu bizim için Sırplar ve Hırvatlar için olduğundan daha zor olacaktı ama kaderimizi tayin edecek olan bu meselelere bizim dışımızda karar verilmesi halinde her şey daha zor olacaktı.(1)
İdealist şahsiyetinin en belirgin olarak ortaya çıktığı bu sürecin ardından Bosna’nın kaderi
artık tayin edilir. Ve Bosna ne Sırplara ne de Hırvatlara boyun eğmek istemez. Eğer bu kabul edilecek olursa, Boşnaklar hem kimliklerini hem de inançlarını kaybedecektir.
Sırplar ve Hırvatlar Boşnaklara savaş ilan eder. 20. Yüzyılın sonlarında bir insanlık dramı yaşanır Bosna’da. Avrupa’nın göbeğinde ikinci Nazi kampını kuran Sırplara karşı herkes seyirci kalır. Ortalığa medeniyet dersi veren Avrupa, bir Fransız yazarın deyimiyle, Bosna’da ölür.
Bu yıpratıcı, zor ve sıkıntılı süreç sonucunda Bosna halkı, İdealist önderi Aliya İzzetbegoviç sayesinde bağımsızlığına kavuşur.
Ayrıca Aliya’nın eserlerini bir karıştırmamız iyi olur. Daha üzerinden çeyrek asır bile geçmemiş bu dönemi, Aliya’nın kendisinden dinlemek daha faydalı olacaktır.
Bu noktada şunları ifade etmekte yarar var: eğer hayatımızda kendimize bir rota çizeceksek, şöyle tarihe dönüp bir bakalım. Bu sahnede rol alan idealist şahsiyetlerin bize göz kırptığını hemen fark edeceğiz. Onların hayat şartları, yaşadıkları, tecrübeleri bizler için birer ibret tablosudur. Sakın ama sakın tarihin tozlu sayfalarına bakmayı göz ardı etmeyelim. Bu münasebetle bizlere örnek şahsiyet teşkil eden ve 2003 yılında ahirete intikal eden Bilge Kral’a Allah’tan rahmet dileriz.
Son olarak;
Çağının en donanımlı, en ileri görüşlü, en kültürlü, en idealist gençleri olmamamız için bir engel var mı? Engeller karşımıza dikilse de bunları aşmamıza yardımcı olacak kudretin kendi içimizde olduğunu unutmamalıyız. Son sözü üstad Necip Fazıl’dan dinleyerek yazımızı bitirelim:
“Sen bir devsin, yükü ağırdır devin,
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin”
Hoşça ve esen kalın efendim…
Mehmet NİŞANCI
----------------------
1- (Aliya İzzetbegoviç, Tarihe Tanıklığım, Klasik yay.)
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


İtalyan yazar Giovanni Papini, Türkçeye Kaçan Ayna ismiyle tercüme edilmiş kitabının altıncı öyküsünde sorar bu soruyu; Sen Kimsin?
Din görevlileri olarak, kutsal kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’in hâdimliğini yürütüyoruz. Yaşayan bir ahlâk numûnesi olmak, yâni hâlimizle; sözümüzle, kalimizle etkili olduğumuzdan çok daha etkileyici olacaktır.
Benim pamuk salıncağım pembe beyaz bulutların üzerindeydi. Dünyaya geldikten sonra insanların pamuk ipliğinden sanki dayanıksız bir şeymiş gibi bahsetmelerine her zaman şaştım.
Keramet, Allah’ı seven, O’na itaat eden ve O’nun tarafından sevilen veli kullara, yine Allah tarafından ikram edilen olağanüstü hallerdir.
Evet, ‘Güneş, doğudan doğar’. Böyle terennüm etmiş Târık Torun, ‘Işık, doğudan gelir’ diyen Cemîl Meriç’e ithâf ettiği şiirinde. Bu iki tesbît, tabiî ki bilimsel ve fiziksel gerçekliğin ötesinde, teşbîh-i belîğ san’atiyle, insânlığın birikimine sunulan ‘ışığın’ (faydaların) menbâını tebârüz ettiren iki güzîde misâl..
Zamanın birinde verimli bir toprak, cömert bir güneş, göz alabildiğine geniş bir düzlük ve bu düzlükte tohumları yan yana atılmış; farklı özellikleri, başka güzellikleri, yekta tabiatlarıyla, aynı rüzgârda okşanan yapraklarının değişik kokular saldığı Ceviz ve Meşe adlı iki ağaç vardı.
Sabahın ışıkları günaydın diyor penceremden.. Bir esinti dokunuyor sertleşen çehreme...
nden vazge


Yorumlar
Aliya İzzetbegoviç’in en yakın çalışma arkadaşı, Bosna-Hersek Cumhuriyeti (BİH) eski İran Büyükelçisi ve Genç Müslümanlar [Mladi Muslimani] Teşkilatı Genel Başkanı Ömer Behmen dün vefat etti.
http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=1012
Helal Olsun Hocam. Ah O Aradığımız Gen çlik!
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.