Bu yazıda sizlere Osmanlı İstanbul'undaki başlıca tarihi kütüphanelerden bahsedeceğim. Tabii bu bahis, genel bilgi olmayıp bazı kütüphanelerimize kısaca temas ederek bilmediklerinize işaret, bildiklerinizi hatırlatmak gayesini güder...
Yüksek Lisans Seminer derslerinde arkadaşların (İstanbullu olmalarına rağmen) bu kütüphanelerden bîhaber olmasına üzülmüştüm. Önbilgiyi biz verelim. Gidip görmek de sizden olsun...
İlk olarak Padişah Efendilerimizle başlayalım:
Fatih Kütüphanesi
Fatih Külliyesinde, camiin kıble tarafında ve Fatih Türbesinin güneyindedir. Kitaplar evvela başka yerdeyken I Mahmud'un 1742'de yaptırdığı bu binaya taşınmıştır. Bina bugün metruk bir halde ve yıkılacağı günü beklemektedir. Bugün binayı çelik konstrüksiyonlar korumaktadır. Birçok yerde olduğu gibi buradaki kitaplar Süleymaniye Kütüphanesine yollanmıştır.
Süleymaniye Kütüphanesi
Zamanında kütüphane olarak yapılmamıştır ve aslında Süleymaniye Külliyesi’nin medrese binasıdır. Bugün çeşitli kütüphanelerden getirilen kitaplar burada korunmakta ve araştırmacıların hizmetine sunulmaktadır.
Ayasofya Kütüphanesi
Ayasofya'nın sağ nefine geçtiğinizde camiden dışarı taşan bir bölüm vardır. Burasını da I. Mahmud yaptırmıştır. (1739) Kitaplık ve okuma salonları gayet güzeldir. Bazen burayı bir kedi ziyaret eder. En azından ben minderde uyuyan, yalanan (halk tabiriyle abdest alan) bir kedinin resmini çekmiştim. Cami içinden kütüphaneye girilen kapıda çifte Ya Fettah vardır. Osmanlı'da ilk genel kütüphane olduğu sanılıyor. Bugün kitaplar Süleymaniye'de…
Topkapı Sarayı III. Ahmed Kütüphanesi
Topkapı Sarayında III. Avluda Arz Odasının arkasındadır. III. Ahmed tarafından yaptırılmıştır. Ters T planlı gayet zarif bir yapıdır. İçi gibi dış görünüşü de çok hoştur. Bugün kitaplar, Ağalar Mescidinde muhafaza edilmekte ve araştırmacılara açıktır.
Topkapı Sarayı Bağdat ve Revan Köşkleri
Her iki köşk de Sultan IV. Murad'ın emriyle Bağdat ve Revan Seferleri hatırasına inşa edilmiştir. Her iki bina-köşk de kütüphane vazifesi görmekteydi ve özelikle Revan Köşkü, Has Oda'nın temizlenmesi sırasında "Mukaddes Emanetler"e ev sahipliği yapardı. Her iki kütüphanedeki kitaplar da bugün Enderun Ağalar Mescidinde.
Nuruosmaniye Kütüphanesi
Nuruosmaniye külliyesi içindedir. Külliyeyi I. Mahmud yaptırmış olmasına rağmen III. Osman sahiplenmiş, I. Mahmud'un burada gömülmesine izin vermeyerek camii adına tahvil ettirmiştir. Ancak III. Mustafa da onu gömdürmemiştir buraya. Türbesi böylece boş kalmıştır. Şu ana kadar ismini çokça andığımız I. Mahmud'un ne kadar kitapsever olduğunu anlıyoruz böylece.
Köprülü Kütüphanesi
Divanyolu Caddesi üzerinde, İkinci Mahmud türbesi karşısındadır. 1661 yılında Sadrazam Köprülü
Mehmed Paşa tarafından medresesinin hemen yakınına inşa edilmiştir. İstanbul'un ilk müstakil vezir kütüphanesidir. Kare planlı bina itibariyle orijinaldir. Ben girdiğimde millet harıl harıl yazmaları filme alıyordu ve bana yiyecekmiş gibi bakıyorlardı. İkinci kez gittiğimde ise “hadi işini bitir de defol” şeklinde bakışlar atan; güzelim el yazmaların arasında piknik tüpünde çay demleyen görevlileri görmek haricinde güzeldi.
Mehmed Paşa Sadrazam olduğunda 77 yaşındaydı ve okuma yazma bilmiyordu. Ama oğlu Fazıl Ahmed Paşa, zarif ve naif biriydi ve ilimle uğraşmıştı. Henüz 26 yaşındayken Müderris oldu. Nasip ya; ona da Sadrazamlık yolu göründü ve Girit de metrislerde yatan bu zarif insan genç yaşta Hakk’ın rahmetine kavuştu. Böylece okuyamamış bir koca vezirin ilme verdiği değeri görürüz. Oradan geçerken bir kez de bunu düşünün ve hemencecik mezarına dönerek bir Fatiha gönderin.
İbrahim Paşa Kütüphanesi
Efendim bu kütüphane de Lale devrinin ünlü veziri Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından tesis edilmiştir. 1729'da faaliyete geçtiğine göre paşanın ölmesinden pek az önce açıldığı görülüyor. (Hatırlatalım, Paşa, 1730 Patrona isyanında öldürüldü) Kütüphane İbrahim Paşa'nın Şehzadebaşı camiinin yanındaki külliyesinden bir parça şeklinde konuşlanmış. Kare panlı kütüphane, cami ile birlikte simetrik olarak medresenin giriş kapısının solunu tutmuş. Kitaplar tahmin edildiği üzere Süleymaniye’de. Bugün bina yine kütüphane olarak kullanılıyor. Ama kitaplar yeni tabii ki.
Molla Murat Kütüphanesi
Çarşamba'dan Draman'a giderken Fethiye'ye (İstanbul İHL) dönmeden hemen önceki sokaktan sağa dönerseniz güzel kubbeleriyle bu şirin kütüphane karşınıza çıkar. Girişte memurlar için yapılmış bir bina vardır. Çok güzel bir bahçenin ortasında kare planlı bir kütüphanedir burası. 1775 tarihinde Kazasker Murat Molla tarafından kurulmuştur. Ben İstanbul İmam Hatip'te iken bir defa girmiş ve burayı çok sevmiştim. Sonrası tabii ki kapalı. Mezun olduktan sonra gittiğimde kapıda koca bir kilit asılıydı ve boyayla DİKKAT KÖPEK VAR yazılmıştı.
Koca Ragıp Paşa Kütüphanesi
Aksaray'dan Bayezid'e doğru çıkarken sağınıza bakarsanız saatçi ve çekirdekçilerin arasında bir kapı ve üzerinde "Fiha Kütübün Kayyımeh" yazısını görürsünüz. Yanlış hatırlamıyorsam bu ayet aynı zamanda açılış tarihidir. İşte bu yapı Koca Ragıp Paşa Kütüphanesidir ve hep kapalıdır. İçerini otlar bürümüş, yer yer hasar görmüştür. Paşamız da burada yatmaktadır. Kütüphane, 1762 tarihinde tesis edilmiştir. Okuma salonu duvarları boydan boya nefis çinilerle kaplıdır. Kitaplar Süleymaniye'ye gönderilmiştir.
Atıf Efendi Kütüphanesi
Vefa'da Vefa Kilise Camiini (Ebü'l Vefa camii değil ama burayı da gezmenizi tavsiye ederim. Son cemaat yerinde mozaikleri görebilirsiniz) geçtikten sonra düz ilerleyin Atıf Efendi Kütüphanesine geliriz. Baş defterdar Mustafa Atıf Efendi tarafından 1741 yılında kuruldu. Kütüphanenin sokağa bakan kısmında hafız-ı kütübler için yapılmış evler vardır. Bu evler ilginç bir şekilde zikzak çizerek ilerler.
Buradan içeriye girilir. Kapı evlerin altında uzun tonozlu bir koridora açılır. Koridoru geçince güzel bir bahçeye çıkarsınız. Bahçenin ortasında çokgen şekilli kütüphaneyi görürsünüz.
Kütüphanenin alt katında Mehmed Zeki Pakalın'ın koleksiyonu yer alıyor. Ben merdivenleri geçip kimseye sormadan okuma odasına daldım. Çok güzel bir bina. Asimetrik olması ve kubbeyi zarif sütunların tutması ilgi çekici. Hemen kağıt kalem alıp planını çizmeye, notlar almaya başladım. Bu arada görevliler, elyazmalarını dijitale aktarıyorlardı. Bekçi dâhil kısa bakış atıyor ama ne yaptığımı sormuyorlardı. En son birisi "Siz elektrikçi misiniz" diye sordu. Bir tesisatçı mı bekliyorlardı acaba? "Yooo" dedim "talebeyim, hoşuma gitti, çiziyorum"
Her zaman derim, fırsat bulduğunda kaçırmayacaksın diye...
Millet Kütüphanesi
Bu da orijinal bir kütüphane değil. Feyzullah Efendi Medresesidir. Ancak bir kitap delisi olan Ali Emiri Efendi'nin kitaplarıyla bir kütüphane haline getirilmiştir. Bu yapı da yol açma işlemi için yıkılacakken ecnebi bir sefirin karısının görmesi ve sefirin araya girmesiyle kurtulmuştur. Ne acı…
Restore edildi ve ziyarete açıldı. En önemli kitap ise Divan-ı Lügati't-Türk'tür.
Halil İbrahim AKBULUT
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


İtalyan yazar Giovanni Papini, Türkçeye Kaçan Ayna ismiyle tercüme edilmiş kitabının altıncı öyküsünde sorar bu soruyu; Sen Kimsin?
Din görevlileri olarak, kutsal kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’in hâdimliğini yürütüyoruz. Yaşayan bir ahlâk numûnesi olmak, yâni hâlimizle; sözümüzle, kalimizle etkili olduğumuzdan çok daha etkileyici olacaktır.
Benim pamuk salıncağım pembe beyaz bulutların üzerindeydi. Dünyaya geldikten sonra insanların pamuk ipliğinden sanki dayanıksız bir şeymiş gibi bahsetmelerine her zaman şaştım.
Keramet, Allah’ı seven, O’na itaat eden ve O’nun tarafından sevilen veli kullara, yine Allah tarafından ikram edilen olağanüstü hallerdir.
Evet, ‘Güneş, doğudan doğar’. Böyle terennüm etmiş Târık Torun, ‘Işık, doğudan gelir’ diyen Cemîl Meriç’e ithâf ettiği şiirinde. Bu iki tesbît, tabiî ki bilimsel ve fiziksel gerçekliğin ötesinde, teşbîh-i belîğ san’atiyle, insânlığın birikimine sunulan ‘ışığın’ (faydaların) menbâını tebârüz ettiren iki güzîde misâl..
Zamanın birinde verimli bir toprak, cömert bir güneş, göz alabildiğine geniş bir düzlük ve bu düzlükte tohumları yan yana atılmış; farklı özellikleri, başka güzellikleri, yekta tabiatlarıyla, aynı rüzgârda okşanan yapraklarının değişik kokular saldığı Ceviz ve Meşe adlı iki ağaç vardı.
Sabahın ışıkları günaydın diyor penceremden.. Bir esinti dokunuyor sertleşen çehreme...
nden vazge


Yorumlar
Millet Kütüphanesi Fatih FevziPaşa Caddesininde. Fatih Camiinin altınd. Çok rahat bulacaksınız...
selamlar...
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.