Biz, millet olarak tarihimizin şerefle dolu olduğunu, ecdad ile gurur duyduğumuzu hep söyleriz, fakat Padişahların isimlerini bile bilmeyiz. Yine de merak edip bir fatiha okumak isteyenler olursa diye yazalım...
Öncelikle tabiidir ki; İstanbul fethedilmeden önce vefat eden 6 padişah şehir dışında eski başkent Bursa'dadır. İlginç olan Edirne ortak başkent olmasına hatta orada da selatin camiler yapılmasına rağmen padişahlardan Edirne'ye gömülen yoktur.
Osman Gazi ve oğlu Orhan Gazi Bursa Tophane'de yatmaktadır. Osman Gazi'nin Bursa'da Gümüşlü Kümbet'e gömülmeyi vasiyet ettiğini biliyoruz. Buradaki Manastır, Hanedan kurucusuna ebedi mekân olmuştur. Ancak yangınla harab olan her iki türbe de Sultan Aziz dönemi eseridir.
Sultan I. Murad Hüdavendigar'ın iki türbesi vardır. Biri Meşhed-i Hüdâvendigârdır ki Sultan'ın Kosova'da şehâdeti üzerine iç organlarının gömüldüğü yerdir. Mübârek bedenleri ise Bursa'da...
Timur'un elinde esir iken vefât eden Yıldırım Bayezid, yine Bursa’da Yıldırım Bayezid Türbesi’nde yatıyor.
Çelebi Mehmed, kendi eseri olan muhteşem Yeşil Türbe’de, oğlu Sultan II. Murad ise Osmanlı Hanedânının adeta aile kabristanı olan Murâdiye haziresinde yatmakta. Sultan Murad'ın türbesi diğerlerinden farklıdır. Sandukası yoktur ve kubbede Allah'ın rahmetini engellemeyecek şekilde bir açıklık bırakılmıştır.
7. Padişah Fatih Sultan Mehmed'den itibaren artık İstanbul Sultanlara ebedi istirahatgâh olmuştur. İlk padişahlar kendi yaptırdıkları cami avlularındaki türbelerinde tek başlarına yatmaktadırlar. Fatih Sultan Mehmed, adına yaptırdığı Fatih Camii haziresindeki türbesinde yatmaktadır. Ancak bugünkü türbe büyük depremde yıkılan cami ile birlikte III. Mustafa devrinde yeniden yapılmıştır. O yüzden Barok özelliği gösterir.

Fatih'in oğlu II. Bayezid, Bayezid türbesinde, Yavuz Sultan Selim ise oğlu Kanuni Sultan Süleyman zamanında bitirilen Sultan Selim Cami'indeki türbesinde ebedi hayatı bekliyorlar.
Kanuni Sultan Süleyman, Mimar Sinan'ın ünlü eseri olan Süleymaniye Camiindeki türbesinde yatıyor. İç organları ise Zigetvar'da. (Bugün üstünde bir kilise var.) Türbede dikkat çeken husus, giriş kapısının üstünde Hacerü'l-Esved'den bir parça bulunmasıdır.
II. Selim, Edirne'de muhteşem bir cami yaptırmış olmasına rağmen İstanbul'da bir camii olmadığından olsa gerek Ayasofya bahçesindeki muhteşem türbesinde yatmaktadır. Hemen yanında oğlu III. Murad da kendine ait türbe'de yatıyor. Onun da İstanbul'da Camii yok. Yine bir Sinan eseri olan Muradiye Camii Manisa'dadır. Her iki türbe de Sinan eseri... Davud Ağa'nın (yanılmıyorum inşallah) eseri olan 3. türbede III. Mehmed yatıyor. Bu üç türbeye girdiğinizde içiniz burkuluyor. II. Selim'e, öldürülen 5 şehzadesi, III. Murad'a da 19 şehzadesi eşlik ediyor. Artık sondur bu. Bundan sonra hanedanda babadan oğula devri bitiyor.
Ayasofya'nın hemen karşısında zarif bir cami var. Sultan Ahmed... 14 yaşında tahta geçen Sultan I. Ahmed aynı zamanda 14. Padişah. Kaderin cilvesi 14 sene tahtta kalıp 28 yaşında gencecik vefat ediyor. Kendisi, yaptırdığı camiin yanındaki türbesinde yatıyor.
I. Ahmed'in yerine kardeşi I. Mustafa geçiyor ki bu bir ilk. Artık devamlı taht değişiklikleri ve genç ölümler yüzünden ne padişahlar yeni bir cami yaptırabiliyor, ne de buna fırsat buluyorlar. İki kez tahta geçen I. Mustafa genç yaşta vefat ettiğinden ortada bir türbe yoktu. O ana kadar herhangi bir türbeye başka padişahın yatması adet olmadığından kendisi Ayasofya'daki vaftiz odasına gömülüyor.
Sultan Ahmed'in 3 oğlundan ikisi yani Genç Osman ve Sultan IV. Murad babalarının yanına gömülüyorlar. 3. oğul Sultan İbrahim ise şehid edildiğinde amcası I. Mustafa'nın yanına Ayasofya vaftizhanesine adeta ötelenir. Kader iki padişahı ölümle yine eşleştirir. I. Mustafa çok açık bir şekilde akıl hastasıydı. Sonuçta İki kez tahttan indirildi. Sultan İbrahim ise kensisini şehid eden hain Karaçelebizade Abdülaziz Efendi tarafından deli damgası ile damgalandı.
Bundan sonra artık İstanbu'da Selatin camii yapımı azaldığından ve padişahların birbiri ardına inmeleri sebebiyle aynı türbede birden fazla gömülmelere rastlıyoruz.
En uzun süre tahtta kalan ve 7 yaşında tahta geçen IV. Mehmed, III. Mehmed'in anasının başladığı fakat kendi anası Hatice Turhan Sultan'ın bina ettiği Yeni Cami külliyesindeki Hatice Turhan Sultan türbesinde gömülüdür. Kardeşi II. Süleyman ismini aldığı Sultan Süleymanın yanında iken diğer kardeş II. Ahmed de aynı yerde yatıyor.
II. Mustafa, III. Ahmed, I. Mahmud ve III. Osman da büyükanneleri Hatice Turhan Sultan Türbesi’nde yatıyorlar. Bunlardan I. Mahmud, Aslında kendi için büyük bir külliye inşa ettirmiş ve ismini de Nur-i Mahmûdiye koymuşsa da ömrü vefa etmemiştir. Yerine geçen kardeşi III. Osman I. Mahmud'u türbeye gömdürmeyerek Yeni camiye göndertmiş, camiin adını da Nur-i Osmaniye koydurarak kendisine ayırmıştır. Onun da halefi aynı işi görerek oraya gömülmesine izin vermemiştir. Böylece türbe boş kalmış, III. Osman'ın annesi Şehsüvar Sultan'a mekan olmuştur.
Laleli'deki cami, banisi III. Mustafa'ya da evsahipliği yapar. Mimarı Mehmed Tahir Ağa'dır. III. Mustafa'nın türbesinde kadem-i şerif de bulunmaktadır. Bu türbe yıllardır kapalıydı.
Sultan I. Abdülhamid, Beylerbeyinde yaptırdığı bir camii olsa da, Bahçekapısındaki külliyesine gömülür. Bu türbede Peygamber Efendimizin de mübarek ayaklarının izleri bulunmaktadır. Kimbilir kaç defa önünden geçmişizdir de bir kere bakmamışızdır. Şehid Sultan III. Selim de babasının yanında yani Laleli Cami'inde... Ardından gelen amcazadesi IV. Mustafa da Bahçekapı’da Hamidiye Türbesi’nde yatıyor.
Yeni bir devir başlatan II. Mahmud'un türbesi de yenilik yapar. Hiçbir cami ya da külliyeye bağlı olmayan II. Mahmud türbesi Çemberlitaş’ta bulunuyor. Burası adeta protokol mezarlığı görünümündedir. Son devir devlet ricali de bu mezarlıkta yatmaktadır.
Sultan Abdülmecid büyük dedesi Sultan Selim Camii bahçesindeki kendi türbesinde yatarken, kardeşi Sultan Abdülaziz Çemberlitaş'ta babasının yanında medfun...
3 ay tahtta kalan V. Murad birçok ceddi gibi Hatice Turhan Sultan türbesine gömülmüş...
Nefs-i İstanbul'da yani suriçinde gömülen son Padişah, Sultan II. Abdülhamid'dir. Zaten kendisi son Roma İmparatorudur. O da amcası gibi dedesinin Çemberlitaş'taki türbesinde yatmakta. Halefi, kardeşi Sultan Reşad sağlığında yaptırdığı Eyüp Sultan'daki türbesinde çocuk cıvıltıları arasında ilahî huzura çağrılacağı günü bekler. San Remo'da
vefat edip tabutu haczedilen son padişah Mehmed Vahidüddin ise Şam-ı Şerîf'de Sultan Selim haziresindedir. Türbesi yoktur. Mütevazi kabrinde ebedi uykusundadır.
Halife Abdülmecid'e o da nasip olmamış. Kendisi vefat ettiğinde onca uğraşlara rağmen naaşı 10 sene Türkiye'ye gelmek için beklemiş, en sonunda Cennetü'l-bakî'de kendine yer bulmuştur. Böylece son Halife de, hilafetin başladığı Medine'de gömülmüş; İslam hilafeti neş'et ettiği yerde hitam bulmuştur. Ne yazık ki vehhabi anlayışı yüzünden onun mezarı bile yoktur.
Ruhlarına birer Fatiha okuyalım...
Halil İbrahim AKBULUT
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


İtalyan yazar Giovanni Papini, Türkçeye Kaçan Ayna ismiyle tercüme edilmiş kitabının altıncı öyküsünde sorar bu soruyu; Sen Kimsin?
Din görevlileri olarak, kutsal kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’in hâdimliğini yürütüyoruz. Yaşayan bir ahlâk numûnesi olmak, yâni hâlimizle; sözümüzle, kalimizle etkili olduğumuzdan çok daha etkileyici olacaktır.
Benim pamuk salıncağım pembe beyaz bulutların üzerindeydi. Dünyaya geldikten sonra insanların pamuk ipliğinden sanki dayanıksız bir şeymiş gibi bahsetmelerine her zaman şaştım.
Keramet, Allah’ı seven, O’na itaat eden ve O’nun tarafından sevilen veli kullara, yine Allah tarafından ikram edilen olağanüstü hallerdir.
Evet, ‘Güneş, doğudan doğar’. Böyle terennüm etmiş Târık Torun, ‘Işık, doğudan gelir’ diyen Cemîl Meriç’e ithâf ettiği şiirinde. Bu iki tesbît, tabiî ki bilimsel ve fiziksel gerçekliğin ötesinde, teşbîh-i belîğ san’atiyle, insânlığın birikimine sunulan ‘ışığın’ (faydaların) menbâını tebârüz ettiren iki güzîde misâl..
Zamanın birinde verimli bir toprak, cömert bir güneş, göz alabildiğine geniş bir düzlük ve bu düzlükte tohumları yan yana atılmış; farklı özellikleri, başka güzellikleri, yekta tabiatlarıyla, aynı rüzgârda okşanan yapraklarının değişik kokular saldığı Ceviz ve Meşe adlı iki ağaç vardı.
Sabahın ışıkları günaydın diyor penceremden.. Bir esinti dokunuyor sertleşen çehreme...
nden vazge


Yorumlar
1. Gümüşlü Kümbet/Bursa
2. Yavuz Selim Türbesi/İstanbul
3. Hatice Turhan Sultan Türbesi/İstanbul
4. Sultanselim Haziresi/Şam
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.