Yazarlar

Dival Konseptten İlginç Hediyelikler

Çocuk!

cocuk1Çocuklar meleklerin çeşmesinden su içerler.

Ne zaman ki büyürler,

Merak ederler bu su nerden diye?

İç/im/den

cayŞekersiz, açık bir bardak çay / Şimdi ellerini süsleyen,

Çayın ne kadar sıcak olduğunu / Parmak uçlarında hissediyorsun.

Sabır

sabır 2Âlemdeki canlı ve cansız tüm varlıklar dengeli ve düzen içinde Allah’ın izni ile dönüp dolaşmaktadır. Yaratan tüm varlıkları kendisine ait özellikleri ile yaratmıştır. Bu varlıkların içinde en güzel şekilde yaratılmış olan insana dini ve dünyevi yaşantısı için kurallar koyulmuştur.

İslam'da Kardeşlik Paneli

kardeslikpaneliİstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kulüplerinden İhya’dan İnşa’ya Kulübü panelistlerinin ilahiyat öğrencileri olduğu İslam’da Kardeşlik konulu bir panel tertip ediyor.

Davetli Değil Ev Sahibisiniz

sakaryaSakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Mezunlar Buluşması 12 Mayıs’ta Sakarya İlahiyat’ta gerçekleştiriliyor.

Ankara İlahiyatta Coşkulu Kutlu Doğum Programı

 Ankara 2Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde 25 Nisan Çarşamba günü Fakültesi Öğrencilerinin hazırladığı Diyanet İşleri Prof. Dr. Mehmet Görmez’in de katılacağı bir program ile Kutlu Doğum haftası kutlanacak.

 

 

Panel: Anmaktan Anlamaya Geçmeliyiz

kutludogumSakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hocaları Allah Rasulu’nu andı. 24 Nisan Salı akşamı Adapazarı Kültür Merkezi (AKM)’nde  ”Hz. Peygamberi Anlamak”  adlı bir panel düzenlendi.

Eilahiyat Dergisine İçerik Gönderin

Aile ve Gençlik Söyleşisi - Muş İlahiyat

İlahiyat Haberleri

musalparslan12.01.2012 tarihinde Muş/Hasköy’de, İlçe Milli Eğitim Konferans Salonu’nda Muş Alparslan İlahiyat Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Harun ÇAĞLAYAN’ın konuşmacı olarak katıldığı “Aile ve Gençlik” konulu söyleşi programı gerçkelştirildi.

 

Programa İlçe Milli Eğitim Müdürü Davut ŞEN, Şube Müdürü Ferit GÜRBÜZ, Okul Müdürü Rıfat ÖZKAN, öğretmenler ve çok sayıda öğrenci iştirak etti.

Beğeni ile izlenen program çıkışında idareci ve katılımcılar, bu ve benzeri programların toplum için önemli ve olumlu sonuçlar doğuracağını ifade ettiler.

 

mus_ilahiyat2

SÖYLEŞİ ÖZETİ:

Zihinlerde olumsuz birçok anlamı çağrıştıran çatışma kelimesi sözlüklerde kargaşa, çarpışma, uyumsuzluk, sürtüşme ve kavga gibi anlam aralığındaki manaları ifade etmek için kullanılır. Bu kelimenin kuşak kelimesi ile birlikte kullanılmasında ise kast olunan mana aralığı ise iki ve daha fazla yaklaşım tarzının arasında süregelen ve devam etme olasılığı yüksek görünen anlaşmazlık ve çözümsüzlüktür. Tüm olumsuzluklara rağmen çatışma kelimesinin anlam çerçevesinde savaşı çağrıştıran bir yaklaşımı görmek olanaksızdır. Çünkü çatışma, iki taraf arasında var olan bir çözüm arayışının devamı iken savaş, tarafların uzun süren bir zıtlaşmanın ve çözümsüzlüğün sonucunda anlaşma için bir yolun kalmamasıdır.

Bu söyleşide kuşak çatışması kavramı ile amaçlanan anlam aralığı genelde toplumun tüm katmanlarında yaklaşım farlılıkları, özelde ise gençlik ve çevresi ile olan ilişkilerindeki sürtüşmedir.

İnsan yavrusunun yuvada fiziksel olarak büyüyüp serpilmesi ve devamında psikolojik olarak kendini ispat ederek yaşama katılma arzusunun şiddetlendiği bir dönem olarak gençlik, birçok güzelliğin ve beraberinde nice sorunların da habercisi olarak kendini gösterir.

Gençlik döneminde insan yavrusu erişkinliğe girmenin verdiği yaşam desteği ile fiziksel ve psikolojik hareketliliğinin en yoğun dönemini yaşamaktadır. Her şey onun için yenidir ve keşfedilmeyi bekliyordur. Keşfedilmeyi bekleyen dünyalara karşı genç ise çok güçlü bir merak ve istek içerisindedir. Gencin keşfetmeye hazırlandığı veya keşfe mecbur bırakılacağı bu dünya sadece güzel ve olumlu yönleri olan bir yer değildir. Büyük sorunlar ve tehlikeleri de bünyesinde barındıran bu yeni dünyayı tanımasında gence en büyük destek çevresinden gelmelidir. Ancak burada insanlık ciddi bir sorunla yüzleşir. Genç yeni dünyayı keşif için çevresine danışmak yerine kendi bildiklerinden yola çıkmak istemektedir.

Gençliğin yaşam hakkında çok az tecrübesi olduğu halde doğruluğu bedeller ödenerek denemiş deneyimleri bırakıp kendi tecrübelerine göre davranma isteğinin alken ne derece sakıncalı olduğu kesindir. Ancak unutulmaması gereken husus genç, akla göre değil dizginleyemediği ve kendisini büsbütün kuşatmış duygu seline göre hareket etmektedir. Doğru ve yanlış gencin dünyasında ara formu olmayan iki uzak tepedir. İdealizm gencin dünyasında zirve noktasındadır. Genç çevresi ve kendisi ile sürekli bir yarış ve didişme içerisindedir. Aşırı sevinçler ve aşırı üzüntüler arasında mekik dokumaktadır. Kısaca genç söz, düşünce ve davranışlarında hep uç noktalardadır. Gerçekte bu durum alken kaçınılmaz olandır. Çünkü insan yavrusu ergenliğe adım atmakla yaşam evresinde köklü bir kriz dönemine girmiştir. Bedensel, bilişsel ve cinsel yönden çocukluk döneminden uzaklaşmış ve yetişkinlik dönemine ulaşacağı ara bir döneme girmiştir. Orantısız büyüyen el ve ayaklar bedensel sakarlığa, yanlı ve yanlış edinilmiş fikirler bilişsel eksikliğe ve doyurulmamış veya gayr-i ahlaki doyrulmuş cinsel dürtüler ruhsal açlığa neden olmaktadır. Tüm bu kargaşaların nedeni gerçekte bedensel ve zihinsel değişimlere yol açan gençlik hormonlarıdır. Hormonların yol açtığı bu kriz dönemi iyi yönetilemez ve çevresel etkilerle tetiklenirse yaşam boyu sürecek tamiri olanaksız kronik rahatsızlıklara neden olur. Bu rahatsızlıkların en ciddisi bireyin kendine olan temel güven duygusunu yitirmesi ve yaşam şevkinin sönmesidir.

Doğuştan güçlü bir savunma mekanizması ile yaratılan insan yavrusu bedensel ve zihinsel savunma mekanizmalarını tehdit olarak algıladığı her şeye karşı işletir.

Doğru veya yanlış bir bağışıklık sistemi geliştirir. Gencin geliştirdiği bu bağışıklık sistemi gerçekte kendisinden başka hiçbir ölçü tanımaz. Ancak genç birey, doğuştan gelen aidiyet hissine karşı koyamaz ve takdir edileceği, tüm eksikliklerine rağmen kabul görebileceği ailesinden farklı grup veya ortamlara yönelir. Genç için arkadaş çevresinin yanlışları ailesinin doğrularından çok daha çekicidir. Çünkü gençlik, doğru olan akli gerçekleri değil, beğenilme duygularının doyurulmasını arzulamaktadır.

Şu halde ne yapılmalıdır? Bu sorunun cevabı kendisi kadar kolay olmakla beraber ifade edilmesi ve uygulanması o denli sıkıntılıdır. Kısaca cevap; sevgi ve saygıdır. Sevgi ve saygı ne olduğu ve pratikte nasıl uygulanacağı konusu ise her düşünce sisteminde kendine göre bir anlama bürünür. İslam’ın insan yavrusunun yetişmesinde ve topluma sorunsuz olarak katılımında nasıl bir yöntem izlediği ilke bazında nettir. Ancak aynı netliği uygulamada görmek sanıldığı kadar net değildir. İslami düşüncenin korumakla yükümlü olduğu en önemli değerler arasında olan nesil emniyeti ilkesi incelendiğinde esasta korunmak istenenin aile ortamı olduğu kolaylıkla anlaşılır. İslam bireyi merkeze alır ve ona hitap eder. Ancak buradaki birey kendi başına toplumdan uzak birey değil, tam aksine toplum hayatının en yoğun olduğu ortamlarda yaşayan bireydir. İslami düşünce neslin emniyeti için gerekli olan sevgi ve saygının aile ortamında yeşereceğini öngörmüştür. Bu nedenle gayr-i meşru ilişkilerin sebep olacağı olumsuz ortamlarda yetişen nesillerin sevgiyi ve saygıyı gerçekte kazanamayacağına inanır. Bundan dolayı zinayı yasaklar, aile ilişkilerini çok önemser.

Aile bireyleri arasındaki ilişkilere büyük önem atfeder. İslam hukukunda da aynı anlayışın devamı olarak aile bağlarının kuvvetlendirilmesini savunur.
Sevgi ve saygının temelinde insanı eksik bir canlı olduğunun bilinmesi yatar. İnsan acizdir, acelecidir, bencildir. Hatalar yapar, sabırsızdır. Şu halde onun bu yönleri ile kabul edilmesi ve yanlış yapacağının peşinen kabul edilmesi gerekir. Tevbe ve af kavramlarının islami düşüncede en önemli kavramlar arasında sayılmasının nedenlerinden olması bu nedenledir. Alkolizm, uyuşturucu, düzensiz cinsel hayat, istenmeyen gebelikler, kötü yola düşme, suç şebekelerinin eline düşme gibi sayılmayacak olumsuz duruma düşülmemesi için insanı sevmek gerekir. Gençlerinin farklılıklarının korunması ve geliştirilmesi için ise saygı gerekir.

Kuşaklar arası bu sevgi ve saygı iki taraflı olması gerekir. Çünkü gençlik krizi yaşayan gençlerin muhatapları olan üst katmanların kendilerine ait başka krizler içerisinde olabileceklerini en azından ilkesel bazda bilmeleri gerekir. Toplum katmanları arasındaki bu bilgi alışverişinin sağlanmasının mutlaka sağlıklı metotlarının işletilmesi gerekir. En alt seviye olan duygudaşlık yönteminden en üst seviye olan sorumluluk bilincine kadar bütün mekanizmalar işletilerek kuşaklar arası sevgi ve saygının tesisi edilmesi gerekir. Teorik bazdaki doğruların ise en kısa zamanda uygulamada kendini göstermesi gerekir. Çünkü en kesin doğrular uygulama yeri ve zamanı konusunda yapılan yetersizlikler ve gecikmeler neticesinde olumsuz nedenlere sebep olabilmektedir. En iyi ilaçların dahi yanlış teşhis ve doz aşımı sonucunda yarar değil zarar verebileceği akıllardan çıkarılmamalıdır. Sevgi ve saygının etkili bir iletişimle kuşaklar arasında tesisi sorunları çözümü noktasında çok etkili bir yöntem olarak durmaktadır. İlke bazındaki bu gerçek daima geliştirilmeli ve geleceğin vizyonuna göre yeniden planlanmalıdır.

Tags: alparslan

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile