Cumartesi, 16 Temmuz 2011 12:43
Felsefi bir sistem kurgulayabilmek için ontoloji ve “epistemoloji” kavramlarını temellendirmek şart, çünkü felsefe varlık, bilgi ve değer üzerine rasyonel, eleştirel ve tutarlı düşünmek ve bunlar üzerine yaşanabilir bir “değerler” dizisi oluşturmayı hedefler
FELSEFEDE ÇAĞDAŞ EĞİLİMLER: ULUSLARASI DİTURİA KONFERANSI
Felsefi bir sistem kurgulayabilmek için ontoloji ve “epistemoloji” kavramlarını temellendirmek şart, çünkü felsefe varlık, bilgi ve değer üzerine rasyonel, eleştirel ve tutarlı düşünmek ve bunlar üzerine yaşanabilir bir “değerler” dizisi oluşturmayı hedefler. Bunu yapabilmek bir bilim felsefesi ve nihayetinde bir “sistem” oluşturmak demektir. Bu çerçevede Makedonya’nın Gostivar şehrinde 1-5 Temmuz tarihleri arasında 25 yıl önce ODTÜ felsefe bölümünde temelleri atılan “sistem oluşumu”nu ana hatlarıyla müzakere edildi.
Bilginin Hizmetinde 17. Yıl: Dituria
“Sahipsiz kalan memleketin batması haktır; Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır” diyen Mehmet Akif’in yoldaşları ilim ve kültür vakfı Dituria’yı kurmuşlar; dil, din, ırk ayıretmeksizin Mekadon gençliğine maddi ve manevi destek sağlamayı biricik hedef seçmişler. Galip Veliu; Musa Musai Gostivar, Mesud İdriz’inin Türkiye’den akademik koordinatörlüğünü yaptığı bu konferansa, Kanada, Endenozya, Saraybosna,Malezya ve Bahreyd’en öğretim üyeleri katıldı. Açıkgenç hocanın “Felsefe bir gelenek” temellendirmenin ürünü olan üç nesil bir araya geldi.
İslami Çerçeve ve Dünya Görüşü
İlk gün “Felsefi Sistemler” müzakere edildi. Fikirler, öğretiler ve ilimler ağının sistematik, tutarlı ve rasyonel bir şekilde sunumuyla bir sistem oluşturabileceğinden hareketle düşünce tarihinin analizinin ana hatları üzerinde duruldu. Müslümanların kurduğu medeniyetin epistemik temellerini anlamak, Tanrı ve alem ilişkisini kurgulamak için Kur’an ve Sünnet’i merkeze alan bir dünya görüşünü yeniden üretmenin gerekliliği vurgulandı. Bu bağlamda Gazikent Üniversitesi Rektörü İbrahim Özdemir, Açıkgenç’in Düşüncesinde Dünya Görüşü Kavramının Önemi üzerinde durdu. Kalijaga Üniversitesinden M.Emin Abdullah Sosyal Değişme ve Küreselleşme Çağında İslam Düşüncesinin Gelişimine dair Felsefi Yaklaşımları analiz etti.
Sempozyumun ikinci günü Alparslan hocamız “Ontolojik ve Epistemolik Sistemler” üzerinde durdu ve felsefi geleneğin bilgisel temellerini müzakereye açtı. Varlık ve bilgi teorilerini İslam medeniyeti ve diğer medeniyet tasarımları açısından mukayeseli bir analizi yapıldı. Rasyonel ve duyusal kavramanın ötesinde başka bir bilgi kaynağı var mıdır, sorusu bir İslam Felsefesi Sistemi kurgulamak için önemlidir. Buna vereceğimiz cevap, ontoloji mi, epistemoloji mi öncelikli sorusunun yanısıra akli ve nakli bilgi kaynaklarının neler olduğu ve bunların nasıl temellendirileceği hususlarını da içermesi açısından önemlidir. Çünkü dış dünyada olgu diye sunulan ötesinde başka bilgi ve nesneler var mıdır, sorusu metafizik veya aşkın bilginin imkanı araştırmak demektir. Açıkgenç ontoloji (Varlık) öncelikli bir sunum yaptı ama epistemik ontolojinin gerekliliğini de vurguladı. Bu nokta, İslami ve Kur’ani; Akli ve Nakli ayırımlarının temellendirilmesi açısından oldukça önemli ve daha çok müzakere edilecek, öyle görünüyor. Bilal Kuspinar bildirisinde İslami çerçevede üretilen felsefi birikimin yeniden gözden geçirilmesi ve İslamFelsefe Tarihinin yeniden yazılımının gerekliliğini bu bağlamda ele aldı.
İnsan ve Toplum
Bilgi şöleninin 3. Gününde Alparslan Açıkgenç, İnsan ve Toplum Felsefesi anlayışını müzakereye açtı. Varlık, (Tanrı-alem) ilişkisine dair bilgisel “değer”lendirmelerin birey ve toplum hayatına aktarılmasının önemi üzerinde durdu.
İnsanın doğasının yeni gelişmeler karşısında gerekli önemin verilmediğini vurgulayan Açıkgenç, farklı kültür ve medeniyetlerin bu sorunu ıskaladığını söyledi. Felsefenin bir branşı olarak “İnsan ve Toplum”a dair yeni bir perspektifi ve metodoloji geliştirilirse, bilimin diğer branşları içinde bir hareket noktası oluşturabileceğini belirtti. Ali Çaksu İslam Medeniyeti ve “Sivil Din” Meselesi diye oldukça zihin açıcı bir sunum yaptı. Bendeniz de İslam Bilgi Felsefesinde duyusuz ve dolaysız kavrama, akli, nakli bilgi kavramları bağlamında epistemolik bir dirilişin imkanını müzakere açtım. Kur’an’da niçin anlama merkezi olarak “Kalb”in sunulduğunu, pozitivist seküler bilgi ile şekillendirilen zihinlerimizin bunu anlamakta zorlanmasının temellerini vurgulamaya çalıştım. Galip Veliu ise Bilgi ve Gerçeklik kavramlarına dair bir oldukça prokovatif bir sunum yaptı, önemli tartışmalara vesile oldu.
İslam Medeniyetinin Yeniden İşlevselleşmesi
Sempozyum, bana göre, bir din olarak İslam’ın felsefesinden ziyade Müslüman alimlerin İslam (Kur’an ve Sünnet) merkeze alarak ürettikleri yorumlar ve bunların bireysel ve toplumsal izdüşümlerinin sistematik bir analize tabii tutulması ve yaşanan soranlara çözüm üreten yeni bakış açıları geliştirme çabasıydı.
Bunu söylemek, Müslüman olmayan filozofların ürettiği düşünceleri ikinci plana atmayı gerektirmez, çünkü İslam ibaresi ortaya çıktığı siyasi, sosyal ve dini düşünceyi ifade etmesi anlamında kullanılır, yani bir sıfattır, düşüncenin ürünü olan kültüre ve medeniyete işaret eder. Bu noktada eğer İslam ibaresi, ortaya çıktığı, siyasi, sosyal dini düşüncelerin izini ifade eder, diyorsak, bu izleri takip edenin söyleyeceği sözlerin de çok önemli olduğu malumdur.
Tanrı, alem, birey ve topluma dair bilgilenmelerin, yorumların hepsinin Hakikatten bir parça olduğunun idrakinde olup, yeni bir perseptif oluşturmak şarttır. Çünkü İslam Medeniyetin yeniden işlevsel hale gelmesi ancak böyle bir zihniyetin ürünü olabilir. Bu sempozyumun bana göre en büyük kazanımı “İslami çerçeve” kavramının güncelleştirilmesi ve Varlık, bilgi, değer üzerine yeni bir geleneğin oluşumunun somutlaşmasıdır.
Sonuç
Bunun ilk adımı olarak uluslar arası toplantının Makedonya’ da Cennet idesinin gölgelerinden biri olan Mavrovo gölünde olması anlamlıydı. Çünkü Aristo, felsefenin duayeni, hocası Plato’un ideler teorisini yeryüzüne indirmiş, tikelde tümeli yakalamanın imkanı üzerinde durmuş, realist bir sistem kurgulamış ve büyük İskender gibi bir talebe yetiştirmiştir. İskender’in ülkesinde Dituria gençleri, İslam kültür ve medeniyetinin geleceğine dair ilim ve kültürel bir geleneği oluşturmaya öncülük ediyor. Nitekim Sempozyum kapanışın akabinde Gostivar ile Tetova (Kalkandere) arasında kurulacak Üniversite için arazilere bakılıp yer seçilmesi, bu gayretin ne kadar uzun soluklu olduğu ve pratiğe aktarmak için ne kadar ciddi olunduğunu göstergesidir.
Prof.Dr. Mevlüt Uyanık
Hitit Üniversitesi Öğretim Üyesi
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Duyan var mı taşların sessiz çığlıklarını
Yöneli
Çıkmıyor avazım haykırsam boşa
Ruhumuz ile bedenimizin bütünleştiği o uzun yolculuktan döndükten, uykumuzu alıp dinlendikten sonra hali hazırda bir sofranın önünde oturuyor buluruz kendimizi. Hiç birimizin sofrası diğerimizin sofrasına benzemez.

Gözlerime çarpan gün ışığı ile birden uyandım, ensemde bir ağrı her zamankinden, 


