Tezime hoca, vaazıma cemaat hasta…
İstedim vermediler, sen imamsın dediler…
Tek rakibim THY (teravihte onu bile tanımam…)...
Cerhetme beni, mahcup ederim seni…
Ta’diline hastayım…
Tesbih çekenin, oruç tutanın…
Minarenin gülü…
Kılana can feda, kılmayana elveda…
O Şimdi Hacda…
The İmam
E-ilahiyatçı
Ölüm hak miras helal…
Mapus yata yata, tesbih çeke çeke biter.
Hatalıysam ara,
……… Müftülüğü 12365447
Tek Rakibim Ebu Hanife…
İlahiyatçıyım, o halde inanıyorum…
İlahiyatçının ölümü hurmadan olsun.
Her yol Mekke’ye çıkar.
Dikkat,
Uzun Tabut
İmam hatipli isem günahım ne?
Başörtülüysem okuyamaz mıyım?
İlahiyatçıysam n’olmuş?
İlahiyatçının kralı Marmaralı…
Marmara ovası Prof yuvası…
Açılsın camiler, kapansın meyhaneler?
İmamın camii varsa, müezzinin de Allah’ı var…
O şimdi Fakih…
Dörde ruhsat var dedim, tekini bulamadım…
İyi bakarsan iyi görürsün (külüstürün arkasına)
Hakkımda ne düşünürsen düşün,
Ahirette görüşürüz…
İşeyen çocuk resmi yerine dua eden namaz kılan çocuk…
Halil İbrahim AKBULUT
Diğer yazılar için tıklayınız..
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


İtalyan yazar Giovanni Papini, Türkçeye Kaçan Ayna ismiyle tercüme edilmiş kitabının altıncı öyküsünde sorar bu soruyu; Sen Kimsin?
Din görevlileri olarak, kutsal kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’in hâdimliğini yürütüyoruz. Yaşayan bir ahlâk numûnesi olmak, yâni hâlimizle; sözümüzle, kalimizle etkili olduğumuzdan çok daha etkileyici olacaktır.
Benim pamuk salıncağım pembe beyaz bulutların üzerindeydi. Dünyaya geldikten sonra insanların pamuk ipliğinden sanki dayanıksız bir şeymiş gibi bahsetmelerine her zaman şaştım.
Keramet, Allah’ı seven, O’na itaat eden ve O’nun tarafından sevilen veli kullara, yine Allah tarafından ikram edilen olağanüstü hallerdir.
Evet, ‘Güneş, doğudan doğar’. Böyle terennüm etmiş Târık Torun, ‘Işık, doğudan gelir’ diyen Cemîl Meriç’e ithâf ettiği şiirinde. Bu iki tesbît, tabiî ki bilimsel ve fiziksel gerçekliğin ötesinde, teşbîh-i belîğ san’atiyle, insânlığın birikimine sunulan ‘ışığın’ (faydaların) menbâını tebârüz ettiren iki güzîde misâl..
Zamanın birinde verimli bir toprak, cömert bir güneş, göz alabildiğine geniş bir düzlük ve bu düzlükte tohumları yan yana atılmış; farklı özellikleri, başka güzellikleri, yekta tabiatlarıyla, aynı rüzgârda okşanan yapraklarının değişik kokular saldığı Ceviz ve Meşe adlı iki ağaç vardı.
Sabahın ışıkları günaydın diyor penceremden.. Bir esinti dokunuyor sertleşen çehreme...
nden vazge


Yorumlar
-Minber çıkanın, minare kuşananın.
-Bakarsan günah olur, bakmazsan sevap olmaz.
-Hatibe \"in aşşa!\" demişler, o da \"peki inek!\" demiş.
Sarık cüppeyle çıktım yola, hesap verdim karakola.
İlâhiyatçı olan, hoca olan ilginç şeylere muhâtap oluyor. Bir salon programında görevli olursunuz \"hocam söyleyin ses sistemini değiştirsinler\ " derler, oysa ki, onun sizinle bir alâkanız yoktur. Bir fatura sırasında önüne geçen birinin acısından sizden \"kul hakkı\" konusu anlatmanız istenir. Ve nerede miras bölünme konusu var nerede tartışma var hep siz istenirsiniz,ha yatın her safhasına lazımsın hocam;)
\"Kılana can fedâ, kılmayana elvedâ\"
"iyi olmamış" mı?
yoksa "fena değil" mi?
Veyahud "ellerinize sağlık iyi olmuş" mu?
Hangisine göre hareket edeyim ;)
Bu yazı bir istek üzerine 5 dk da çıktı. Öyle üzerine düşünülmüş bir şey değil. Ayrıca abartılı ve saçma kelimelerinde haklısınız. Çünkü abartılı ve saçma şeyler bunlar... :))
Dörde ruhsat var dedim, tekini bulamadım
İlahiyatçıyım, o halde inanıyorum…
;)
the orijinal ;)
teşekkürler..
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.