İş İlanları & Burslar
Cumartesi, 27 Ocak 2007 00:13
Allah'ın selamı rahmeti ve bereketi Sünnet-i Resule ittiba edenlerin üzerine olsun. Aşağıda yazacağım satırlar bir anlık tefekkürün yazıya dökülmesinden ibarettir. Sürç ü lisan etmiş isek affola. İşte o cümleler: "Saat 13.30. Harbiye'de Askeri Müze'nin yanındaki parkta soluklanmak maksadıyla oturdum. Bu parkın özelliği, gelmiş geçmiş tüm Türk büyüklerinin kellelerinin heykelinin yüksekçe bir taş üzerine kondurulmuş olması.. Bu hal TC’nin ana nazariyelerinden Milliyetçilik'in İstanbul'un göbeğindeki tezahürü olsa gerek. Bu heykellerden maksat nedir?
Acaba bizi birbirimize kenetleyecek olan ruh Milliyetçilik nazariyesinde mi mündemiçtir?
'BİZ' kelimesinden kastımın Müslümanlar olduğunu düşünür isek bu nazariyenin hakikatte hiç bir ehemmiyetinin olmadığını aşikârene bir şekilde ortaya çıkacaktır. Şayet 'BİZ' kelimesinden kastım, Türk ırkına mensup olanlar ise bu nazariye yine de hedeflediği uhuvveti gerçekleştiremeyecektir.
Tarihte açıkça müşahede edilmiştir ki, Müslüman olmayıp İslamlaşmayan Türkler ve İslam öncesi Türkler, gittikleri yerlerin toplumu içerisinde asimile olup erimişler ve öz benliklerini, kimliklerini kaybetmişlerdir (Bulgarlar, Macarlar Vb). Salt bir Milliyetçilik mefhumu, zamanımızda da Müslüman olmayan Türkleri bize kenetlemeyecektir, çünkü onlar kendilerini Türk hissetmemektedirler. Bu reddede şu da ayan beyan ortaya çıkmaktadır ki, İslamiyet öz benliğimizi korumada yardımcı bir unsur olmaktadır.
Öyleyse 'BİZ' kelimesinden kastımız Müslümanlar olmalı, bilahare de hedefimiz ümmet mefhumunun kalplerde yeniden neşv-ü neva bulmasını sağlamak olmalıdır. Kısır ve dar mefhumlardan (kavmiyetçilik, mezhepçilik vb) kendimizi kurtarıp, cihanşümul bir ümmet anlayışını müminlerin kalplerine nakşetmeliyiz.
Günümüz Türkiyesi de, Milliyetçilik nazariyesinin tutmadığın en bariz örneği olarak karşımızda durmaktadır. Cennetmekân Sultan 2. Abdulhamid Han'ın ehemmiyetle üzerinde durduğu Pan İslamizm politikası (ki bu politikayı hem şartlar gerektiriyordu hem de ümmetin gerçek manada uhuvvete ihtiyacı vardı) tatbik sahasına koymaya çalışacağımız en büyük hedef olmalıdır. O zaman Ümmet-i Muhammed'in uhuvvete nasıl ihtiyacı varsa, bugün daha fazla ihtiyacı vardır.
Orta doğuyu kan gölüne çeviren küffara karşı ancak bu şekilde karşı koyabiliriz. Bu hedefi biz gerçekleştiremesekte, bizden sonraki nesillerin bunu tatbik sahasına koyacaklarını ümit ediyoruz. Hal ve ahval onu gösteriyor ki, önümüzdeki seneler ulus-devlet modelini benimsemiş devletlerin çatırdayıp yıkılmasına şahit olacaktır.
Beşeri sistemlerin payidar olmayacakları aşikârdır. Bu sebeple ümmet-i Muhammed 'TEK BİR DEVLET, TEK BİR MİLLET' düsturunun bayraktarlığını yapmalıdır. Felahımız bu minvalde vuku bulacaktır. Akif ne güzel ifade etmiş:
Allah güven say'e sarıl hikmete ram ol
Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol
Allah yâr ve yardımcımız olsun. Muhakkak Allah Teala inananlarla beraberdir.
Müteyakkız olalım, müteyakkız kalalım. Vesselam..
Abdurrahman MIHCIOĞLU
Marmara Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi
İlahiyat 1. Sınıf
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


[İLANDIR]
Değerler Eğitimi Merkezi (DEM) genelde eğitim, özelde ise "değerler, değerler eğitimi, din eğitimi, ahlak eğitimi"

İstanbul'daki İlahiyat Fakültelerinin 2.ve 3. sınıf
öğrencilerinin ders dışı zamanlarını değerlendirmelerine katkı sağlamak
amacıyla İSAM tarafından akademik destek programı düzenlenmektedir.


Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için