Cuma, 16 Aralık 2011 11:16
Geleneksel hale gelen Gerede Hadis Meclisi’nin ‘Hadislerde Metin ve Muhteva Tahlili’ konulu onuncu toplantısı 10-11 Aralık’ta İslam Araştırmaları Merkezi’nde (ISAM) gerçekleştirildi.
İslam Aleminde ve Batı Dillerinde Metin Tenkidi Çalışmaları, Bazı İslam Bölgelerinde ve Mezheplerinde Hadis Tenkidi, Metnin Sübutu ve Rivayetin Seyri, Muhteva Tahlil Metnin Delaleti Metin-Olgu İlişkisi, Metin İnşaının İmkanı ve Yöntemi konulu beş oturumda gerçekleştirilen toplantının açılış konuşmasını Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez Hoca’nın yurt dışında bulunması münasebetiyle Prof Dr. Yaşar Kandemir Hoca yaptı.
Hadis ilmiyle iştigalin ilahi bir lutuf olduğunu ifade eden hocamız bu ilimle hemhal olan kişilerin halk tarafından iltifat ve muhabbetle karşılandığını bu yüzden camilerimizi ihmal etmemizi, oralarda hadis dersleri yapmanın gerekliliğini kendi tecrübeleri üzerinden anlattı.
İkinci olarak söz alan Program koordinatörü Prof. Dr. Bünyamin Erul ise Gerede Hadis Meclisi’nin tarihi ve hadis sahasına hizmeti açısından ehemmiyetinden bahsederek her yıl yapılan bu çalışmanın merhum hocalarımızdan birinin aziz hatırasına ithaf edildiğini bu yılki toplantının da merhum hoca Talat Koçyiğit’in ruhuna hediye edildiğini ifade etti.
‘İslam Aleminde ve Batı Dillerinde Metin Tenkidi Çalışmaları’ başlığında gerçekleştirilen birinci oturumun ilk konuşmacısı Enbiya Yıldırım’ın tebliğinde dikkat çeken taraflar şöyleydi: Cumhuriyet ile başlayan yeni çizgide yeterli seviyede senet tenkidine yer verilse de metin tenkidinde ihmal söz konusudur.
Hadis tarihi süresince Türkiye’de ve Arap dünyasında akademik hadis çalışmalarında yeterli düzeyde metin tenkidi yapılmadığından şikayetle eğer bu tahakkuk etmiş olsaydı bugün burada toplanmamızın manası kalmazdı, dedi.
‘İsnadı zayıf demek metnini de red anlamına mı gelir’ can alıcı sorusuyla tebliğini sonlandırdı.
Oturumun ikinci tebliğcisi Andras Görke oldu. Toplantı süresince dikkat çeken tebliğlerden birini sunan Andras Görke, batıda yapılan çalışmalarının tarihi seyrini aktardı. Batıda hadis çalışmalarının en önemli özelliğinin şüpheci oluşudur diyen Görke oryantalistler tarafından yapılan çalışmaların heterojen oluşundan bahsedip bütün müsteşriklerin İslam’a karşı tutum içerisinde olmadığı savunmasıyla sözlerini tamamladı.
Oturum müzakeresini yapan Prof. Dr. Selahattin Polat Hoca ise, metin tahlili/tenkidi ne demek? Bu kavramın muğlak ve esnek bir anlamı olup; müsteşriklerin kullandığı lafzın manasını değerlendirmeden modern algıyla hareket ederek hadis mirasımızı dikkate almadan hadisçilerin kullandığından şikayet etti.
Akademisyenlerin hadislere yaklaşımlarında gelenekçi modern ayrımı yapmalarının arkasındaki sebebin oryantalist bakış açısı olduğunu bu tasniflendirmeyi çok yanlış bulduğunu ısrarla ifade ederken haziruna şu soruyu yöneltti: critisizm, hadis tenkidi/tahlili manalarını batılı nasıl anlıyor ve kullanıyor, bizler ve Araplar nasıl değerlendiriyoruz?
Salahattin Hoca düşüncelerine başka varyantlardan mantıki izahlar getirerek konunun iyice anlaşılmasını temin için ‘hadisçiler, metin tenkidinden ne anlıyoruz? Metnin muhtevası mı yoksa metin ile ilgili olan her şey mi? Sorusuyla mevzuya dikkat çekti.
Müzakereci ikinci tebliği sunan hocası Özcan Hıdır ise Türkiye’de hadis alanında yapılan akademik çalışmaların yurtdışında itibar görmemesinin sebebini ‘dil sorunu’ olduğunu söyleyerek mühim eksikliklerimizden birini dile getirmiş oldu.
Bazı İslam Bölgelerinde ve Mezheplerinde Hadis Tenkidi konulu ikinci oturumun başkanlığını Rize İlahiyat Fakültesi’nden Kemal Sandıkçı yaptı.
Bu oturumun en dikkat çeken tebliği Haydar Hubbulllah’ın sunduğu Şia’da hadis tenkidi oldu. Hoca, İmamiye’de hadis ve metin tenkidinin zannedildiği gibi ehl-i beyt’i merkez alan diğer sahabeyi ötekileştiren bir politikayla hareket etmediğini üzerine basa basa bazı misallerle ifade ederek zihnimizde alan temizliği yaptı. İmamiye görüşüne mensup Haydar Hubbullah Hoca’nın tebliği müzakereciler nezdinde takdirle karşılandı.
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hadis Anabilim Dalı öğretim görevlilerinden Yard. Doç Bekir Kuzudişli Hocamız müzakeresinde ehl-i sünnet ve şia’nın hadise yaklaşımında temel argümanları dile getirerek mevcut bulunan envanterini kullanma hususunda Şia’nın akli yaklaşımı ile Ehl-i Sünnet’in akli yaklaşımını örneklerle açıkladı.
Metnin Sübutu ve Rivayetin Seyri konulu üçüncü oturuma Prof. Dr. Selahaddin Polat başkanlık etti. Selahuddin İdlibi, Rivayetlerde Merfu Mevkuf İhtilafı; Yasir Şimali, Metinlerin Hadise Benzeyip Benzememesi ve Metin Tenkidindeki Rolü; Yusuf Suiçmez, Metinlerin subutunda ziyadetu’s-sika Meselesi tebliğlerini sunduğu oturumun müzakerecilerinden biri de İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Mustafa Ertürk Hoca oldu.
Mustafa Ertürk Hoca, hadis Metin Tenkidinin sahabeden beri yapılageldiğini ve hadisle ilgilenenlerin hadisin sübutu alanında delilleri olan isnat ve metin tenkidini kullandıklarını hadisçilerin tefsircilerden daha sıkıntılı konumda bulunduklarını söyledi.
İlk günü böylece biten Gerede Hadis Meclisi’nin ikinci gününde ilk oturum Prof Dr. İsmail Hakkı Ünal’ın başkanlık ettiği ‘Muhteva Tahlil Metnin Delaleti Metin-Olgu İlişkisi’ oldu.
Oturum müzakerecilerinden Hüseyin Hansu Hoca Mehmet Özşenel’in Ebu Yusuf’ta Muhteva Tenkiti Düşüncesi ve Dayanakları tebliğini Ebu Yusuf’un hadis anlayışına uyuşmuyor şeklinde kat’i tavrıyla delil yönünden yetersiz bulduğunu ifade etti.
Son oturum Muhterem Hocamız İsmail Lütfi Çakan başkanlığında ‘Metin İnşaının İmkanı ve Yöntemi’ konusu üzerine gerçekleştirildi. Toplantıda tek hanım tebliğci olan Yard. Doç. Dr. Ayşe Esra Şahyar Hoca Metin İnşaıını Nesai’den örneklerle açıkladı oturumun ve hatta tüm toplantının en orijinal sunumu dinleyicilerin yoğun anlama uğraşısı içersinde olduğu Yard. Doç. Dr. Ali Kuzudişli’nin ‘Rivayetlerde Sarmal Özellik’ konulu tebliği oldu.
Gerede Hadis Meclisi’nin Onuncu toplantısı Ali Osman Koçkuzu, Zekeriya Güler, Selahaddin Polat, Abdulcebbar Said, Haydar Hubbullah Andres Görke gibi çok kıymetli hadis mutehassısları tarafından yapılan değerlendirme sunumlarıyla nihayet buldu.
Bunlar arasında İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hadis Anabilim dalından Prof. Dr. Zekeriya Güler Hocamız üç hususa temas etti: Seyyid Hüseyin Nasr’ın ”Batılı yalanlarla yaşar; doğu ise hakikatler üzerinde uyur” tespitinden yola çıkarak hadis tecrübemizin farkına varılmasını hadis kaynaklarımızı ve rical kitaplarını okumamız gerektiğini, ikinci olarak hadis ve sünnet birey ve toplum için ahlaki kurallar çıkarmamız gereği ve son olarak toplantının örnek teşkil edecek şekilde münazara adabıyla gerçekleştiğini söyledi. Değerlendirmesini tabiin ve etba u tabiinden hadisçilerden rivayetlerle tezyin etti. Ve İmam Şafi’nin münazara adabına dair şu duasıyla sözlerini bitirdi: Rabbim, rakibimin dilinde ve kalbinde hakikati yarat.
Meclisin hitamı Prof Dr. Mehmet Görmez Hoca tarafından gerçekleştirildi.
Esasında toplantıya Eilahiyat için haber hazırlamak düşüncesiyle iştirak etmemişken ilk defa katılmak fırsatı bulduğum [Bu vesileyle lisans öğrencilerinin kabul edilmediği bu toplantıda bulunmam imkanını temin eden Değerli Zekeriya Güler ve Bekir Kuzudişli hocalarıma şükran ve minnet duygularımı ifade etmek isterim.] ve pek müstefid olduğum; tüm ilahiyatçıların haberdar olması gereğini şiddetle hissetmem neticesinde bu haberi hazırlamış bulunuyorum. Umuyorum bu çok kıymetli anların aksini sizlere yansıtabilmişimdir.
Çok kıymetli hocalarımızın derin ilmi müzakerlerine bizzat şahid olmak lutfuna bize ihsan eden Rabbimize şükrederken program organizasyon heyetine bu çok değerli ilmi toplantı için minnet ve şükran duygularımızla siz okuyuculardan hadis yolunda bulunanlara fiilen ve kavlen dualarınızı istirham ederim.
Meryem Şeyma Çiftçi
Eilahiyat İstanbul Temsilcisi.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Duyan var mı taşların sessiz çığlıklarını
Yöneli
Çıkmıyor avazım haykırsam boşa
Ruhumuz ile bedenimizin bütünleştiği o uzun yolculuktan döndükten, uykumuzu alıp dinlendikten sonra hali hazırda bir sofranın önünde oturuyor buluruz kendimizi. Hiç birimizin sofrası diğerimizin sofrasına benzemez.

Gözlerime çarpan gün ışığı ile birden uyandım, ensemde bir ağrı her zamankinden, 


