Cuma, 10 Ekim 2008 01:02
Mahalle bakkalı kuş meraklısıydı ve özellikle papağanları; dudu kuşlarını çok seviyordu. Neden mi? Çünkü onları yaratan, mavi, yeşil ve sarı rengârenk boyamıştı.
Bir gün bakkalın işi çıktı ve
yarım saat kadar eve gitti. Papağan (dudu kuşu) her zamanki gibi dükkândaydı ve
etrafı gözetliyordu. O sırada dükkânda bir kedi gördü. Kedi küçük fareyi
kovalıyordu. Papağan çoğu kuş gibi kediden korktu ve kalbi hızlı hızlı atmaya
başladı. Korkusu bir kartopu gibi büyüyordu. Hemen bir yerlere sığınmayı ve
saklanmayı istedi. Fazla düşünmeden heyecanla uçtu. Kendisine güvenli bir yer
ararken bir gülyağı şişesine çaptı ve şişeyi yerinden aşağı düşürdü. Şişe yere
düşünce gürültüyle parçalandı ve içeriyi güzel bir gül kokusu kapladı. O
zamanlar bakkal dükkânları mini marketler gibiydi. Onlar parfümeri
mağazalarının işlerini de yapıyorlardı.
Vuruşla papağan kendinden geçti,
az sonra kendine geldi ama o günden sonra bir daha hiç konuşmadı. Bu arada
nedendir bilinmez, kafasındaki süslü ve onu güzelleştiren tüyleri de dökülmeye
başladı. Çok geçmeden dazlak ve biçimsiz bir kuş olmuştu.
Bakkal yaptığına bin pişmandı. Dükkânın
eski neşesi kalmadığı gibi, müşterileri de azalmaya başlamıştı. Adam kendi
kendine şöyle düşünüyordu:
“Ne
yaptım ben? Elim kırılsaydı da başına vurmaz olaydım.”
Kuşun tekrar konuşması ve eski
günlerin geri gelmesi için çok şey denedi, hatta fakirlere sadakalar bile
verdi. Üzgün dudu kuşu ne zaman konuşacak, eski neşeli ve güzel günler ne zaman
geri dönecekti?
Bir gün sokaktan kel kafalı biri
geçiyordu. Kafasının yalnız arka tarafında azıcık bir saç vardı. Adam papağanın
dikkatini çekince birden ona şöyle seslendi:
“Beyefendi!
Sen neden kel oldun, yoksa benim gibi gülyağı şişesi mi döktün?”
Hikâye neler söyler?
- İnsanlar da
hikâyedeki papağan gibi zaman zaman, hatta sık sık hata ederler. Herkesin
iyi yanları olduğu gibi kötü yanları da olabilir.
- İnsanların
iyilikleri kötülüklerine baskınsa, böylelerini “iyi insan” olarak görmek yerinde olur. Çünkü hatasız insan
olmaz.
- Bir başka
açıdan; papağan gibi gereksiz şeylerden korkmak ve kendimizi korkuya
şartlandırmak zararlara sebep olabilir. Ayrıca akıl ve mantıkla değil de,
kör his ve yersiz heveslerle hareket etmek, bize de gülyağı şişelerini
döktürebilir.
- Cezalar hatalara
göre verilmelidir: Küçük hatalara büyük cezalar adaletsizlik ve zulümdür.
Bu tür yersizliklerin sonu pişmanlıktır. Hatta bazı küçük hata ve kusurlar
affedilmeli ve onların düzeltilmesine imkân verilmelidir.
- Her insan
kendi dünyasının rengiyle dış âleme bakar ve ona göre dış dünyayı anlar ve
idrak eder. İç dünyası bulutluysa, dış dünyayı ve olayları da o atmosferde
değerlendirir. Papağan kelin kelliğini gül yağı şişesini dökmeye bağlamadı
mı? Çünkü kendisi de gülyağı şişesini döktükten sonra kel olmuştu.
Prof.
Dr. Murat Sarıcık
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için